10. Hukuk Dairesi 2016/13958 E. , 2019/3751 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
KARAR
Dava, ödeme emrinin iptali ve ihtiyati haczin kaldırılması istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
6183 sayılı Kanunun “Ödeme emri” başlıklı 55. maddesinin ilk fıkrasında; kamu alacağını vadesinde ödemeyenlere, yedi gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları gereğinin bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; “Ödeme emrine itiraz” başlığını taşıyan 58. maddesinin birinci fıkrasında; kendisine ödeme emri tebliğ olunan kişinin, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde itirazda bulunabileceği belirtilmiştir.
Görüldüğü gibi; “menfi tespit” niteliğindeki ödeme emrine itiraz/ödeme emrinin iptali davasının yedi günlük hak düşürücü süre içerisinde açılması zorunlu olduğu gibi, kendisine ödeme emri gönderilen borçlunun itirazları da üç nedenle sınırlandırılmıştır. Davanın yasal dayanağını oluşturan 6183 sayılı Kanunun 58. maddesine göre; kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren yedi (7) gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir. İtiraz etmezse borç kesinleşmiş olur.
Somut olaya bakıldığında; dava dışı Ltd Şti"nin prim borcundan dolayı davacı hakkında 2011/55771 takip nolu ödeme emri düzenlendiği, borç dönemlerinin 1998/11-2000/2 dönemleri olduğu, tebliğe çıkarılmasına rağmen tebliğ edilemediği, 21.07.2014 tarihinde davacı adına kayıtlı araç üzerine ihtiyati haciz şerhi konulduğu, davacı tarafından ödeme emrinin iptali ve ihtiyati haciz şerhinin kaldırılması isteminde bulunulduğu anlaşılmakla davanın ödeme emri iptali değil de menfi tespit davası olarak değerlendirilmesi gerekmekte iken, yazılı şekilde değerlendirme yapılması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki; bu aykırılıkların giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hüküm bozulmamalı, 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi dikkate alınarak 1086 sayılı Kanunun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
S O N U Ç : Hükmün birinci bendinin tamamen silinerek yerine "Davacının davasının kabulüne, 2011/55771 takip nolu 1998/11-2000/2 dönemleri prim borçlarından sorumlu olmadığının tespiti ile takip dosyasından davacının mal varlıklarına konulan ihtiyati haczin kaldırılmasına"cümlesinin yazılmasına ve bu şekliyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Üye ..."ın muhalefetine karşı, Başkan ... ve Üyeler ..., ..., ..."ün oyları ve oyçokluğu ile 22.04.2019 gününde karar verildi.
KARŞI OY
Daire çoğunluğu ile aramızdaki ihtilaf; ihtiyati haczin kaldırılması istemine yönelik somut uyuşmazlığın çözümlenmesinde, mahkemece gözetilmesi gereken usul ve esasa ilişkin incelenme yönteminin kapsamının nasıl belirleneceği noktasına ilişkindir.
Dava dışı limited şirketin, 1998/11 ila 2000/2. aylara ait prim borcundan dolayı ortak sıfatıyla davacı adına düzenlenen 2011/55771 takip no"lu ödeme emrinin davacıya tebliğ edilemediği ancak 21.07.2014 tarihinde davacı adına kayıtlı araç üzerine davalı Kurumca ihtiyati haciz konulduğu hususu Daire çoğunluğunun kabulünde olup, eldeki davayla da zamanaşımı nedeniyle ödeme emrinin iptali ile ihtiyati haczin kaldırılması talep edilmiş, mahkemece zamanaşımının geçmesi nedeniyle yapılan takip ve konulan ihtiyati haczin yerinde olmadığı gerekçesiyle takip ve haczin kaldırılmasına hükmedilmiştir. Daire çoğunluğu ise davanın ödeme emrinin iptali davası olmayıp menfi tespit davası niteliğinde bulunduğuna ve davacının anılan ödeme emrine konu borçtan sorumlu olmadığının tespiti ile konulan ihtiyati haczin kaldırılmasına karar vererek hükmü düzelterek onamıştır.
6183 sayılı Yasanın 13. maddesi “İhtiyati haciz aşağıdaki hallerden herhangi birinin mevcudiyeti takdirinde hiçbir müddetle mukayyet olmaksızın alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurunun kararıyla, haczin ne suretle yapılacağına dair olan hükümlere göre, derhal tatbik olunur:
1. 9"uncu madde gereğince teminat istenmesini mucip haller mevcut ise,
2. Borçlunun belli ikametgahı yoksa,
3. Borçlu kaçmışsa veya kaçması, mallarını kaçırması ve hileli yollara sapması ihtimalleri varsa,
4. Borçludan teminat göstermesi istendiği halde belli müddette teminat veya kefil göstermemiş yahut şahsi kefalet teklifi veya gösterdiği kefil kabul edilmemişse,
5. Mal bildirimine çağrılan borçlu belli müddet içinde mal bildiriminde bulunmamış veya noksan bildirimde bulunuşsa,
6. Hüküm sadır olmuş bulunsun bulunmasın para cezasını müstelzim fiil dolayısıyla amme davası açılmış ise,
7. İptali istenen muamele ve tasarrufun mevzuunu teşkil eden mallar, bu mallar elden çıkarılmışsa elden çıkaranın diğer malları hakkında uygulanmak üzere, bu kanunun 27, 29, 30"uncu maddelerinin tatbikini icabettiren haller varsa.” hükmünü, anılan kanunun 15. maddesi ise “ Haklarında ihtiyati haciz tatbik olunanlar haczin tatbiki, gıyapta yapılan hacizlerde haczin tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi mahkemesi nezdinde ihtiyati haciz sebebine itiraz edebilirler. İtirazın şekli ve incelenmesi hususunda Vergi Usul Kanunu hükümleri tatbik olunur. Bu ihtilaflar vergi mahkemelerince diğer işlere takdimen incelenir ve karara bağlanır. Vergi mahkemelerinin bu konuda verecekleri kararlar kesindir.” hükmünü içermektedir.
Bağımsız vergi daireleri yönergesinde ihtiyati haciz “ İleride tahakkuk edecek olan veya henüz vadesi gelmemiş bulunan ya da vadesi geçtiği halde ödeme emri tebliğ edilmemiş bulunan kamu alacağının tahsil güvenliğini sağlamak üzere yapılan haciz” olarak tanımlanmıştır. İhtiyati haciz, idari bir tasarruf niteliğinde olan icrai bir karara dayanılarak resen uygulanır ve kamu alacağının teminat altına alınarak mükelleflerin mal kaçırmalarına engel olunması amacına hizmet eder. 6183 sayılı Kanunun 13. maddesinde belirtilen sebeplerin gerçekleşmesi halinde hiçbir süreye bağlı kalmaksızın alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurunun kararıyla ihtiyati haciz kararı verileceği ve anılan kanunun 15. maddesinde ise huzurda tatbik olunan hacze bu tarihten gıyapta yapılan hacizlerde de tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde ihtiyati haciz sebebine itiraz edilebileceği öngörülmüştür. Dolayısıyla 6183 sayılı Kanunun 15. maddesinin açık hükmü karşısında ihtiyati hacze yönelik itiraz davalarında sadece aynı kanunun 13. maddesinde 7 bent halinde gösterilen ihtiyati haciz sebeplerinin gerçekleşmediği yönünde itirazda bulunulabilir buna karşılık kamu alacağının özüne ilişkin itirazlar ve bu kapsamda kamu borcunun zamanaşımına uğradığına yönelik itiraz ve uyuşmazlıklar bu tür davalarda dikkate alınamaz. Aksinin kabulü kamu alacağının teminat altına alınması ve kamu borçlusunun mal kaçırmasının önlenmesi amacına yönelik hükümler içeren 6183 sayılı kanunun 13. ve 15. maddelerinin açık düzenlemesine aykırılık teşkil eder.
Mahkemece, 6183 sayılı Kanunun 13. maddesinde belirtilen şartların gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, kamu alacağının zamanaşımına uğradığı hususu gerekçe gösterilerek ve alacağın esasına ilişkin bir değerlendirme yapılarak yazılı şekilde karar verilmesinin isabetsiz olduğu kanaatiyle sayın çoğunluğun görüşlerine katılamıyorum.