11. Hukuk Dairesi 2019/2611 E. , 2020/548 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/12/2017 tarih ve 2016/491 E. - 2017/531 K. sayılı kararın davalı Kurum vekili ve davalı şirket vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi"nce verilen 15/03/2019 tarih ve 2018/928 E- 2019/300 K. sayılı kararın Yargıtay"ca incelenmesi davalı Kurum vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin ev tekstilinde lider kuruluşlar arasında yer aldığını, “kristal” ibareli tescilli markalarının bulunduğunu, davalı şirketin ise "GLAZA KRİSTAL+şekil" ibaresinin 24. sınıfta tescili için davalı Kuruma başvurduğunu, 2015/51222 numarası verilen başvuruya müvekkilince adına tescilli markalara dayalı olarak itiraz edildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından itirazın kısmen kabul edilerek “ev tekstil ürünleri: perdeler, yatak örtüleri, nevresimler, çarşaflar, yastık kılıfları, battaniyeler, yorganlar, havlular” mallarının başvuru kapsamından çıkarıldığını, başvuru kapsamında bırakılan mallar yönünden müvekkilince bu karara itiraz edildiğini, yaptıkları itirazın YİDK tarafından kısmen kabul edildiğini ve “dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar; bebekler için kundak örtüleri” mallarının başvuru kapsamından çıkarıldığını, başvuru kapsamında “tekstilden bayraklar, flamalar, etiketler” mallarının kaldığını, ancak bu malların da müvekkilinin itirazına mesnet markaların kapsamlarında bulunan mallarla benzer olduklarını, zira bu malların da aynı hammaddeden oluştuğunu ileri sürerek, YİDK"nın 2016-M-10693 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı TPMK vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru kapsamında kalan mallarla davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarındaki mallar arasında benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkili şirketin dokuma sektöründe faaliyet gösterdiğini, "Glaza Mat" ve "Glaza Kristal" ibareli markaların sahibi olduğunu, mat ve parlak anlamlarında kullanılan sözcüklerin kumaşların niteliğinden yola çıkılarak belirlendiğini, Rusya’ya yapılan yoğun ihracat nedeniyle “glaza” ibaresinin ayırt edici karakter olarak kullanıldığını, taraf markalarının birbiriyle benzer olmadığını, kristal ibaresinin tülü nitelendirmesi nedeniyle ayırt ediciliğinin düşük olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesinin gerektiği, buna göre davalının "GLAZA KRİSTAL+şekil" ibareli başvurusu ile davacının "KRİSTAL" ibareli tescilli markaları arasında görsel ve sescil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, başvuruya konu olan markanın kapsamındaki mallar ile davacının markalarının kapsamındaki mallar bakımından her iki markanın işletmesel kökenlerinin aynı olduğu, idari ve ekonomik açıdan birbirleriyle bağlantılı olabileceği ihtimalinin doğacağı, bu açıdan 556 sayılı KHK"nın 8/1-b maddesindeki koşulların oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, YİDK"nın 2016-M-10693 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Karara karşı davalı Kurum vekili ve davalı şirket vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin ve davalı şirket vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK"nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı Kurum vekilinin isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK"nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK"nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı Kurumdan alınmasına, 20/01/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.