10. Hukuk Dairesi 2016/15697 E. , 2019/3992 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, ödeme emrinin iptali ve haczin kaldırılması istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Tüzel kişi işverenlerin ortak ve yetkililerinin kamu alacaklarından sorumluluğu, 6183 sayılı Kanunun 35, mükerrer 35, mülga 506 sayılı Kanunun 80. ve bazı maddeleri dışında 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun 88. maddesinde düzenlenmiştir.
506 sayılı Kanunun 80/12 maddesi, “Sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşların tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.” hükmünü öngörmüş, 5510 sayılı Kanunun 88/20 maddesi de bazı farklar dışında anılan maddeye paralel düzenleme getirmiş olup, “Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.” hükmünü öngörmüştür.
6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. maddesinde de “Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. Bu madde hükmü, yabancı şahıs veya kurumların Türkiye’deki mümessilleri hakkında da uygulanır. Tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmaları, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmaz. Temsilciler, teşekkülü idare edenler veya mümessiller, bu madde gereğince ödedikleri tutarlar için asıl amme borçlusuna rücu edebilirler.” hükmü düzenlenmiştir.
6762 sayılı ... Ticaret Kanununda idare ve temsil 317 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. 317"nci maddede; Anonim şirketin idare meclisi tarafından idare ve temsil olunacağı 319"ncu maddede; esas mukavelede idare ve temsil işlerinin idare meclisi azaları arasında taksim edilip edilmiyeceği ve taksim edilecekse bunun nasıl yapılacağının tesbit olunacağı, idare meclisinin en az bir azasına şirketi temsil salahiyeti verileceğini,esas mukavele ile temsil salahiyetinin ve idare işlerinin hepsini veya bazılarını idare meclisi azası olan murahhaslara veya pay sahibi olmaları zaruri bulunmıyan müdürlere bırakabilmek için umumi heyete veya idare meclisine salahiyet verilebileceği, bu gibi kayıtlar bulunmadığı takdirde 317"nci madde hükmü gereği idare meclisinin temsil ve ilzam yetkisi olduğu düzenlenmiştir.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; prim borçlusu A.Ş."nin prim borcundan dolayı davacı hakkında 2010/13736, 2010/13204, 2010/13738, 2010/13737 sayılı takip dosyalarıyla, 2007/3-2009/12 aylar arasındaki prim borçlarının tahsili için takip yapıldığı, 15.09.2014 tarihinde ödeme emirlerinin davacıya tebliğ edildiği, 22.09.2014 tarihinde süresinde, borç dönemleri itibariyle temsil ve ilzam yetkisi olmadığı, borçlardan sorumlu olmadığı iddiasıyla dava açıldığı, davacının emekli maaşına 2006/18552, 2006/32925, 2008/14247 takip sayılı dosyalarından haciz konularak kesintiler yapıldığı, işbu takip dosyalarından davacı adına düzenlenmiş ve tebliğ edilmiş ödeme emirlerinin olmadığı, 03.05.2005 tarihli genel kurul kararıyla davacının başkan vekili olmasına, yönetim kurulu başkanı ve genel müdür Yahya Serkan"ın münferiden şirketi temsil ve ilzam etmesine karar verildiği, 14.4.2008 tarihli genel kurulda, davacının yönetim kurulu başkan vekili olmasına, şirketi, başkan ve başkan vekili olarak davacının ve genel müdür Yahya Serkan"ın temsil ve ilzam etmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davacının emekli maaşına konulan hacizlerin kaldırılmasına karar verilmiş olması yerindedir.
Dosya kapsamına göre davacının 14.4.2008 tarihi öncesinde temsil ve ilzam yetkisinin olmadığı anlaşılmakla; 2008/3 döneminden itibaren prim ve gecikme zammından sorumlu olduğu kabul edilerek bu kapsamda haksız çıkma tazminatına hükmedilmelidir.
Dava konusu takipler davacı hakkında yapılmış olmakla, prim borçlusu şirketin 25.01.2010 tarihinde iflas etmiş olmasından dolayı 25.01.2010 tarihinden sonraki dönem için hesaplanan gecikme zammı kısmının iptaline karar verilmesi hatalı olmuştur.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 06.05.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.