13. Hukuk Dairesi 2017/2940 E. , 2017/9363 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı şirketler ile arasında 18.10.2010 tarihli Avukatlık Ücret Sözleşmesi akdedilerek vekalet ilişkisi kurulduğunu, 23.12.2013 tarihinden itibaren 18.02.2010 tarihli Avukatlık Ücret Sözleşmesinin sonlandırılması hususunda taraflar arasında görüşmelerin başladığını,... 39 Noterliği"nin 10.03.2014 tarihli ihtarnamesi ile sözleşmenin ihtarnamesinin tebliğinden itibaren 3 ay sonrası itibariyle feshedildiğinin bildirildiğini, azilname gönderilmesi ve ihtarnamede vekalet ücretine ilişkin faturanın ihtarname ekinde gönderildiğini, ihtarnamenin tebliğine rağmen davalılarca ne fatura bedelinin ödendiğini ne de azilnamenin gönderildiğini, taraflar arasındaki Avukatlık Ücret Sözleşmesinin 5.1.maddesi uyarınca hak kazanılan vekalet ücretinin tarafına ödenmesinin gerektiğini, davalılar tarafından sözleşmesel ilişkinin temelini oluşturan güven unsurunun açıkça ihlal edildiğini, Avukatlık Kanunu"nun 174. maddesine göre haksız azil halinde, anılan madde uyarınca avukatlık ücretinin tamamının ödenmesinin gerektiğini, haksız azledilen vekilin avukatlık ücretinin ücret sözleşmesinde kararlaştırılan ücretinin tamamı olduğunu, ilgili kanunun 164.maddesinin son fıkrasında "dava sonunda kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücreti avukata aittir "hükmünün getirildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL Avukatlık Ücret Sözleşmesinden doğan alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının avukat olup, avukatlık ücret tarifelerine göre alacağını kolayca hesaplayabilecek ve davasını bu değer üzerinden açabilecek imkana sahip olduğu bu nedenle davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmasında davacının hukuki menfaati bulunmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Belirsiz alacak davası; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 107. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklının, hukukî ilişki ile asgarî bir miktar ya da değer belirterek alacak davası açabilmesi belirsiz alacak davası ile mümkündür.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 109. maddesinde kısmî dava düzenlenmiş olup, davacının aynı hukukî ilişkiden kaynaklanan alacağının veya hakkının tümünü değil, belirli bir kısmını talep ederek açtığı davaya kısmî dava denir. Kısmî dava niteliği itibariyle bölünebilir talepler için söz konusudur.
Somut uyuşmazlıkta, iddianın ileri sürülüş biçimi açısından davanın niteliği değerlendirildiğinde; Davacı vekilinin dilekçenin sonuç kısmında, ....fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000, 00 TL Avukatlık Ücret Sözleşmesinden doğan alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline .... karar verilmesini talep ettiği görülmektedir. Bu durumda davanın kısmi dava niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
Hâl böyle olunca; davacının kısmi dava açmakta hukuki yararının bulunduğu anlaşıldığından, yerel mahkemece işin esasına girilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken hatalı ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren ... gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10/10/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.