10. Hukuk Dairesi 2019/1408 E. , 2019/2731 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, aksine kurum işleminin iptali ile 17.08.2009 tarihinden itibaren Bağ-Kur’dan yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkeme, bozma ilamına uyarak ilamda belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasanın 28. maddesinin 4 ve 5. fıkraları olup, anılan madde “...sigortalı olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten önce 25 inci maddenin ikinci fıkrasına göre malûl sayılmayı gerektirecek derecede hastalık veya özürü bulunan ve bu nedenle malûllük aylığından yararlanamayan sigortalılara, en az 15 yıldan beri sigortalı bulunmak ve en az 3960 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olmak şartıyla yaşlılık aylığı bağlanır. Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucularının sağlık kurullarınca usulüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbi belgelerin incelenmesi sonucu, Kurum sağlık kurulunca çalışma gücündeki kayıp oranının; a) %50 ila %59 arasında olduğu anlaşılan sigortalılar, en az 16 yıldan beri sigortalı olmaları ve 4320 gün, b) %40 ila %49 arasında olduğu anlaşılan sigortalılar, en az 18 yıldan beri sigortalı olmaları ve 4680 gün, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olmak şartıyla ikinci fıkranın (a) bendindeki yaş şartları aranmaksızın yaşlılık aylığına hak kazanırlar. Bunlar 94 üncü madde hükümlerine göre kontrol muayenesine tabi tutulabilirler.” hükmünü içermektedir.
Mahkemece uyulan bozma ilamımızda, “…..mahkemece, 506 sayılı Yasanın 109. maddesinde öngörülen prosedür doğrultusunda inceleme yapılarak, konu hakkında öncelikle Sosyal Sigorta Sağlık Kurulundan itiraz doğrultusunda rapor alınması, buna itiraz halinde Adli Tıp Kurumunun görüşüne başvurulması, söz konusu raporlar arasında çelişki ortaya çıkması durumunda ise, Tıp Fakültelerinin konuya ilişkin Ana Bilim Dalı uzmanlarından oluşturulan kurullardan rapor alınmak suretiyle sigortalının meslekte kazanma güç kaybı oranının kesin biçimde belirlenmesi ve tahsis koşulları irdelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. .….” hususları belirtilmiştir.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; bozma sonrası Yüksek Sağlık Kurulu kararıyla davacının çalışma gücü kaybının % 61 olarak belirlendiği,bu belirleme üzerine mahkeme tarafından davacının Kuruma idari başvuru sonucunun beklendiği, davacının 24.03.2015 tarihli talebine istinaden 01.04.2015 tarihinden itibaren davacıya 5510 Sayılı Kanunun 28/5 "nci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlandığı, davacı vekilinin bu defa 17.08.2009 tarihinden itibaren aylık bağlanması gerektiğini iddia ederek çalışma gücü kaybının başlangıç tarihinin tespitini istediği, Yüksek Sağlık Kurulu kararıyla çalışma gücü kaybı başlangıcının Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi raporuna dayalı olarak 11.07.2014 tarihi olarak belirlendiği, davacı vekili tarafından itiraz edilerek gerekirse Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını istediği, Adli Tıp Kurumuna çalışma gücü kayıp oranının tespiti ve başlangıç tarihinin tespiti için müzekkere yazıldığı, Adli Tıp 2.Üst Kurulu tarafından çalışma gücü kaybının % 36,25 olarak tespit edildiği, mahkemece, Adli Tıp 2.Üst Kurulu raporu esas alınarak davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Yüksek Sağlık Kurulunun çalışma gücü kayıp oranı ve başlangıcına dair kararı Kurum yönünden bağlayıcıdır, Kurum tarafından itiraz da edilmemiştir. Davacı vekili tarafından çalışma gücü kaybının başlangıcı uyuşmazlık konusu yapılmıştır.
Mahkemece, Yüksek Sağlık Kurulunun çalışma gücü kayıp oranı ve başlangıcına dair kararı esas alınarak karar verilmelidir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki oldular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi, usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 25.03.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.