Abaküs Yazılım
18. Ceza Dairesi
Esas No: 2019/8375
Karar No: 2019/15412
Karar Tarihi: 05.11.2019

Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2019/8375 Esas 2019/15412 Karar Sayılı İlamı

18. Ceza Dairesi         2019/8375 E.  ,  2019/15412 K.

    "İçtihat Metni"



    KARAR

    İmar kirliliğine neden olmak suçundan sanık ..."ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 184/1 ve 62. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresine tâbi tutulmasına dair Tirebolu Asliye Ceza Mahkemesinin 05/12/2017 tarihli ve 2015/255 esas, 2017/417 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Giresun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/07/2018 tarihli ve 2018/322 değişik iş sayılı kararını müteakip, sanığın yapı kayıt belgesi aldığı için kamu davasının düşürülmesi talebinin reddine dair Tirebolu Asliye Ceza Mahkemesinin 26/10/2018 tarihli ve 2015/255 esas, 2017/417 sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Giresun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 04/01/2019 tarihli ve 2018/1296 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21/06/2019 gün ve 64451 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
    İstem yazısında: “1- Giresun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/07/2018 tarihli ve 2018/322 değişik iş sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 18/09/2017 tarihli ve 2015/38311 esas, 2017/9107 karar sayılı ilâmında yer alan ‘’...Yargıtay Ceza Genel Kurulu"nun 2014/91 sayılı kararı da dikkate alınarak TCK"nın 184/5. maddesindeki etkin pişmanlık hükmü ile CMK"nın 231/5. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun bir arada olamaması nedeniyle imar kirliliğine neden olma suçunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanamayacağı...’’ şeklindeki açıklama nazara alındığında, somut olayda anılan Mahkemenin imar kirliliğine neden olmak suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde,
    2- Giresun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 04/01/2019 tarihli ve 2018/1296 değişik iş sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; hükümden sonra 18/05/2018 tarih ve 30425 sayılı Resmi Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 7143 sayılı Kanunun 16. maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanununa eklenen geçici 16. maddesi ile imar barışına yönelik yapılan düzenleme karşısında, sanık tarafından dosyaya ibraz edilen 15/09/2018 tarihli Yapı Kayıt Belgesinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 184/5. maddesi kapsamında kabul edilmesinin zorunlu olduğu gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
    Hukuksal Değerlendirme;
    5271 sayılı CMK"nın 309. maddesinin 1. fıkrasında “Hakim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.” hükmü yer almaktadır. Belirtilen maddede düzenlenen olağanüstü yasa yoluna başvurunun ilk koşulu hakim veya mahkeme tarafından verilen karar veya hükmün kesinleşmiş olmasıdır. Henüz kesinleşmemiş karar veya hükümler için bu yasa yoluna başvurulamaz.
    Somut olayda, sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan suçtan zarar gören ilgili Belediye Başkanlığı davadan haberdar edilmeden ve gerekçeli karar tebliğ edilmeden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sanığın itirazı üzerine yapılan incelemeler neticesinde kanun yararına bozma talebine konu itirazın reddine ilişkin kararların verildiği görülmektedir.
    İmar kirliliğine neden olma suçu açısından ilgili Belediye Başkanlığının dava konusu suç yönünden suçtan zarar gören sıfatına sahip olduğundan kuşku yoktur. İlgili Belediye Başkanlığının duruşmadan haberdar edilmemesi hususunun incelenmesi gerekmektedir.
    Ceza Genel Kurulu"nun 05/02/2013 tarih ve 2012/5-1276 esas, 2013/43 sayılı ilamında belirtildiği üzere:
    “5271 sayılı Kanunun mağdur ve şikâyetçinin haklarını düzenleyen 234. maddesinin 1/1-b alt bendinde, mağdur ile şikayetçinin, kovuşturma evresinde, duruşmadan haberdar edilme, kamu davasına katılma, tutanak ve belgelerden vekili aracılığı ile örnek isteme, tanıkların davetini isteme, vekili yoksa, baro tarafından kendisine avukat atanmasını isteme, davaya katılmış olma koşuluyla davayı sonuçlandıran kararlara karşı kanun yollarına başvurma, haklarının bulunduğu, hüküm altına alınmış,
    Maddenin son fıkrasında da, bu hakların mağdur ve şikâyetçiye anlatılıp, açıklanacağı ve bu hususun tutanağa yazılacağı belirtilmiştir.
    Aynı Kanunun “Suçun mağduru ile şikâyetçinin çağırılması” başlıklı 233. maddesinin birinci fıkrası ise; “Mağdur ile şikâyetçi, Cumhuriyet Savcısı veya mahkeme başkanı veya hâkim tarafından çağrı kâğıdı ile çağırılıp dinlenir” şeklinde düzenlenmiş olup, fıkranın açık düzenlemesinden de anlaşılacağı üzere şikayetçinin, Cumhuriyet Savcısı veya mahkeme başkanı veya hâkim tarafından belirtilen usulle çağrılıp dinleneceği hüküm altına alınmıştır.
    Katılmaya ilişkin hükümlere ise 237 ila 243. maddelerinde yer verilmiştir.
    5271 sayılı CMK’nun "Kamu davasına katılma" başlıklı 237. maddesinin 1. fıkrasında; “mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler” hükmü ile kamu davasına katılma hak ve yetkisi bulunanlar üç grup halinde düzenlenmiştir. Bu düzenleme, 1412 sayılı Kanunun 365. maddesindeki; “suçtan zarar gören herkes, soruşturmanın her aşamasında kamu davasına müdahale yolu ile katılabilir” hükmü ile paralellik göstermekte ise de, yeni düzenlemeye, önceki kanunda yer almayan malen sorumlu ve dar anlamda suçtan zarar göreni ifade eden mağdur da eklenmek suretiyle, madde, öğreti ve uygulamadaki görüşlere de uygun olarak, katılma hak ve yetkisi bulunduğu kabul edilenleri kapsayacak şekilde düzenlenmiştir.
    Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanların kanunun kendilerine tanıdığı hak ve yetkileri haiz olarak davada Cumhuriyet savcısının yanında yer almasına öğreti ve uygulamada “davaya katılma” veya “müdahale” denilmektedir. Davaya katılma talebinin kabul edilmesi hâlinde, davaya katılma isteminde bulunan kişi “katılan” ya da “müdahil” sıfatını alacaktır.
    Kanun yollarına ilişkin genel hükümlerin yer aldığı 260. maddesinde ise; “…bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır” hükmüne yer verilmiştir.
    Öte yandan, temyiz mahkemesince temyiz davasının görülebilmesi için, temyiz kanun yoluna başvuru hakkı olanların tamamının kararı tefhim veya tebliğ yoluyla öğrenmeleri kanuni bir zorunluluktur. Nitekim 5271 sayılı CMK’nın “Kararların açıklanması ve tebliği” başlıklı 35. maddesinin 2. fıkrasında; “Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur” hükmü yer almaktadır.
    Yukarıdaki mevzuat hükümleri bir bütün halinde değerlendirildiğinde; mağdur, şikayetçi ve suçtan zarar görenin yargılama aşamasında öncelikle duruşmadan haberdar edilmesi gerekmektedir. CMK"nın 234. maddesinde düzenlenen bu hakkın kullandırılmaması kanuna aykırıdır. Kanun koyucu 234. maddesine aykırı davranılması durumunda anılan hukuka aykırılığın telafisine imkan sağlayacak şekilde bir düzenlemeye yer vermiş ve "katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlara" kanun yoluna başvurma hakkı tanımıştır. Bu hakkın kullanılabilmesi içinde yargılama sonucunda verilen kararın CMK"nın 35. maddesi uyarınca mağdur, şikayetçi veya suçtan zarar görene tebliği gerekmektedir.
    Gerekçeli kararın tebliğ edilmesiyle suçtan zarar gören geç de olsa davadan haberdar olmuş ve kararı temyiz etme imkanı bulmuş olacaktır. Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren mağdur, şikayetçi veya suçtan zarar görenin hükmü temyiz edip, etmeme iradesine göre temyizin kapsamı belirlenecektir.
    Duruşmadan haberdar olmayan mağdura, şikayetçiye veya suçtan zarar görene gerekçeli kararın tebliğ edilmesinden sonra, hükmün temyiz edilmesi durumunda CMK"nın 260. maddesi uyarınca "katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gören" sıfatı ile temyizi incelenecektir. Tebliğe rağmen hükmün temyiz edilmemesi durumunda ise Özel Dairece diğer temyizler kapsamında dosya incelenecek ancak, CMK"nın 233 ve 234. maddelerine aykırı davranılması gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilemeyecektir.”
    Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
    Sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan yapılan yargılama açısından, CMK"nın 234/1. maddesi uyarınca ilgili Belediye Başkanlığının suçtan zarar gören olarak davadan haberdar edilmesi gerektiği konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Bu gerekliliğin hüküm verilinceye kadar yerine getirilmemesi durumunda ise CMK"nın 260. maddesi uyarınca kanun yollarına başvurma hakkı bulunan ve katılan sıfatını alabilecek şekilde suçtan zarar gören ilgili Belediye Başkanlığına gerekçeli kararın tebliğ edilmesi gerekmektedir. Somut olayda, suçtan zarar görene yukarıda belirtilen her iki kanuni imkan tanınmamıştır. Ortaya çıkan bu durum karşısında suçtan zarar görenin kanundan kaynaklanan haklarının korunması bakımından gerekçeli kararın suçtan zarar görene tebliğinin sağlanması, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara suçtan zarar gören tarafından itiraz edilmemesi durumunda usulünce kesinleştirme işlemi yapılıp dosyanın kanun yararına bozma talebi yönünden Yargıtaya gönderilmesi, itiraz edilmesi durumunda ise itiraz merciince kanun yararına bozmaya konu taleplerin suçtan zarar görenin itirazı üzerine mahallinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Esasen, yargılamanın başında davadan haberdar edilmesi gereken ve şu aşamaya kadar bu hakkı kullandırılmayan suçtan zarar görenin haklarını korumanın başka bir yolu da bulunmamaktadır.
    Bu nedenle, suçtan zarar görene gerekçeli kararın yerel mahkeme tarafından tebliğ edilmesi sağlanıp, sonucuna göre işlem yapılması gerekmektedir.
    Tüm bu açıklamalar karşısında, yasa ve yönteme uygun olarak yapılmış bir tebligat bulunmadığından aleyhine yasa yararına bozma yoluna başvurulabilecek kesinleşmiş bir hükümden sözetmek de olanaksızdır.
    Sonuç ve Karar:
    Yukarıda açıklanan nedenlerle;
    1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, ilgili hükümlerin henüz kesinleşmemiş olması nedeniyle yerinde görülmediğinden, CMK"nın 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE,
    2- Dosyanın, kanun yolu bildiriminin başvuru mercii, süresi ve yöntemi açısından şerhli davetiye ile suçtan zarar görene bildirilip, tebligat eksikliğinin ikmali ile süresinde başvuruda bulunulması halinde itiraz incelemesi için itiraz merciine gönderilmesini, aksi takdirde usulünce kesinleştirme işlemi gerçekleştirilerek, bu aşamadan sonra kanun yararına bozma isteminde bulunulmasını teminen mahkemesine iadesine, 05/11/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.






    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi