12. Ceza Dairesi 2018/8611 E. , 2019/4811 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Taksirle yaralama ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarından sanık ...’in 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 89/1, 22/3, 62, 52/2, 3, 4, 53/6, 179/3, 2, 62. maddeleri gereğince 2000,00 TL adli para cezası ve 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair İzmir 20. Sulh Ceza Mahkemesinin 13/03/2013 tarihli ve 2011/1127 Esas, 2013/196 Karar sayılı kararını müteakip, sanığın deneme süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle hükmün açıklanarak, anılan Kanun’un 89/1, 22/3, 62, 52/2, 3, 4, 53/6, 179/3, 2, 62, 50/1-a, 52/2, 3, 4. maddeleri gereğince 2000,00 TL ve 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İzmir 27. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/05/2018 tarihli ve 2018/40 E. 2018/290 K. sayılı kararını kapsayan dosya incelendi;
Dosya kapsamına göre, sanığın olay tarihinde kullandığı aracıyla kaza yapması sonucu yaralamalı trafik kazasına sebebiyet verdiğinden bahisle trafik güvenliğini tehlikeye sokma ve taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçlarından ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmiş ise de,
Benzer bir olay sebebiyle verilen Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 11/10/2012 tarihli ve 2012/20636 Esas, 2012/21610 Karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun "Trafik güvenliğini tehlikeye sokma" başlıklı 179. maddesinin 2. fıkrasında kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare etme hâlinin suç olarak düzenlendiği, maddede belirtilen suçun tehlike suçu olduğu, somut olayımızda ise bir kişinin yaralanmış olması sebebiyle zarar suçunun oluştuğu, bir suçtan dolayı sanığın bir kez cezalandırabileceği, taksirle yaralama suçundan sanığın mahkûm edilmesinin yanında aynı eylem nedeniyle bir de trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan sanığın aleyhine olacak şekilde ikinci kez cezalandırılamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde sanığın bir eylemden dolayı iki kez cezalandırılmasına karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 309. maddesi uyarınca İzmir 27. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/05/2018 tarihli ve 2018/40 Esas, 2018/290 Karar sayılı kararının bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 06/12/2018 tarih ve 94660652-105-35-12926-2018-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrak tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın 1,66 promil alkollü vaziyette sevk ve idaresindeki araç ile seyir halindeyken karşı yönden gelen araç trafiğinin şeridine girerek ....’un yönetimindeki araca çarpmak suretiyle araçta yolcu olarak bulunan mağdur
....’un basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte yaralanmasına sebebiyet verdiği, ancak mağdurun yargılama sırasında şikayetçi olmadığını beyan ettiği olayda, sanık hakkında İzmir 20. Sulh Ceza Mahkemesinin 13/03/2013 tarihli ve 2011/1127 Esas, 2013/196 Karar sayılı kararı ile TCK’nın 89/1, 22/3, 62, 52/2, 3, 4, 53/6, 179/3, 2, 62. maddeleri gereğince 2000,00 TL adli para cezası ve 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, ancak sanığın deneme süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle hükmün açıklanarak, TCK’nın 89/1, 22/3, 62, 52/2, 3, 4, 53/6, 179/3, 2, 62, 50/1-a, 52/2, 3, 4. maddeleri gereğince 2000,00 TL ve 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği,
Türk Ceza Kanunu’nun "Trafik güvenliğini tehlikeye sokma" başlıklı 179/3. maddesinde alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek olan kişinin araç kullanma hâlinin suç olarak düzenlendiği, maddede belirtilen suçun tehlike suçu olduğu, Dairemizin yerleşik uygulamasına göre; tehlikeli eylemin zarara yol açması halinde Kanunda öngörülen cezaların ağırlığının değil, zarar suçu-tehlike suçu ölçütünün esas alınması suretiyle, taksirle yaralama suçundan cezalandırılmasının mümkün olduğu ahvalde, taksirle yaralama suçundan cezalandırılması, ancak kovuşturma şartı olan şikâyetin gerçekleşmemesi ya da şikâyetten vazgeçme nedeni ile taksirle yaralama suçundan cezalandırmanın mümkün olmadığı ahvalde ise, sanığın Türk Ceza Kanunu’nun 179. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan cezalandırılması gerektiğinin anlaşılması karşısında, somut olayda, TCK’nın 89/1. maddesi kapsamında yaralanan mağdur Sevgi Akkuş’un 26.01.2012 tarihli celsede şikayetçi olmadığını ifade etmesine rağmen, TCK’nın 89/5. maddesi değerlendirilmeden yargılamaya devamla sanığın hem taksirle yaralama suçundan hem de trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmakla; şikayet yokluğundan taksirle yaralama suçundan cezalandırmanın mümkün olmadığı, TCK’nın 179. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan cezalandırılması gerektiğinin gözetilmemesinde isabet görülmediğinden;
Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden, İzmir 27. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/05/2018 tarihli ve 2018/40 E. 2018/290 K. sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, aynı Kanunun 309/4-d. maddesindeki “Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.” şeklindeki düzenleme gereği bozma nedenine göre uygulama yapılarak, hükmün sanığın taksirle yaralama suçundan cezalandırılmasına ilişkin 2. bendinin hükümden çıkarılmasına, yerine "sanık hakkında taksirle yaralama suçundan açılan kamu davasının şikayetten vazgeçme nedeniyle TCK’nın 73/4. ve CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca düşmesine" ilişkin fıkranın ilave edilmesine, hüküm fıkrasındaki diğer hususların aynen bırakılmasına, infazın ve müteakip işlemlerin mahallinde buna göre yapılmasına, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.04.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.