18. Ceza Dairesi 2019/8837 E. , 2019/15601 K.
"İçtihat Metni"
KARAR
Hakaret suçundan sanık ... hakkında akıl hastası olduğu ve ceza ehliyetinin bulunmadığından bahisle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 32/1 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/3-a maddeleri gereğince ceza verilmesine yer olmadığına, 5237 sayılı Kanun’un 32/1-2. cümle ve 57/1. maddeleri uyarınca güvenlik tedbiri uygulanmasına, sanığın koruma ve tedavi altına alınmasına dair Menemen 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/07/2018 tarihli ve 2017/418 esas, 2018/709 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
İstem yazısında; "Dosya kapsamına göre, emsal nitelikteki Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 23/01/2019 tarihli ve 2018/5704 esas, 2019/919 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, sanığın suç tarihi itibariyle akıl hastalığı bulunup bulunmadığının, Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesinden veye tam teşekküllü Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanlıklarından alınacak sağlık kurulu raporu ile tespiti gerekirken 18/05/2018 tarihli Menemen Devlet Hastanesinden alınan tek hekim raporuna göre yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03/04/2012 gün ve 10/438-141 sayılı kararında belirtildiği üzere, öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı CMK’nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14/11/1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir. (Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı kararı da bu doğrultudadır.)
İnceleme konusu somut olayda; sanık hakkında 24/11/2017 tarihli Alsancak Nevvar Salih İşgören Devlet Hastanesi psikiyatri uzmanı tarafından düzenlenen raporda "..."in bipolar bozukluk akut manik atak tanısıyla ilaç tedavisi düzenlendiği, suç tarihi olan 20/03/2017 tarihinde hastanın TCK"nın 32/1. maddesi kapsamında değerlendirilmesinin uygun olacağı, şu anki haliyle akut atağının yatıştığı, gözlem altına alınmasının gerek olmadığı" kanaati ile görüş bildirildiği, 18/05/2018 tarihli Menemen Devlet Hastanesi"nin Ruh Sağlığı ve Hastalıkları uzmanı tarafından düzenlenen tek hekimli rapora göre de "hastanın ilgili suçla ilişkili olarak TCK"nın 32/1. maddesi kapsamında değerlendirilmesinin uygun olacağı" kanaati bildirilmiş olup, Yerel Mahkemece bu raporlar dikkate alınarak sanık hakkında hakaret eylemi sabit olmakla TCK"nın 32/1 ve CMK"nın 223/3-a maddeleri gereğince ceza verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece, deliller değerlendirilerek alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterli görüldüğü, bilirkişi raporunun yetersiz olduğunun ancak olağan yasa yolunda ileri sürülebileceği, hükümde açık bir hukuka aykırılık olmadığı anlaşıldığından, delil takdiri yapılarak verilen bu karar aleyhine, takdirde yanılgıya düşüldüğünden bahisle, kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacağından, kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, Kanun yararına bozma isteminin takdire ilişkin olması nedeniyle yerinde görülmediğinden, CMK"nın 309. maddesi koşullarını taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE, dosyanın Yüksek Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"na TEVDİİNE, 06/11/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.