13. Hukuk Dairesi 2015/33414 E. , 2016/1094 K.
"İçtihat Metni"... vekili avukat ... ile... vekili avukat ... aralarındaki dava hakkında... Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 06.03.2014 gün ve 2013/476 2014/91 sayılı hükmün Dairemizin 07.05.2015 tarih ve 2014/22800 2015/14626 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
K A R A R
Temyiz ilamında belirtilen gerektirici nedenler karşısında usulün 440. Maddesinde sayılan nedenlerden hiçbirisine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE ve aynı kanunun 442 maddesi hükmünce 260.00 (ikiyüzaltmış) Lira para cezası ile aşağıda dökümü yazılı 3,20 TL. kalan harcın karar düzeltme isteyene yükletilmesine, 21.01.2016 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif) (Muhalif)
MUHALEFET ŞERHİ
Davanın dayanağını; davacının 2003 yılında ... Asliye Hukuk Mahkemesinde davalı adına açtığı tapu iptal ve tescil davasında verdiği hukuki yardım nedeniyle avukatlık ücret sözleşmesine göre ödenmeyen ücret alacağı oluşturmaktadır. Davacı hukuki yardımı başlatan avukat olup davalıyı temsilen açtığı tapu iptal ve tescil davasının yerel mahkemece reddedilmesi ve kararda direnilmesi üzerine, 5.2.2007 tarihinde davalı işsahibi, davacı ve davacının yetki verdiği dava dışı avukatlar arasında avukatlık ücret sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşmede "... Asliye Hukuk Mahkemesi"nin, 2005/700 E. 2006/696 K. Sayılı dosyasının Yargıtay Hukuk Genel Kurulu"nda takip edilmesi ve mahkeme kararının Yargıtay"dan esastan bozulmasının sağlanması karşılığında, dava konusu Kemer Harnup arası mevkiinde bulunan, 670 parselde kayıtlı taşınmazın, kararın kesinleştiği tarihteki değerinin %5"i vekalet ücreti olarak ödenecektir"" hükmü getirilmiştir. Davalı bu sözleşmeden doğan edimini yetki verilen vekiller yönünden yerine getirmiş olup vekalet ücreti olarak davadışı avukatlara 500.000 ... bedelli bono vermiş ayrıca bir kısım ücreti peşin ödemiştir. Yetkili kılınan avukatların bono bedelini tahsil etmeye kalkışmaları üzerine işsahibi davalı bu avukatlara yönelik borçlu olmadığına ilişkin menfi tespit davası açmıştır. Ne var ki ücret sözleşmesinden kaynaklanan bu davanın reddi üzerine Dairemizin 26.02.2013 tarih ve 2012/23914 esas 2013/4385 karar sayılı ilamı ile yerel mahkemenin kararı ücret sözleşmenin hukuka, ahlaka ve kamu düzenine aykırı olması nedeniyle geçersiz olduğuna hükmedilmiş, aşamalardan geçen dava kesinleşmiştir. Görüldüğü üzere taraflar arasında imzalanan ücret sözleşmesi eldeki davadan önce yargılamaya konu olmuş ve sözleşmenin konusu açıkça kamu düzenine aykırı bulunmuştur. Artık konusu aynı olan ahlaka ve kanuna aykırı bir sözleşmeye dayanarak davacı avukatın ücret talep etmesi hukuken korunamaz.
Öte yandan Avukatlık Kanununun 171. maddesinde "Avukat tarafından işe başka avukatlar teşrik edilmiş ise, avukat bundan dolayı ayrı bir ücret istiyemiyeceği gibi, işi birlikte takip eden avukat da müvekkilden herhangi bir ücret istiyemez. İş tamamen başka bir avukata bırakılmış ise, tevkil eden ve tevkil olunan avukatlar ücret sözleşmesindeki miktarı aşmamak şartiyle, harcadıkları mesaiye karşılık olan ücreti müvekkilden istiyebilirler. Ancak, tevkil eden avukat müvekkilden peşin ücret almışsa, harcadığı mesaiye karşılık olan miktarın fazlasını tevkil ettiği avukata ödemekle yükümlüdür." hükmü getirilmiştir. Birden ziyade avukatın aynı vekaletname ile vekalet hizmetini birlikte deruhte etmeleri halinde müvekkilin bu avukatlara ücret sözleşmesinde aksi kararlaştırılmadıkça tek bir vekalet ücreti ödeme yükümlülüğü vardır. Aslolan vekalet görevinin birlikte üstlenilmesidir. Yanlar arasında düzenlenen konusu aynı olan sözleşmenin geçersiz olmasına, davalı müvekkil açısından anılan davada borçsuzluğunun tespitine karar verilip kesinleşmesine göre eldeki davanın reddi doğru olmaktadır.
Yukarıdaki zikredilen kanun maddesi dosya ile birlikte değerlendirildiğinde davalının yetkili avukatlar açısından hiçbir vekalet ücreti ödemeyeceğine ilişkin ortada kesinleşmiş bir karar varken aynı sözleşmeye dayanarak davacının hak talep etmesi avukatlık hizmetinin bir bütün olması nedeniyle hukuken mümkün görünmemektedir. Ayrıca bu şekilde geçersiz olan sözleşmelerin yerine Avukatlık Kanunun 164/4 maddesi hükmünce geçersiz sözleşmede yazılı miktardan fazla ücret vermeyi hukuk düzeni korumaz. Davacıya emek ve hizmeti gereği vekalet ücreti verilmesi kabul edilse bile davacıya ve yetkili kılınan avukatlara yapılan ödemeler tüm ücreti karşılamaktadır. Zira hukuki yardıma konu davada harçlandırılmış müddeabih 500.000 TL olup hukuki yardımın başladığı tarihte geçerli olan mevzuat açısından asgari % 5 üzerinden 25000 TL eder ki bu da ödenen ücretin altında kalmaktadır. Mahkemece değişik gerekçeyle de olsa davanın reddine karar verildiği ve bu itibarla hükmün sonucunun doğru olduğu anlaşıldığından davalının karar düzeltme istemi kabul edilip hükmün onanması gerekirken yazılı gerekçeyle karar düzeltme isteminin reddine karar veren sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.