
Esas No: 2014/47019
Karar No: 2016/1394
Karar Tarihi: 25.01.2016
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2014/47019 Esas 2016/1394 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalılardan ..."nin kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla aleyhine takibe geçtiğini, bu takipte haczedilen taşınmazının ihalede diğer davalı ... tarafından satın alındığını, davalı takibinin haksız olması nedeniyle menfi tespit davası açtığını, bu davada davalı ..."in ettiği yemin doğrultusunda davanın reddine karar verildiğini, bu kararın kesinleştiğini, ne var ki savcılığa yaptığı suç duyurusu üzerine davalı ..."nin yalan yere yemin etmek suçundan hakkında kamu davası açıldığını, mahkemece yalan yere yemin suçundan dolayı davalının cezalandırıldığını, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğini, bu kararın 26.12.2012 tarihinde kesinleştiğini, kesinleşen ceza mahkemesi kararı nedeniyle ... Asliye Hukuk Mahkemesi"nin 2011/65 Esas 2011/811 Karar sayılı 29.05.2012 tarihinde kesinleşen kararının kaldırılarak borçlu olmadığının tespitine, bu hususun yeni delil olması nedeniyle yargılamanın iadesine, taşınmaz üzerine 3. kişilere satılamaz şerhi konulmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, HMK"nın 377/1-ç maddesi uyarınca davanın 3 aylık sürede açılmadığı gerekçesiyle usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
HMK"nın 377/1-ç maddesinin uygulanabilmesi için ortada ceza mahkûmiyetine ilişkin bir hükmün bulunması yeterli olmayıp aynı zamanda bu hükmün kesinleşmesi de zorunludur.
Menfi tespit davasında davalının yalan yere yemin ettiği iddiasıyla ... Asliye Ceza Mahkemesi’ne açılan kamu davasında, davalı ... Çiftçi"nin suçu sabit görülerek mahkûmiyet kararı verilmekle birlikte 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi uyarınca verilen bu hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen kişi, hükümlülüğün doğurduğu hiçbir sonuçtan etkilenmemekte, sanığın hukuki durumu askıda bırakılmakta, yükümlülük halinde askıda bırakılan hükme sanığın davranışlarına göre netice bağlanmaktadır. Sanık, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemez ve kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranırsa açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılıp hakkındaki davanın düşmesi kararı verilmektedir.
Bu itibarla, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, HMK 377/1-ç maddesinde geçen ceza mahkûmiyetine ilişkin bir hüküm olarak kabul edilemez.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 26.12.2012 tarihinde kesinleşmiş olduğu, eldeki davanın 03.06.2013 tarihinde açılmış olup yargılamanın iadesi talebinin süresinde olmadığı kabul edilerek dava usulden reddedilmiş ise de açıklanan nedenlerle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ceza mahkûmiyeti niteliğinde bulunmadığının ve davanın süresinde açıldığının kabulü zorunludur.
Hal böyle olunca davanın esasına girilip sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 25,20 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1. maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.01.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.