
Esas No: 2020/2597
Karar No: 2021/2908
Karar Tarihi: 18.03.2021
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2020/2597 Esas 2021/2908 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen menfi tespit davasının reddine dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesince yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacı tarafın istinaf başvurusunun reddine yönelik olarak verilen kararın süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; Emrah Yıldız isimli bir kişinin, SGK mensubu Mustafa Düşünceli’nin kimliğini kullanarak hastanelerinde tedavi hizmeti alması nedeniyle kurumu zarara uğrattıkları gerekçesiyle haklarında sağlık hizmetleri satın alma sözleşmesinin 11.1.2 maddesine göre 60.000,00 TL ve 10.2 maddesine göre 563,22 TL olmak üzere toplamda 60.563,22 TL cezai işlem uygulandığını, oysa mevzuat hükümlerinde belirtildiği şekilde nüfus cüzdanı ile kimlik tespiti yaptıklarını ve biyometrik kimlik doğrulaması da yapıldığını, bu nedenle uygulanan toplam 60.563,22 TL tutarında cezai işlemin iptali ile hastanenin davalı kuruma bu tutar kadar borçlu olmadığının tespitini istemiştir.
Davalı; davacının sorumluluğunu yerine getirmeyerek, kimlik bilgileri ibra edileni değil farklı birisine hizmet verdiğinden davanın reddini dilemiştir.
İlk derece mahkemesince; davacı çalışanlarının basit bir dikkatle nüfus cüzdanındaki resimden, kimlik kartının başvuran kişiye ait olup olmadığını kolayca anlayabilecekleri, bunun için bir uzmanlığa gerek olmadığı, 3. kişilerin sahte nüfus cüzdanı kullanarak davacı kurum çalışanlarının iradelerinin sakatlanmasına da yol açmadıkları ve davacı kurumun kimlik kontrol etme yükümlülüğünü düzgün bir biçimde yerine getirmeyerek davalı kurumu zarara uğrattığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince; davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının hastanesine başvuran cezai işleme konu hastanın kimlik tespitini usulüne uygun yapıp yapmadığına ilişkindir.
Uyuşmazlığa ilişkin;
SUT’un kimlik tespiti başlıklı 1.6. maddesinde; “(1) Sağlık kurum ve kuruluşlarınca, kişilerin müracaatı aşamasında, acil hallerde ise acil halin sona ermesinden sonra, nüfus cüzdanı, sürücü belgesi, evlenme cüzdanı, pasaport veya verilmiş ise Kurum sağlık kartı belgelerinden biri ile kimlik tespiti ve biyometrik yöntemlerle kimlik doğrulaması yapılması zorunludur. Kimlik tespiti, biyometrik kayıt işlemi veya biyometrik kimlik doğrulama işlemini usulüne uygun yapmayan ve bu nedenle bir başka kişiye sağlık hizmeti sunulması nedeniyle Kurumun zarara uğramasına sebebiyet veren sağlık hizmeti sunucularından ödenen tutar geri alınır. (2) 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu kapsamında sağlanan yardımlardan ücretsiz faydalananların, sağlık kurum ve kuruluşlarına birinci fıkrada belirtilen belgeleri ibraz edememeleri halinde 2828 sayılı Kanun kapsamında bulunduklarını gösterir belgeye göre gerekli işlemler yürütülecek sonrasında söz konusu belgelerin ibrazı ilgili Kurumdan istenecektir. (3) Kapsamdaki kişilerin kendi adına bir başkasının sağlık hizmeti almasını veya Kurumdan haksız bir menfaat temin etmesini sağlaması yasaktır. Bu fiilleri işleyenlerden Kurumun uğradığı zararın iki katı kanunî faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsil edilir ve ilgililer hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümleri doğrultusunda suç duyurusunda bulunulur.” 1.6.1. maddesinde “(1) Kimlik doğrulamada kullanılacak olan biyometrik sistem ve uygulamaya geçilecek sağlık hizmeti sunucuları, uygulama tarihi ile uygulamaya ilişkin usul ve esaslar Kurum tarafından belirlenir. (2) Kişinin sağlık hizmeti sunucusuna müracaatı sırasında ilk biyometrik verinin Kurum veri tabanına kayıt işlemi, sağlık hizmeti sunucusu tarafından yapılacaktır.” hükümleri yer almaktadır.
2012 Yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Özel Sağlık Hizmeti Sunucularından Sağlık Hizmeti Satın Alım Sözleşmesi’nin müracaat ve kimlik tespiti işlemleri başlıklı 7.1.1. maddesinde “SHS, doğrudan veya sevk edilmek suretiyle başvuran hastayı SUT’ta yer alan müracaata ve kimlik tespiti işlemlerine ilişkin düzenlemeler ile, Kurum mevzuatı doğrultusunda kabul etmek zorundadır. Kabul edilmeyen hastaya kabul edilmeme gerekçesi SHS yetkilisinin imzasıyla yazılı olarak bildirilmek zorundadır. Hastanın yazılı olarak Kuruma müracaatı halinde SHS’ce belirtilen gerekçe Kurum tarafından uygun bulunmalıdır.” 11.1.2. maddesinde “Bu sözleşmenin (7.1.1),(7.3.2), (7.5.2), (7.5.3), (7.5.4), (7.6.4), (7.7.1), (7.7.2), (7.7.3), (7.8.1), (9.2) numaralı maddelerinde belirtilen hükümlere aykırı davranıldığının tespit edilmesi halinde söz konusu maddelere ilişkin her bir fiil için ayrı ayrı 10.000 TL cezai şart uygulanır” 10.2. maddesinde “Bu sözleşme kapsamında SHS’ye yapılan yersiz ödemeler, ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte SHS’nin Kurumda tahakkuk etmiş alacağından mahsup edilir. Kurumda tahakkuk etmiş alacağı veya yeterli alacağı bulunmayan SHS’ler için Kurum alacağı genel hükümlere göre tahsil edilir. Denetim ve incelemeler sırasında gerekli hallerde Kurum dışına yaptırılan bilirkişi incelemelerine ilişkin giderler SHS’den tahsil edilir.” düzenlemesi bulunmaktadır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 67/3. maddesinde “ayrıca genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlık hizmetlerinden ve diğer haklardan yararlanabilmeleri için sağlık hizmet sunucularına başvurduklarında acil haller hariç olmak üzere (acil hallerde ise acil halin sona ermesinden sonra); biyometrik yöntemlerle kimlik doğrulamasının yapılması ve/veya nüfus cüzdanı, sürücü belgesi, evlenme cüzdanı, pasaport veya kurum tarafından verilen resimli sağlık kartı belgelerinden birinin gösterilmesi zorunludur.(1)” 71. maddesinde; “Sağlık hizmeti sunucuları, genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilere sağlık hizmeti sunumu aşamasında (acil hallerde ise acil halin sona ermesinden sonra), 67 nci maddenin üçüncü fıkrasında sayılan belgeleri ve bu belgelerin başvuran kişiye ait olup olmadığını kontrol etmek zorundadır. (Mülga son cümle: 17/4/2008-5754/67 md.)(…) Genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin kendi adına bir başkasının sağlık hizmeti almasını veya Kurumdan haksız bir menfaat temin etmesini sağlaması yasaktır. Bu fiilleri işleyenlerden Kurumun uğradığı zararın iki katı kanunî faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsil edilir ve ilgililer hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümleri uygulanır. Bu Kanunun uygulamasında acil hallerin ve acil sağlık hizmetlerinin neler olduğuna, hangi yöntem ve ölçütlerle tespit edileceğine ilişkin hususlar, Sağlık Bakanlığının uygun görüşü üzerine Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” hükümlerine yer verilmiştir.
Dava dışı Emrah Yıldız isimli kişi sosyal güvencesi bulunmadığı için kuzeni Mustafa Düşünceli’nin kimlik bilgileri ile davacı hastaneden 6 kez tedavi hizmeti almış ve bu tedavi hizmetlerinin davalı Kuruma faturalandırılmasına sebebiyet vermiştir. Bu tedavi hizmetleri nedeniyle davalı, davacı hastanenin kimlik tespiti yapmakta üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeyerek Kurumu zarara uğrattığını iddia etmektedir. Ancak dava dışı ... akrabadır ve dosya kapsamındaki beyanlar ile delillerden bilerek birbirlerinin kimliğini kullanmak suretiyle tarafları aldattıkları anlaşılmaktadır. Zira ... kendi yerine ...’ın biyometrik kaydının yapılmasına sebebiyet vermiş ve kayıt yapıldığı sırada yanında olduğu halde bu durumu kuruma hemen bildirmeyerek tedavi almasını sağlamıştır. Davacı hastanenin kimlik tespiti sırasında akraba olan kişilerin benzerliği ve Emrah Yıldız isimli kişiye hastane tarafından yapılan biyometrik yöntemle kimlik doğrulama işleminde ...’nin kimlik bilgileri ile uyumlu sonuç vermesi nedeniyle davacı hastanenin yukarıda bahsi geçen sözleşme, SUT ve kanun maddelerine aykırı davranmadığı kabul edilerek, davanın kabulü gerekirken yanılgılı bir değerlendirme ile davanın reddine yönelik hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK"nın 373/1. maddesi uyarınca temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, aynı Kanun"un 371. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 18/03/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.