18. Ceza Dairesi 2017/5886 E. , 2018/3390 K.
"İçtihat Metni"KARAR
Hakaret suçundan sanık ..."nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 125/1 ve 62. maddeleri gereğince 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair (Kapatılan) Bakırköy 10. Sulh Ceza Mahkemesinin 09/10/2012 tarihli ve 2011/1666 esas, 2012/2966 sayılı kararının Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 03/02/2016 tarihli ve 2013/35471 esas, 2016/1615 sayılı ilâmıyla onanarak kesinleşip infazına geçilmesini müteakip, 02/12/2016 tarihli Resmî Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun hükümleri gereğince infazın durdurulması ve uyarlama yargılaması yapılması talebinin reddine dair Bakırköy 44. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/04/2017 tarihli ve 2011/261 esas, 2012/383 sayılı ek kararına karşı Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/05/2017 tarihli ve 2017/544 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
İstem yazısında: “Dosya kapsamına göre, sanığın üzerine atılı bulunan 5237 sayılı Kanun’un 125/1. maddesinde düzenlenen hakaret suçu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinin 02/12/2016 tarihli Resmî Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile değiştirilmeden önceki haline göre de, anılan Kanun"un 253/1-a maddesi gereğince uzlaşmaya tâbi ise de, sanık ve katılana soruşturma aşamasında 5271 sayılı Kanun’un 253. maddesindeki esas ve usullere göre uzlaşma teklifi yapılmadan kamu davasının açıldığı cihetle, mahkemece hükmün infazının durdurularak 5271 sayılı Kanunu’nun 253. maddesindeki esas ve usullere göre uzlaştırma işlemlerinin yerine getirilmesi için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi gerektiği gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
I- Olay:
Şüpheli hakkında Bakırköy Cumhuriyet başsavcılığınca müştekilerin şikayeti üzerine tehdit ve hakaret ithamı ile yürütülen soruşturma kapsamında suç tarihinde TCK"nın 106/1-1. maddesinde düzenlenen tehdit suçunun uzlaşmaya tabi olmaması ve bu nedenle de hakaret suçunun da uzlaşma kapsamında olmaması nedeniyle uzlaşma yoluna gidilmeden iddianame düzenlenerek Bakırköy(Kapatılan) 10. Sulh Ceza Mahkemesine sunulduğu, Mahkeme tarafından atılı suçlardan sanığın mahkumiyetine dair hüküm kurulduğu ve bu hükmün Yargıtay 4. Ceza Dairesince 03/02/2016 tarihinde düzeltilerek onandığı, infaz aşamasında 6763 sayılı yasa ile uzlaştırma müessesesinde yapılan değişiklikler nedeni ile mahkemesinden uyarlama yapılmasının istendiği, tehdit suçu yönünden talebin kabul edildiği ancak hakaret suçu yönünden talebin reddedildiği, redde ilişkin Cumhuriyet başsavcılığınca yapılan itiraz yetkili ve görevli Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesince 10/05/2017 itirazın reddine dair karar verildiği ve bu karar nedeniyle kanun yararına bozma talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır.
II- Hukuksal Değerlendirme:
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 253 ve devamı maddelerinde düzenlenen uzlaştırma müessesinde 24/11/2016 tarihinde kabul edilen 6763 sayılı Yasa ile köklü değişiklikler yapılmıştır. 6763 sayılı Kanun 02/12/2016 tarihinde Resmi Gazete"de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe girmiştir.
6763 Sayılı Kanun ile değişiklik öncesi şikayete bağlı suçlar ile şikayete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç olmak üzere TCK"nın 86.maddesi), taksirle yaralama (TCK"nın 89. maddesi), konut dokunulmazlığının ihlali (TCK"nın 116. maddesi), çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (TCK"nın 234. maddesi), ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması (TCK"nın 234. maddesi, dördüncü madde hariç) ve özel kanunlarda uzlaşmaya tabi olduğu belirtilen suçlar uzlaşmaya tabi suçlar idi. Bu genel kuralın istisnası olarak ta soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olsa da etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar uzlaşma kapsamında değildi. Ana kuralın bir diğer önemli istisnası da uzlaştırma kapsamına giren bir suçun uzlaşma kapsamına girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmesi durumu idi ki, bu durumda da uzlaşma hükümlerinin uygulanmayacağı yaptırım altına alınmıştı.
6763 Sayılı Kanun ile TCK"nın 253. maddesinin başlığı “Uzlaştırma” olarak değiştirilmiş ve uzlaştırma kapsamında olan suçlarla ilgili ana kurala; tehdit (TCK"nın 106/1. maddesinin birinci fıkrası), hırsızlık (TCK"nın 141. maddesi), dolandırıcılık (TCK"nın 157. maddesi) suçları ile mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar uzlaştırma kapsamına alınmıştır. Öte yandan uzlaşma müessesinde ana kurala önemli bir istisna teşkil eden soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olsa da etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlarda uzlaşma yoluna gidilmeyeceği kuralı kaldırılarak diğer şartları da taşıması koşuluyla etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar da uzlaştırma kapsamına alınmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30/10/2007 tarihli ve 2007/4-200 esas, 2007/219 sayılı ilâmında belirtildiği üzere, uzlaştırma kurumu her ne kadar 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 253 ve 254. maddelerinde hüküm altına alınarak usul hukuku kurumu olarak düzenlenmiş ise de, fail ile devlet arasındaki ceza ilişkisini sona erdirmesi bakımından maddi hukuka da ilişkin bulunması nedeniyle yürürlüğünden önceki olaylara uygulanabileceği, bu uygulamanın sadece görülmekte olan davalar bakımından geçerli olmayacağı, 5237 sayılı Kanun"un 7/2. maddesindeki "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur."şeklinde düzenleme karşında, kesinleşen hükümlerde de uzlaşma hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 06/12/2016 tarihli ve 06.12.2016 tarih, 2014/13-194 Esas ve 2016/466 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, 5237 sayılı TCK"nın ""zaman bakımından uygulama"" başlığını taşıyan 7. maddesinin 2. fıkrasındaki ""suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanıp, infaz olunacağına"" dair düzenleme ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun ""Mahkûmiyet hükmünün yorumunda ve çektirilecek cezanın hesabında duraksama başlığını"" taşıyan 98/1. maddesinde ""Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir."" amir hükmü uyarınca, bu hususun infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı kabul edilmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, şüpheli hakkında TCK"nın 106/1-1. cümlesinde düzenlenen tehdit ve hakaret suçlarından soruşturma yürütüldüğü, konut dokunulmazlığını ihlal etme suçunun CMK"nın 253/1-a maddesine göre uzlaşmaya tabi olmasına rağmen uzlaşma teklif edildiği tarihte tehdit suçunun uzlaşmaya tabi olmadığı, bundan dolayı her iki suçun birden CMK"nın 253/3. maddesinin 2. cümlesi gereği uzlaşmaya tabi olmadığının anlaşıldığı, hükümden sonra 6763 sayılı yasa ile CMK"nın 253. maddesinde getirilen düzenlemeler ile tehdit suçunun uzlaştırma kapsamına alındığı bu defa her iki suçun birden uzlaşmaya tabi hale geldiği, hükümden sonra yapılan uyarlama önerisinin reddine dair Mahkeme kararına yapılan itirazın kabulü yerine yerinde olmayan gerekçe ile reddine karar verilmesi hukuka aykırıdır.
III- Sonuç ve Karar:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1- Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/05/2017 tarih ve 2017/544 değişik iş sayılı kararının, CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2- CMK’nın 309. maddesinin 4–a bendi uyarınca gereğinin mahallinde yerine getirilmesine, 12/03/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.