19. Hukuk Dairesi 2016/2919 E. , 2016/7760 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı, asıl alacağın dava açıldıktan sonra ödenmiş olması nedeniyle, asıl alacak yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, işlemiş faiz talebinin reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, davacının davalıya ilaç ve tıbbi malzemeler sattığını, ancak bedelinin davalı tarafından ödenmediğini, çekilen ihtarla davalının temerrüde düşürüldüğünü belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000.-TL. asıl alacak, 2.000.-TL. işlemiş faiz talebinde bulunmuş, bilahare davasını ıslah ederek 527.483.-TL. asıl alacak, 26.576.-TL. faizin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ihale sözleşmesinin 13.2.maddesine göre ödemelerin 270 gün içinde yapılacağının yazılı olduğunu, faiz talebinde bulunulamayacağına dair sözleşmede hüküm olduğunu, sözleşme hükümleri gözetilerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, asıl alacağın davanın açılmasından sonra ödenmesi nedeniyle asıl alacak yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, mal alım ihaleleri tip sözleşmesinin 13.2 maddesine göre ödemelerin geç yapılmasından dolayı yüklenicinin faiz talep edemeyeceği öngörüldüğünden işlemiş faiz isteminin reddine karar verilmiş, hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 2010/8148 E., 2011/1569 K. sayılı ve 10.02.2011 tarihli bozma ilamında, davacı vekilinin tüm ve davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek özetle “ Dava 2007 yılında satılan malların bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda bir kısmı imzasız olmak üzere taraflar arasında 9 adet “mal alım ihalelerine ait tip sözleşme” bulunmaktadır. 28.12.2006 ve 18.1.2007 tarihli ihale sözleşmelerinin ödeme koşulları ve zamanına ilişkin 13.2 maddesine göre ödemelerin mal tesliminden itibaren en geç 270 gün içerisinde yapılacağı ve bu sürenin 31.12.2007 tarihini aşmayacağı belirtilmiştir. Bu sözleşme kapsamında teslim edilen malların bedelinin ödeme tarihleri belli olduğundan, öngörülen sürede ödenmemesi halinde davacının bu malların bedelinin tahsili isteminin kabulünde bir isabetsizlik yoktur. Ancak, diğer ihale sözleşmelerinde yer alan madde 13.2’ye göre ise ödemelerin malzeme ve fatura tesliminden sonra Döner Sermaye Saymanlığının yapacağı plân dahilinde gerçekleştirileceği belirtilmiştir. Bu durumda teslim edilen mal bedelinin ödenmesi davalının yapacağı ödeme planına bağımlı kılındığı için bu sözleşmelere göre satışı ve teslimi yapılan malların bedelinin tahsili istemi yerinde değildir. Hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında faturaların ve ödemelerin hangi sözleşmelere göre yapıldığının tespit edilemediği belirtilmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde dava konusu malların satış ve tesliminin hangi sözleşme kapsamında gerçekleştirildiğinin araştırılıp, bir kısım sözleşmelerde farklı şekilde düzenlenen madde 13.2 hükmü gözetilerek sonuca gidilmelidir. Bilirkişi incelemelerine rağmen bu hususun tespitinin mümkün olmaması hâlinde ise ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tayini suretiyle varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir. Mahkemece bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır” denilmiştir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacı şirketin fatura bedelleri karşılığı olan asıl alacağının davanın açılmasından sonra davalı Üniversite tarafından ödenmiş olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin asıl alacak istemi yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, 28.12.2006 tarihli ve 18.01.2007 tarihli sözleşmelere istinaden düzenlenen faturalar için, sözleşmedeki ödemelerin 31.12.2007 tarihini aşmayacağı hükmü gözetilerek hesaplanan 27.497,92 TL"den taleple bağlı kalınarak 26.576,97 TL işlemiş faizin davalıdan tahsiline karar verilmiş, 03.07.2013 tarihli bu hükmün davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 2014/3748 E., 2014/9183 K. sayılı ve 14.05.2014 tarihli bozma ilamında; ""Dairemiz bozma ilamına esas ilk kararda mahkemece davacının faiz istemine ilişkin talebi reddedilmiş olup davacının bu kararı temyiz etmesi üzerine Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda bozma ilamının 1. bendinde açıkça davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar verilmiş olmakla davacının faiz isteminin reddine ilişkin hüküm artık kesinleşmiştir. Dairemiz bozma ilamı davalı vekilinin temyiz itirazlarına ilişkindir. Yerel Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyulduğu halde bozma gereği yerine getirilmeden davalı aleyhine faize hükmedilmiştir. Dairemiz bozma ilamının yanlış değerlendirilerek yazılı şekilde kesinleşen bir konuda işlemiş faiz alacağına karar verilmesi doğru olmadığı gibi bozma sebebi üzerinde durmadan karar verilmesi de isabetsizdir"" denilmek suretiyle hükmün temyiz eden davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, Dairemizin 2014/3748 E., 2014/9183 K. sayılı ve 14.05.2014 tarihli bozma ilamına uyulduğu belirtilerek yapılan yargılama sonunda; davacının talep ettiği 527.483,54-TL asıl alacak dava açıldıktan sonra davalı tarafından ödenmiş olduğundan, asıl alacak yönünden davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, davacının işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyizi yönünden yapılan incelemede; Yerel mahkemenin kararı Dairemizce 10.02.2011 ve 1405.2014 tarihlerinde iki kez bozulmuş olup, bozma ilamına uyulduğu belirtildiği halde, bozma gereklerine uygun inceleme yapılmamış ve bozmaya uygun karar verilmemiştir.
Yanlar arasındaki sözleşme uyarınca, davacının dava tarihi itibarıyla davalıdan muaccel hale gelmiş bir alacağının bulunmadığı anlaşıldığından, açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi ve davalı aleyhine yargılama masrafı ile vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 28/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.