13. Hukuk Dairesi 2015/38078 E. , 2016/1141 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıya mirasen intikal eden taşınmazdaki 5470 m2 hissesini 15.7.2008 tarihinde 35.000,00 TL bedelle satın aldığını, tapu devrinin de gerçekleştiğini ancak diğer hissedarın açtığı şufa davası sonucunda adına tescilin iptal edildiğini, satış bedelinin iade edilmesi için başlattığı takibin ise itiraz üzerine durması nedeniyle tahsilat sağlayamadığını ileri sürerek satış bedelinden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00TL nin davalıdan faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, gerçekte bedel karşılığı yapılmış bir satış olmadığını, aralarındaki ön satış sözleşmesinde yazılı 35.000,00 TL nin verilmediğini, davacının tefeci olup korkusundan bu sözleşmeyi imzaladığını ve tapu devrini verdiğini, resmi satış incelendiğinde bedelsiz devir yapıldığının anlaşılacağını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahekemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Dava, zapta karşı tekeffül hükümleri çerçevesinde sözleşme bedelinin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece, tapu devri sırasında taşınmazı 100,00 TL ye satın aldığını belirten davacının, dava dışı mirasçının açtığı önalım davasında resmi satış sözleşmesinde satış bedeli olarak gösterilen bu bedelin adına depo edilmiş olması da gözetilerek kendi muvazaasına dayanıp bu bedelden fazlasını isteyemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Borçlar Kanunu m.237, Medeni Kanun m. 706/1, Tapu Kanunu m.26 ve Noterlik Kanunu m.60/3,89. maddelerindeki açık düzenlemeler ile taşınmaz satışının geçerli olması sözleşmenin resmi şekilde yapılması şartına bağlanmıştır. Bu mevzuat hükümleri gereğince kural olarak tapulu taşınmazlara ilişkin harici satış sözleşmeleri geçerli olmayacaktır. Ne var ki, harici sözleşmeye ek olarak resmi devrin gerçekleşmesi halinde sözleşmenin de artık geçerlilik kazanacağı yerleşik Yargıtay uygulamaları ile sabittir. Somut olayda davacı tapudan devrin yanı sıra davalı ile aralarındaki 15.7.2008 tarihli adi yazılı sözleşmeye de dayanmış olup, bu belgede davalının davaya konu taşınmaz üzerindeki miras hissesini 35.000,00TL bedelle sattığı açıkça yazılıdır. Ülkemizde resmi devirlerde sıklıkla gerçek satış bedelinin gösterilmediği de dikkate alındığında, mahkemenin davacının yalnızca resmi akitte yazılı 100,00 TL bedeli isteyebileceği, kendi muvazaasına dayanarak fazlasını isteyemeyeceği yönündeki kabulünde isabet bulunmamaktadır. Davalı resmi devir ile geçerli hale gelen harici sözleşmede belirlenen 35.000,00TL satış bedeli ile bağlı olup, bu bedelin ödenmediğini yasal kesin delillerle ispatla mükelleftir. Davalı yan, bu yönde yazılı delil sunmadığı gibi yemin deliline de dayanmadığından savunmasını ispat edememiştir. Geçerli sözleşmelerde ifanın imkansız hale gelmesi durumunda sözleşmenin tarafları ifanın imkansız hale geldiği tarihteki rayici isteyebilecekler ise de davacının talebi yalnızca ödenen bedelin sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde ve fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak kısmen iadesine ilişkin olup, bu halde mahkemece önalım davasında davacı adına depo edilen 100,00 TL lik resmi satış bedelinin sözleşmede kararlaştırlan bedelden mahsubu ile 34.900,00 TL yönünden davacının iddiasının yerinde olduğunun tespit edilmesi ve yine taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup hükmün bozulmasını gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan 25,20 TL harcın istek halinde iadesine, 21/01/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.