12. Ceza Dairesi 2019/1086 E. , 2019/5762 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Sulh Ceza Hakimliği
Taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Mucur Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 05/06/2018 tarihli ve 2018/49 soruşturma, 2018/246 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin mercii Kırşehir Sulh Ceza Hâkimliğinin 17/07/2018 tarihli ve 2018/1168 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
55271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu,
Somut olayda, şüpheli ..."ın idaresindeki ... plakalı çekici aracın arkasında ... plakalı yarı römork bağlı olduğu halde Kırşehir istikametinden Kayseri istikametine doğru gitmekteyken trafik kazasının meydana geldiği, bu kazada ..."ın kullanmış olduğu aracın kupasının bir kısmının sol şerit üzerinde kaldığı, bu kazadan sonra aynı yönde seyreden ..."ın sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobili ile şüpheli ..."ın kaza yapmış olduğu yere geldiğinde direksiyon hakimiyetini kaybetmesi neticesinde trafik kazasının meydana geldiği, kusur tespiti için Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen raporda sürücü ..."ın asli kusurlu olduğu, sürücü ..."ın kusursuz olduğunun belirtildiğinden bahisle Kırşehir Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmış ise de, dosya içerisinde kusur tespitine ilişkin olarak aynı olayla ilgili Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığının aynı heyeti tarafından düzenlenen farklı tarihli iki raporun bulunduğu, 18/05/2018 tarihli ilk raporda ..."ın asli kusurlu ve ..."ın kusursuz olduğunun, 23/05/2018 tarihli ikinci raporda ise ilk raporun aksine ..."ın kusursuz ve ..."ın asli kusurlu olduğunun bildirildiğinini anlaşılması karşısında aynı olaya ilişkin olarak tanzim edilen, ancak tarihleri ve sonuç kısmı farklı iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiği gözetilmeden, yapılan eksik soruşturma sonucu verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığının 17.01.2019 gün ve 94660652-105-40-10976-2018-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.01.2019 gün ve 2019/2717 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Şüpheli ...’ın sevk ve idaresindeki çekici ve çekiciye bağlı yarı römork ile 27.01.2018 tarihinde saat 07.40 sıralarında, meskun mahal dışı, bölünmüş devlet kara yolunda, düşeyde eğimsiz, yatayda düz, yol yüzeyi buzlu yolda seyir halinde iken, olay yerine geldiğinde direksiyon hakimiyetini kaybederek orta refüje çarpıp orta refüjde kayarak durduğu, aracın kupasının bir kısmının da sol şerit üzerinde kaldığı, şüphelinin reflektör olmadığı için reflektör koymadığı, tırın dörtlülerini yaktığı, şüpheli ve yardıma gelen tır şoförü tanık ...’ın ifadelerinde, yola çıkarak gelen sürücüleri cep telefonu ışığı ile uyardıkları, bu olaydan yaklaşık yarım saat sonra aynı yönde seyreden sürücü ..."ın kazayı görmesi ile birlikte frene bastığı ve otomobilin direksiyon hakimiyetini kaybederek, çekicinin arka sağ tekerlek ve yan kısmına çarpması neticesinde bir kişinin öldüğü ve dört kişinin yaralandığı olayda; otomobilde yolcu olarak bulunan ölenin kızı 2002 doğumlu ...’ın 30.01.2018 tarihli ifadesinde “... Kaza yaptığımız mahale yakın bir tırın kaza yapmış olduğunu görünce babam yavaşlamaya çalıştı. Hatta annem sordu “ne olmuş orda” diye, babam da “tır kaza yapmış” dedi. Biz ilk önce tırı gördük. Biraz daha yaklaşınca tırın önünde biri olduğunu, bize durmamız için işaret yaptığını fark ettik. Babam ilk önce yavaşladı fakat yol kayınca araç sağa sola gitmeye başladı. Daha sonra da tıra çarptı. ...” şeklindeki ifadesi ve Ankara Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 18.05.2018 tarihli raporunda, şüpheli ...’ın kusursuz olduğu, ölen otomobil sürücüsünün “...meskun mahal dışında gündüz vakti açık havada buzlu zeminde seyri sırasında hızını yol ve zemin durumuna göre ayarlamadığı, bu haliyle geldiği olay yerinde ön ilerisinde kaza yapmış vaziyette bulunan ve kupasıyla sol şeridin bir kısmını kapatmış durumdaki arkasında yarı römork bağlı çekiciyi ve kendisine işaret yapan kişiyi gördüğünde fren yapıp direksiyon hakimiyetini kaybederek aracının sağ ön ve arka kapı kısmı ile çekicinin arka sağ tekerlek ve yan kısmına çarpmasıyla meydana gelen olayda dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı hareketiyle asli kusurludur...” raporu tanzim edildiği ancak raporun “SONUÇ” kısmında tam tersi şüpheli... asli kusurlu, ölenin kusursuz yazıldığı; Ankara Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 23.05.2018 tarihli ikinci raporunda birinci raporun sonuç kısmının sehven yanlış yazıldığına değinilerek, meydana gelen olayda tır sürücüsü ...’ın, “....yaklaşan araçları uyarmakta olduğu sırada arkasından aynı yönde seyirle gelen otomobilin kontrolden çıkarak sağ ön ve arka kapı kısmı ile çekicinin arka sağ tekerlek ve yan kısmına çarpmasıyla meydana gelen olayın oluşumu üzerine etken hatalı tutum ve davranışı bulunmadığından sonuçta atfı kabil kusuru yoktur...” denilmek suretiyle şüphelinin kusursuz olduğunun tespiti karşısında, tüm dosya kapsamının incelenmesinden yeniden uzman bilirkişi raporunun alınmasının sonuca etkili olmayacağı, şüphelinin üzerine atılı suçu işleyip işlemediklerine dair tüm araştırmaların soruşturma sürecinde yerine getirildiği anlaşılmakla, Kırşehir Sulh Ceza Hakimliğinin 17.07.2018 tarihli ve 2018/1168 değişik iş sayılı kararında dosya kapsamına göre bir isabetsizlik görülmemiş olup,
Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görülmediğinden, Kırşehir Sulh Ceza Hâkimliğinin 15/05/2018 tarihli ve 2018/805 değişik iş sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma talebinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca REDDİNE, dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.05.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.