Abaküs Yazılım
10. Hukuk Dairesi
Esas No: 2019/1693
Karar No: 2019/3101
Karar Tarihi: 03.04.2019

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2019/1693 Esas 2019/3101 Karar Sayılı İlamı

10. Hukuk Dairesi         2019/1693 E.  ,  2019/3101 K.

    "İçtihat Metni"

    Mahkemesi :... Mahkemesi


    KARAR


    Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
    Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Hükmün, davacı Kurum ile davalılar ..., ... vekilleri ve ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
    ...-Davacı Kurum, 07.09.2007 tarihinde meydana gelen ... kazası sonucu vefat eden kazalının hak sahiplerine bağlanan peşin sermaye değerli gelir ile ödenen ... yardımlardan oluşan kurum zararının davalılardan rücuan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Zararlandırıcı olay nedeniyle düzenlenen Çalışma ve ... Güvenlik ... ... Teftiş Kurulu tarafından düzenlenen 27.....2007 tarihli raporda davalı işveren şirket %80, kazalı işçi %...; hükmün açıklanmasının ger bırakılması ile sonuçlanan ceza dosyasında davalılar Cengiz, Cezmi ve Mustafa tali, kazalı işçi asli kusurlu; mahkemece alınan ilk bilirkişi raporunda işverenin %80, kazalı işçi %...; esas alınan .... kusur raporunda ise işveren şirket %70, şirket yetkilisi ... %..., ustabaşı ... %..., kooperatif adına kontrolörlük hizmeti veren ... %..., kazalı işçi %... kıusur olduğu ifade edilmekte olup kusura ilişkin tüm bu tespitler incelendiğinde açık çelişki bulunduğu anlaşılmaktadır.
    Davanın yasal dayanağı, olay tarihinde yürürlükte bulunan 506 sayılı kanun olup kusurun belirlenmesinde, mahkemece, öncelikle ... kazasının ne şekilde olduğu, dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak, varsa çelişki giderilerek belirlenmeli ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, kusur oran ve aidiyeti konusunda bilirkişi incelemesine gidilmelidir.
    Bu tür ... kazalarında kusurun belirlenmesinde, kabul edilen maddi olgular doğrultusunda; tarafların kusur oran ve aidiyetleri işçi sağlığı ve ... güvenliği konularında uzman bilirkişilerden alınacak bilirkişi raporu uyarınca saptanmalıdır. Kusur durumu saptanırken, ... güvenliği mevzuatına göre hangi önlemlerin alınması gerektiğinin, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığının ve alınmış önlemlere sigortalı işçinin uyup uymadığının, 506 sayılı Kanun’un 26., 4857 sayılı Kanun’un 77., İşçi Sağlığı ve ... Güvenliği Tüzüğü hükümleri çerçevesinde değerlendirilerek belirlenmesi ile oluşa uygun kusur raporu alınması gerekir.
    Mahkemece, ceza yargılamasında kazalı işçiye tuğlaların .... kata çekilmesi ve dağıtımını yaparak istiflemesi görevi verilmesine ve ... için gerekli ... güvenliği malzemelerinin verilmesine rağmen, kazalı işçinin bunları kullanmadığı gibi bulunduğu katta ve kaza mahallinde tuğla istifi için uygun yerler bulunmasına rağmen tuğlaları asansör boşluğu üzerine ... adet çelik platform panosu koyması, panonun uygun yerleştirilmemesi sonucu boşa çıkması ile beraber aşağı düşmesi şeklinde gelişen zararlandırıcı olayda asli kusurlu bulunması da dikkate alınarak tarafların kusur durum ve oranlarının belirlenmesi ve mevcut çelişkilerin giderilmesi için yeniden alanında uzman bilirkişilerden oluşan heyet raporu alınmalı ve oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
    ...-Mahkemece davalıların kusur ve sorumluluk durumları ayrıştırılmadan 506 sayılı Yasa’nın .... maddesi kapsamında tüm davalıların sorumlu tutulması suretiyle karar verildiği anlaşılmıştır.
    ... kazasının vuku bulduğu tarihte yürürlükte bulunan 506 sayılı Yasa’nın .... maddesi ile, “İşveren çalıştıracağı kimseleri, işe başlatmadan önce örneği Kurumca hazırlanacak işe giriş bildirgeleriyle Kuruma doğrudan bildirmekle veya bu belgeleri iadeli-taahhütlü olarak göndermekle yükümlüdür. İnşaat işyerlerinde işe başlatılacak kimseler için işe başlatıldığı gün Kuruma veya iadeli-taahhütlü olarak postaya verilen işe giriş bildirgeleri ile Kuruma ilk defa işyeri bildirgesi verilen işyerlerinde işe alınan işçiler için en geç bir ay içinde Kuruma verilen veya iadeli taahhütlü olarak gönderilen işe giriş bildirgeleri de süresi içinde verilmiş sayılır.” hükmü getirilmiş, anılan Yasa’nın .... maddesinde de, “Sigortalı çalıştırmaya başlandığının süresi içinde Kuruma bildirilmemesi halinde bildirgenin sonradan verildiği veya sigortalı çalıştırıldığının Kurumca tesbit edildiği tarihten önce meydana gelen ... kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinde ilgililerin sigorta yardımları Kurumca sağlanır.
    Sigortalı çalıştırmaya başlandığı Kuruma bildirilmiş veya bu husus Kurumca tespit edilmiş olmakla beraber, yeniden işe alınan sigortalılardan, süresi içinde Kuruma bildirilmeyenler için de, ... kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinde gerekli sigorta yardımları kurumca sağlanır.
    Ancak, yukarıdaki fıkralarda belirtilen sigorta olayları için Kurumca yapılan ve ilerde yapılması gerekli bulunan her türlü masrafların tutarı ile, gelir bağlanırsa bu gelirlerin ...’nci maddede sözü geçen tarifeye göre hesap edilecek sermaye değerleri tutarı, 26’ncı maddede yazılı sorumluluk halleri aranmaksızın, işverene ayrıca ödettirilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
    Davalı işverenin 506 sayılı Kanun’un .... maddesine göre sorumluluğu; kusursuzluk ilkesine dayanır. ... kazasında işverenin hiç kusuru olmasa bile, şayet sigortalının işe girişi süresinde Kuruma bildirilmemişse, Kurumca yapılan ... sigorta yardımlarından .... maddeye göre sorumlu tutulması gerekir.
    İşverenin, 506 sayılı Yasa’nın .... maddesine dayalı tazmin sorumluluğunun sınırlarının belirlenmesi konusuna çözüm getiren, ... Hukuk Genel Kurulu’nun, ....03.1995 T., 1994/800 E., 1995/166 K. sayılı ilamında “...Hal böyle olunca mahkemece yapılacak ..., hak sahiplerinin işverenden isteyebileceği tazminat (tavan) miktarını önce kusur durumunu hiç gözetmeksizin belirlemek ve belirlenen tazminat miktarını geçmemek üzere davalının olaydaki kusursuzluğu dikkate alınarak Borçlar Kanunu’nun 43 ve 44. maddeleri uygulanarak varılacak sonuç uyarınca rücu alacağına hükmetme...” gereği öngörülmüş olup; işverenin sorumluluk sınırlarının belirlenmesinde, kendisinin kusurlu olup olmaması etkili bulunmakta, işverenin kusursuz bulunduğu durumlarda, ilk peşin sermaye değerli gelir miktarı olarak ortaya çıkan tazminat tavanından, Borçlar Kanunu"nun 43 ve 44. maddeleri uyarınca, %50"den aşağı olmamak üzere indirim yapılarak, işverenin sorumlu olduğu tazminat tutarının belirlenmesi gerekmektedir.
    İşverenin, 506 sayılı Kanun’un 26. maddesi yanında .... maddesi uyarınca da sorumlu tutulması gerektiğinin tespiti halinde ise, işverenin %100 kusurlu olduğu kabul edilerek, hesaplanacak maddi tazminat miktarından, Borçlar Kanunu’nun 43 ve 44. maddeleri uyarınca sigortalının kusurunun %50’sinden az olmamak üzere hakkaniyet indirimi yapılarak, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
    İncelemeye konu somut olayda davalılar ... ve ...’ın işveren vekili olarak mı yoksa .... kişi olarak mı sorumlu tutulması gerektiği hususunda tereddüt oluşmuştur. Davalı işveren şirket yönünden 506 sayılı Yasa’nın kusursuzluk ilkesine dayanan .... ve kusur sorumluluğuna dayanan 26. maddeleri kapsamında sorumlu olduğu belirgin olmakla birlikte diğer davalılar açısından anılan Yasa’nın .... maddesi kapsamında sorumlu olup olmayacakları hususunda mahkemece değerlendirme yapılmaksızın, bunun yanında dava dışı kooperatifin anahtar teslim niteliğinde inşaat sözleşmesi ile işi teslim etmesinden dolayı davalı ...’nın dava dışı kooperatifin çalışanı olması halinde sorumluluğuna hiç gidilemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
    Bozma sonrası sürdürülecek yargılamada, hükmü temyiz etmeyen davalı şirket yönünden davacı lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilmelidir.
    Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
    O hâlde, davacı Kurum ile davalılar ..., ... vekilleri ve ...’ın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılar ..., ... ve ...’a iadesine, 03.04.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.








    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi