23. Hukuk Dairesi 2016/3426 E. , 2016/3890 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın açılmamış sayılmasına yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, müvekkilince, borçlu .... hakkında ihtiyati haciz kararı alınarak başlatılan icra takibinde, borçlunun taşınmazlarına 30.12.2014 tarihinde haciz şerhinin işlendiğini, borçlunun taşınmazlarının 31.07.2015 tarihinde yapılan ihaleler sonucunda satıldığını, ihale sonucu düzenlenen sıra cetvellerinin 10.09.2015 tarihinde tebliğ edildiğini, sıra cetvellerine konu paranın tamamının ..... sayılı dosyasında alacaklı davalı ..."a ödenmesine ve söz konusu taşınmazlar üzerine kesinleşmiş olan ilk ihtiyati haciz müvekkiline ait olmasına rağmen müvekkilinin icra dosyasına pay ayrılmasına yer olmadığına karar verildiğini, davalının takibine dayanak faturada borçlu imzası olmadığı gibi, borçlu tarafından kabul edilmemiş, borçluya tebliğ edilmemiş, borçlunun defterine kaydedilmemiş, gerçekliği olmayan bir fatura olduğunu, davalının takibe konu alacağının İİK"nın 100. maddesinde sayılan belgelerden de olmadığını, davalının ihtiyati haczinin müvekkili ihtiyati haczinden sonra kesinleştiğini, davalının takibine konu faturanın her zaman düzenlenebilir olduğunu, muvazaalı icra takibi söz konusu olduğunu, ispat yükünün davalıda olduğunu ileri sürerek, davaya konu sıra cetvellerinde davalı tarafa ödenmesine karar verilen meblağların taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevap vermek için tarafına tebliğ yapılması gerektiğini belirtmiştir.
Mahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; dava dilekçesinde davalının adresi bildirilmediğinden tensip zaptı ile birlikte davacı vekiline davalının adresini bildirmesi için tensip zaptının tebliği tarihinden itibaren bir haftalık kesin süre verildiği, verilen kesin süre içinde davacı vekilince davalının tebligata yarar açık adresinin bildirilmediği, HMK"nın 119/1. fıkrasının b bendi gereğince davacı ile davalının adı, soyadı ve adreslerinin dava dilekçesinde bulunmasının dava dilekçesinin zorunlu unsurlarından olduğu, aynı maddenin 2. fıkrasında; "Birinci fıkranın (a), (d), (e), (f) ve (g) bentleri dışında kalan hususların eksik olması hâlinde, hâkim davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde dava açılmamış sayılır." şeklinde düzenlenme bulunduğu, dava dilekçesinde husumet yöneltilen davalının adresinin muhtıranın tebliğinden itibaren yedi günlük kesin süre içinde bildirilmesi, aksi taktirde davanın açılmamış sayılacağına karar verileceği ihtarını içerir tensip zaptının davacı vekiline 23.10.2015 tarihinde tebliğ edildiği, davacı yanın tebliğ tarihinden itibaren bir haftalık kesin süre içerisinde davalının tebligata yarar açık adresini bildirmediği gerekçesiyle, davanın 6100 sayılı HMK"nın 119/2. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, muvazaa nedenine dayalı sıra cetveline itiraza ilişkindir.
../..
S.2.
Yargıtay Dergisi, Ocak-Nisan 2015, Cilt 41, Sayı 1-2, Sayfa 235 ve devamında yayınlanan Mesude Altunel imzalı, ""Dava Dilekçesinde Davalının Adres Bilgisi"" konulu makalede;
"Davacı taraf, davalının adresini bilmiyorsa; dava dilekçesine yazamaz. Bazen de gönderilen tebligatın iade olması neticesinde, davacının dava dilekçesinde bildirdiği adresin davalının geçerli adresi olmadığı anlaşılır. Kişisel verilerin gizliliği kuralından mütevellit davacı, davalının adresini ilgili mercilerden bizzat araştıramaz; örneğin, nüfus müdürlüğünden adres bilgisini elde edemez; emniyet birimlerinden adres araştırması isteyemez. Hal böyle iken, ""mahkemece davalının adresinin araştırılması zorunlu değildir."" yaklaşımı yanlıştır.
Davanın açılması sırasında, davalının adresinin gösterilmesinin mutlak zorunluluk olarak aranması, adalete erişimi engelleyebilir. Davalı adresinin gösterilmesi HUMK uygulamasında olduğu gibi, HMK bakımından da zorunlu içeriğe dâhil olarak yorumlanmamalıdır. Aksi durumun kabulü, davacıya dilekçesinde yanlış veya uydurma bir adres göstermesi yolunu açacaktır.
...ın görüşü de: ""... Davalının adresi bilinmiyor (meçhul) ise, davacı dava dilekçesine davalının adresini yazamaz. Bu halde, dava dilekçesi davalıya ilanen tebligat yolu ile tebliğ edilir. (Teb.K.m.28-30;Teb.Tüz.m.46-50)"" şeklindedir.
Davalı adresinin bilinmemesi durumunda, .... adresine tebligat yapılır. ... adresinin de bulunmaması halinde; mahkemece ilgili yerlerden sorularak (örneğin, emniyet birimlerinden adres araştırması istenmesi, davalının ilgisi olabilecek kurumlardan adres sorulması, cep telefonu operatörlerinden sorulması vs.), adres araştırması yapılmalı; son çare olarak; ilanen tebliğ yoluna başvurulmalıdır." hususlarına yer verilmiştir.
Aynı makalede geçen Yargıtay 11. Hukuk Dairesi"nin 02.12.2013 tarih ve.... Karar sayılı ilamında, ""Mahkemece, davacı tarafın verilen kesin süreye rağmen, davalıların adreslerini bildirmemesi nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ise de verilen sonuç 6100 sayılı HMK"nın 119. maddesi ile getirilen düzenlemeye uygun değildir... Davacı, davalının adresini dava dilekçesinde bildirmediği için kendisine verilen bir haftalık süre içerisinde de davalının adresini bulamadığı takdirde, dava açılmamış sayılmaz. Bu durumda mahkemece yapılan araştırmadan sonra gerekirse ilan yoluyla dava dilekçesinin tebliği gerekir. Bunun gibi tarafın gösterdiği adreste davalının bulunamaması halinde mahkemece davalının açık adresinin araştırılması gerekmektedir. (....)"" açıklamalarına yer verilmiş ve mahkemece davalıların adres ve kimlik araştırmasının yapılarak adreslerinin tespit edilmesi, ancak adreslerinin tespit edilememesi halinde ise, 6099 sayılı Yasa ile değiştirilen 7201 sayılı 21, 28 ve 35. maddeleri dikkate alınarak taraf teşkilinin sağlanması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, gerekli araştırma yapılmaksızın yazılı şekilde davanın usulden reddine karar verilmesinin doğru olmadığına işaret edilmiştir.
Somut olayda, davacı vekilince dava dilekçesinde davalının T.C. kimlik numarası yazılarak.... adresinde oturduğunun bildirildiği, mahkemece, 06.10.2015 tarihli tensip tutanağının 1 no"lu ara kararı ile davalının adresinin gösterilmediği belirtilerek HMK"nın 119/b maddesi uyarınca davacı vekiline bir haftalık kesin süre verildiği, tensip tutanağı davacı vekiline tebliğ edilmeden davalı vekilinin vekaletnamesini sunduğu, dilekçesinde tarafına dava dilekçesinin tebliğini istediği, vekaletnamede de davalının adresinin yer aldığı buna rağmen mahkemece, davacının süresinde davalının adresini göstermediği gerekçesiyle, davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği görülmüştür.
Bu durumda mahkemece, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu"nun 19.11.2014 tarih ve .... sayılı ilamlarında açıklandığı üzere, HMK"nın 119. maddesinde dava dilekçesinde eksiklik ../..
S.3.
bulunması durumunda uygulanması gereken usul kuralları düzenlenmiş ise de, somut olayda davacı vekilinin HMK"nın 119/1. maddesi hükmüne uygun olarak dava dilekçesinde davalının T.C. kimlik numarasını belirtip ".... adresinde ikamet ettiği" bildirilmek suretiyle davalı adresini tespiti mümkün olacak şekilde bildirdiği, kaldı ki dava dilekçesinde sadece T.C. kimlik numarasına yer verilmiş olsa dahi mahkemece davalının yerleşim yeri adresine ulaşılabileceği, (Dairemizin .... sayılı ilamları da aynı yöndedir.) nitekim tensip tutanağında davalının T.C. kimlik numarası girildiğinde ulaşılabilen yerleşim yeri adresinin yer aldığı, davalı vekili tarafından da davanın kendisi tarafından takip edileceğinin açıklandığı, ekli vekaletnamesinde davalının adresinin yer aldığı gözetilerek, uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 23.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.