Abaküs Yazılım
7. Hukuk Dairesi
Esas No: 2008/3104
Karar No: 2008/4412
Karar Tarihi: 23.10.2008

Hazine Adına Kayıt - Mera Tahsisi - Ziyetlik Araştırması - Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2008/3104 Esas 2008/4412 Karar Sayılı İlamı

 

 

7. Hukuk Dairesi 2008/3104 E., 2008/4412 K.

7. Hukuk Dairesi 2008/3104 E., 2008/4412 K.

  • HAZİNE ADINA KAYIT
  • MERA TAHSİSİ
  • ZİYETLİK ARAŞTIRMASI

 

  • 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 10 ]
  • 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 13 ]
  • 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 14 ]
  • 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 20 ]
  • 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 46 ]

"İçtihat Metni"

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay"ca incelenmesi davacı ve davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:

Davacı tarafın temyizi yargılama giderlerinden sayılan avukatlık parasıyla ilgili hükme, davalı hazinenin temyizi ise esasa ilişkindir. Mahkemece, dava ve temyize konu 341 ada 105 parsel sayılı taşınmazın davacı tarafın tutunduğu hazinenin taraf olduğu, tescil hükmüyle oluşan tapu kaydının kapsamında kaldığı, taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olmadığı, taraflar arasında kesin hükmün bulunduğu, tespit gününde adına tescile karar verilen zilyet davacı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13, 46/1 ve 14.maddesi hükmünde öngörülen mülk edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, soruşturma ve uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. Dava konusu taşınmaza ait tesbit tutanağı ve eki belgeler 3402 sayılı Kadastro Kanununun 10. maddesi hükmü uyarınca kadastro komisyonunca kadastro mahkemesine yetkisizlik nedeniyle aktarılmıştır. Hal böyle olunca yanlar arasındaki uyuşmazlık iddianın öne sürülüş biçimi davalı hazinenin savunması, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgeler ile tutanak ve eklerinin 3402 sayılı Kadastro Kanununun 10. maddesi hükmü uyarınca Kadastro Mahkemesine aktarıldığı dikkate alındığında gerçekten yanlar arasında kesin hüküm bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir. Hal böyle olunca somut olayda öncelikle tarafların dayandığı kayıtların sağlıklı biçimde belirlenmesi gerekir. Ne varki, taraf kayıtlarının uygulaması yetersiz olduğu, davalı hazinenin tutunduğu mera tahsis kaydının oluşma nedeni dikkate alındığında 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisinin yapılmış ve bu yönetimsel işlemlerin haritaya bağlanmış olması gerekir. Ne varki mahkemece bu olgular üzerinde gereği gibi durulmamıştır.

Kural olarak 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca kayıtların haritaya dayanmaları halinde kapsamlarının haritasına göre belirlenmesi gerekir. Bu konuda uzman bilirkişinin düzenlediği harita ve eki raporda yetersizdir. Gerçekten tarafların tutunduğu kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri yöntemine uygun biçimde gösterilmemiş olduğu gibi az yukarıda vurgulandığı üzere mera tahsis haritasının da yerine yöntemine uygun biçimde uygulanarak kapsamının belirlenmesi bu yolla taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olup olmadığının da belirlenmesi zorunludur. Kural olarak, mahkemece bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın yetkili idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesi yada taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğinde mera olarak kullanılagelmiş olmasına bağlıdır. O halde uyuşmazlığın saptanan niteliği dikkate alınarak taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753-5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılmış ise Özel İdare Müdürlüğünden, 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca taşınmazın bulunduğu bölgede mera tahsisi yapılmamış ise aynı doğrultudaki araştırma, 4342 sayılı Yasa uyarınca, Mülki Amirlikten sorulup saptanması zorunludur.

Mahkemece bu doğrultuda yöntemine uygun bir araştırma ve soruşturma yapılmamıştır. Kuşkusuz 4753 ve 5618 sayılı Yasalar ile 4342 sayılı Yasalar uyarınca taşınmazın bulunduğu bölgede mera tahsisi yapılmamış ise, aynı doğrultudaki araştırma dava sonucunda yararı olmayan çekişmeli taşınmazın bulunduğu köye komşu belde yada köyler halkından seçilecek elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile uyuşmazlık çözümlenecektir. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Özel İdare, Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünden, 4342 sayılı Yasa uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı ise Mülki Amirlikten ayrı, ayrı sorulup saptanmalı, yapılmış ve bu yönetimsel işlemler kesinleşmiş ise mera tahsis haritası ve eki belgeler yerinden getirtilmeli, özellikle hazinenin tutunduğu mera tahsis haritasının temeleni oluşturan belirtmelik tutanağı ve eki belgeler de Özel İdare Müdürlüğünden getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazın bulunduğu belde yada köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklar ve uzman bilirkişi, tapu fen memuru ve uzman ziraatçi bilirkişi, tesbit ve belirtmelik tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritası ile taraf tapu kayıtlarının dayanağı haritaların ölçeği kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerine haritalar çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden varsa değişmez nitelikte sınır yeri sayılabilecek kişi taşınmazlarından da yararlanılmalı, bu yolla dava konusu taşınmazın mera tahsis haritası ile tarafların tutunduğu kayıtların kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılmamış ise yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda bilirkişi ve tanıklardan ayrı, ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, tespitte saptanan hukuksal olgu dikkate alınarak taşınmazın mera olup olmadığı yolunda tesbit tutanağı bilirkişilerinden de ayrıntılı, gerekçeli, olaylara dayalı bilgiler alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit ve belirtmelik tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde belirtmelik tutanağı bilirkişileri ve tespit tutanağı bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tespit tutanağı ve belirtmelik tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki duraksamasız giderilmeli, öte yandan uzman ziraatçi bilirkişi aracılığıyla taşınmaz bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazın toprak yapısı mukayese edilmeli, bu fiziksel olgular da keşif tutanağına geçirilmeli, dava konusu taşınmazlara komşu taşınmazların tespitlerine bir kayıt ve belge esas alınmamış ise tesbit tutanakları içeriğinde vurgulanan maddi ve hukuki olgularla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, bir kayıt ve belge esas alınmış ise sözü edilen belgelerin nizalı parsel yönünü ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği incelenmeli,davalı olup olmadıkları tespitlerinin kesinleşip kesinleşmediği incelenip irdelenmeli, dava konusu taşınmazın tümü yada bir bölümü davacı tarafın tutunduğu tescil hükmüyle oluşan tapu kaydının kapsamı dışında kaldığı ve mera olmadığı saptandığı takdirde yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı, ayrı olaylara dayalı bilgi alınmalı, özellikle uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, yanlar arasında koşulları usulün 237. maddesi hükmünde tanımlanan biçimde kesin hükmün varlığı saptandığı takdirde kesin hükmün kapsamı ve miktarıyla geçerli olduğu sonraki günlü uyuşmazlıkların başka delil aranmaksızın kesin hükme göre çözümlenmesinin zorunlu olduğu, bu olgunun kamu düzenine ilişkin olup istek olmasa da yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gerektiği düşünülmeli, zilyetliğe ilişkin deliller değerlendirilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller usulün 237. maddesi hükmü eşliğinde 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13, 14, 46/1, 18, 16/B ve 14/son maddeleri hükümlerine göre birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.

Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı N... B... ve davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davacı tarafa iadesine, 23.10.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.
 

 

 

Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


Avukat Web Sitesi