Abaküs Yazılım
13. Hukuk Dairesi
Esas No: 2015/1330
Karar No: 2016/1078
Karar Tarihi: 21.01.2016

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2015/1330 Esas 2016/1078 Karar Sayılı İlamı

13. Hukuk Dairesi         2015/1330 E.  ,  2016/1078 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi


    Taraflar arasındaki ayıplı mal davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün taraflar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat ... ile davalı ... vekili avukat ... İhbar Olunan ... vekili avukat ..."ın gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

    KARAR

    Davacı, “... Projesi” kapsamında inşa edilen bağımsız bölümü 11.07.2006 tarihinde davalı ...den satın aldığını, bağımsız bölümde ve ortak alanlarda ayıp ve eksiklikler bulunduğunu, .... Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2009/164 D.İş sayılı dosyası ile tespit yaptırdığını ileri sürerek; eksik ve ayıplı işlerden dolayı ortaya çıkan değer azalmasından; şimdilik, 5.000,00-TL’nin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş; ıslah ile talebini arttırmıştır.
    Davalı, dava konusu dairenin davacıya eksiksiz olarak teslim edildiğini, ayıp ve eksik bulunmadığını, kaldı ki ayıp ihbar mükellefiyetinin de süresinde yerine getirilmediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
    Mahkemece, bilirkişi raporu hükme esas alınarak eksik ifa nedeniyle davanın kısmen kabulüne, 5.000,00-TL’nin dava tarihinden, 2.021,22-TL’nin ıslah tarihi olan 06.02.2014 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
    1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
    2-Davacının, mahkemece gizli ayıp olarak nitelendirilen ayıplarla ilgili temyiz itirazları yönünden; Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 4077 sayılı TKHK.’nun 4. maddesinin 2. fıkrası hükmüne göre; tüketici, malın teslimi tarihinden itibaren otuz gün içerisinde açık ayıpları satıcıya bildirmekle yükümlüdür. Tüketici bu durumda, bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’ da gizli ayıpların ne kadar sürede satıcıya ihbar edileceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. Öyle olunca, 4077 sayılı TKHK’nun 30. maddesi gereğince, bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde, genel hükümlere göre uyuşmazlığın çözümü gerekli olduğundan, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun bu konudaki 198. maddesi (6098 Sayılı TBK.’nun 223. maddesi) uygulanacaktır. Anılan maddeye göre, alıcı, teslim aldığı malı işlerin olağan akışına göre, imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp gördüğü zaman bunu satıcıya derhal (uygun süre içinde) ihbar etmekle yükümlüdür. Bunu ihmal ettiği takdirde, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirme ile meydana çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde, bu ayıp sonradan meydana çıkarsa, bu durumu da hemen satıcıya bildirmediği takdirde, yine satılanı bu ayıp ile birlikte kabul etmiş sayılır. O halde, gizli ayıpların, dava zamanaşımı süresi içinde ve ayıp ortaya çıktıktan sonra derhal (dürüstlük kuralına uygun olan en kısa sürede), ihbar edilmesi; ayıbın açık mı, yoksa gizli mi olduğunun tayininde ise, ortalama (vasat) bir tüketicinin bilgisinin dikkate alınması, gerekmektedir. 818 sayılı Borçlar Kanunu’ nun 198. maddesinde (6098 sayılı TBK.’ nun 223. maddesi) öngörülen süre içinde ihbar edilmeyen ayıplar için dava açılamaz.
    Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; bağımsız bölümün davacıya 25.08.2008 tarihinde teslim edildiği ve davacının da gerek kendi konutu gerekse blok ve site ortak alanları ile ilgili ayıp ve eksiklikler bulunduğu yönünde 27.03.2009 tarihinde tespit yaptırdığı, tespit raporunun davalıya 06.07.2009 tarihinde tebliğ edildiği tüm dosya kapsamı ile sabittir.
    Hükme esas alınan bilirkişi raporunda “gizli ayıp”lı olarak belirtilen imalatlar ile ilgili olarak; bu ayıpların “açık” yada “gizli” olup olmadığı ve “gizli ayıp” olarak nitelendirilen bu ayıplar yönünden mevsimlerdeki yağmur, kar, güneş ve ısı durumları dikkate alınarak ne zaman oluştuğu yada oluşacağı ve bunu normal vasıflardaki tüketicinin ne zaman farkedebileceği ile bağımsız bölümün teslim tarihi ve ihbar tarihi de göz önünde bulundurularak yasal süresi içinde ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığı hususlarına yeterince yer verilmediği anlaşılmaktadır. 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 198. maddesi (6098 sayılı TBK.’nun 223. maddesi) hükmü ile gizli ayıplar yönünden kendisine yüklenen “derhal ihbar” mükellefiyetini yerine getirip getirmediğini ispat yükü davacıdadır. Site yönetiminin, tüketici adına ayıp ihbarında bulunma hak ve yetkisi bulunmamaktadır. Hal böyle olunca mahkemece, bilirkişiden ya da ayrı bir bilirkişi heyetinden “gizli ayıp” olarak nitelendirilen imalatların, “açık” yada “gizli” ayıplı olup olmadığı, ayrıca bu ayıpların ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı hususunda, ayıpların niteliği ve ortaya çıktıkları zaman dilimi de dikkate alınarak taraf ve yargı denetimine esas olacak şekilde ek rapor yada yeniden rapor tanzimi sağlanarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken; bu konuda gerekli inceleme ve araştırma yapılmaksızın, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
    3-Davalının, mahkemece eksik ifa olarak nitelendirilen eksik işlerle ilgili temyiz itirazları yönünden; Her ne kadar mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda kartonpiyer yapılmamış olması, balkonda elektrik prizi, mutfakta TV anten prizi ve telefon prizinin bulunmaması, interkom sisteminin yapılmamış olması, daire duvarlarına boya altına saten alçı sıva çekilmemiş olması,sitenin çevre duvarlarının yapılmaması, aydınlık ve mazgal demirlerinin antipas boya ile boyanmaması ve paslanmaların başlamış olması, otopark çizgilerinin bulunmaması, otomatik sulama sistemi ve diğer peyzaj altyapısının yetersizliği ile ağaçlandırma, bitkilendirme, çimlendirme ve genel çevre düzenlemesinin katalogdaki görüntülerin çok gerisinde kalması,gergi sistem gölgelikler, pergola, açık – kapalı kafeterya, sosyal donatı alanı ve müştemilatının yapılmaması eksik ifa olarak nitelendirilmiş ve buna göre davacının talebi kabul edilmiş ise de; a) Balkonda elektrik prizi, mutfakta TV anten prizi ve telefon prizinin bulunmaması, kartonpiyer yapılmamış olması, interkom sisteminin yapılmamış olması, sitenin çevre duvarlarının yapılmaması, otopark çizgilerinin bulunmaması, otomatik sulama sistemi ve diğer peyzaj altyapısının yetersizliği ile ağaçlandırma, bitkilendirme, çimlendirme ve genel çevre düzenlemesinin katalogdaki görüntülerin çok gerisinde kalması, gergi sistem gölgelikler, pergola, açık–kapalı kafeterya, sosyal donatı alanı ve müştemilatının yapılmaması davacının satın aldığı bağımsız bölümün ekonomik değerini düşüren açık ayıp niteliğinde olup; davalının bu ayıbı gizlemek için de herhangi bir hileye başvurmadığı, davacının bu ayıplardan bağımsız bölümü teslim aldığı tarihte kolayca bilgi sahibi olabileceği kuşkusuzdur. Davacının teslim aldığı bağımsız bölüm nedeniyle, 4077 sayılı Kanun’un 4.maddesi gereğince malın teslim tarihinden itibaren 30 gün içinde davalıya ayıp ihbarında bulunmadığı, b) boya altına saten alçı sıva çekilmemesinin, aydınlık ve mazgal demirlerinin antipas boya ile boyanmamasının ve paslanmaların başlamış olmasının ise gizli ayıp niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca a) bendinde belirtilen kalemlerin açık ayıp niteliğinde olmasından ve süresinde ayıp ihbarında bulunulmamasından dolayı bu taleplerin reddine, b) bendindeki gizli ayıplar yönünden ise bu ayıpların niteliği ve ortaya çıktıkları zaman dilimi ile teslim ve ihbar tarihi dikkate alınarak, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı yönünde bilirkişi yada heyetinden bu hususta da taraf ve yargı denetimine esas ek rapor yada yeni rapor tanzimi sağlanarak bir karar verilmesi gerekirken; yanlış değerlendirme ve yazılı gerekçe ile bu talebin kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
    SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle tarafların sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent gereğince hükmün davacı, 3. bent gereğince hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 1350,00 TL duruşma avukatlık parasının karşılıklı alınarak birbirlerine verilmesine, peşin alınan 120,00 TL harcın istek halinde davalıya iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/01/2016 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
    (Muhalif) (Muhalif)


    Muhalefet Şerhi

    Bozmanın üç nolu bendinde yer alan satın alınan konutla ilgili "kartonpiyerin yapılmaması, balkonda elektrik prizi, mutfakta Tv anten prizi ve telefon prizinin bulunmaması, gergi sistemi, gölgelikler, pergola ile site duvarı, açık – kapalı kafeterya, havuz gibi sosyal donatı alanı ve müştemilatının yapılmamasını" ayıplı ifa olarak kabul eden sn çoğunluk görüşüne aşağıda açıklanan nedenlerle katılmıyoruz:
    Uyuşmazlık; satın alınan dairede ve sitenin ortak alanlarında tespit edilen eksikliklere, 4077 sayılı Yasadaki ayıba karşı tekeffül hükümleri mi? yoksa eksik işe ilişkin Borçlar Kanunu genel hükümlerinin mi uygulanacağı konusundadır.
    Eksik iş ve ayıplı iş ayrımının sınırları yasalarımızda açıkça belirlenmediğinden bu boşluk Yargıtay içtihatları ile doldurulmaktadır. Bu ayrımın hukuki sonuçları önemli olup birbirinden farklıdır. Çünkü özel hüküm yerine genel hükme başvurmak muayene ve ihbar süresi geçirilmişse önem arzedecektir. Nitekim ayıplı iş için mutlaka ihbar gerekirken eksik ifa da ihbara gerek kalmadan dava açılabilir. Bazı durumlarda eksik ifa ile ayıplı ifanın ayrımında güçlük yaşanmaktadır. İşte burada bitmemiş yani tamamlanmamış ifa ile ayıplı ifa ayırımını iyi yapmak gerekir. Bu husus doktrinde de tartışmalıdır; ifa etmeme çok kapsamlı bir kavram olup teknik ve gerçek anlamda “gereği gibi ifa etmemeyi” karşılamamaktadır. Borçlanılan edimin niteliklerine uymaması halinde gereği gibi ifa etmeme, kötü ifa veya ayıplı ifa demek mümkündür. ...Borçlar Hukuku, Beta Y., sh 1004) Oğuzman’a göre ise borçların ifa edilmemesi, borçların hiç ifa edilmemiş olmasının yanında borçların gereği gibi ifa edilmemiş olmasını da kapsamaktadır. Uygulamaya gelince; tüketici hukuku yönünden de öncelikle ayıplı ifa-eksik iş (ifa) ayrımı yapılmalı, eksik ifa halinde TKHK nun 30. maddesi delaletiyle TBK.m.112vd. (EBK.96) hükümleri uygulanmalıdır. Bu arada belirtilmelidir ki, eksik iş kavramı esasen istisna akdine ait bir terim olmakla birlikte bunun satım akdindeki karşılığı "eksik ifa"dır. Yargıtay uygulamasında eksik iş, sözleşme konusu işin bir kısmının ya da tamamının hiç yapılmamasıdır; yani yapılmayan iştir. Yapılmayan bir işin teslimi sözkonusu olmaz. Ayıplı iş ise, eksik işten farklı olup, esasen yapılan işteki vasıf noksanlığıdır. Ayıba karşı tekeffül borcu konutun fiilen ve tamamen tesliminin gerçekleşmesi ile doğar. Diğer bir anlatımla ifanın hiç yerine getirilmemesi halinde eksik ifadan söz edilir. Bir şeyin teslimini konu alan borçlarda teslimin eksik yapılması yapma borçlarında yapılması gereken şeyin tam olarak yapılmaması eksik ifadır. Bu hususta şu ölçütten yararlanmak gerekir: "Eksikliğin giderilmesi diğer kısımlara dokunmadan, zarar vermeden mümkünse eksiklikten, fakat eksikliğin giderilmesi diğer kısımlara müdahaleyi onlara zarar vermeyi gerektiriyorsa ayıptan bahsedilmesi gerekir. Yazara göre bir duvarın boyanmamış olması kural olarak borcun ifa edilmemesine veya eksik ifaya ilişkin hükümlerin uygulanmasını gerektiren bir eksikliktir. Buna karşılık aynı duvarın önce astar boya ile boyanması gerektiği halde bu boya yapılmadan normal boya ile boyanmışsa artık ayıptan sözedilmelidir." (...2011, s.576, no:1449, nakleden Serkan AYAN, 2014/28049 esas sayılı dosyamızdaki hukuki mütalaasından) Örneğin asansörün motorunun takılmaması eksik iş, motorunun bir parçasının takılmaması nedeniyle çalışmayan asansör ayıplı sayılır. Yine bir konutun kararlaştırıldığı halde mutfak dolaplarının takılmaması eksik ifa, bu dolabın mdf yerine kavaktan yapılması ayıplı ifadır. Dolayısıyla ayıplı ifadan söz edebilmek için eserin tamamlanarak teslim edilmesi gerekir. Eksik ifanın tespiti halinde eksikliğin değeri bulunarak tazminata karar verilmelidir. Ortak alanlardaki eksiklikte ise nispi yönteme göre bulunacak bedele hükmedilir. Taraflar arasındaki işlemin bir tüketici işlemi olması sebebiyle tüketici lehine yorum yapma ilkesinin kabulü gerekir. HGK"nın 20.02.2013 tarih ve 2012/13-751 Esas ve 2013/265 sayılı kararı da bu yöndedir.
    Mahkemece eksik ifa olarak nitelendirilen ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda kartonpiyer, balkonda elektrik prizi, mutfakta TV anten prizi ve telefon prizinin, interkom sistemini yapılmamış, daire duvarlarına boya altına saten alçı sıva çekilmemiş, sitenin çevre duvarları yapılmamış, aydınlık ve mazgal demirlerinin antipas boya ile boyanmamış ve pergola, açık – kapalı kafeterya, sosyal donatı alanı müştemilatının yapılmaması eksik ifa olarak kabulü gerekir. Mahkemece eksik ifa kabul edilen kısım yönünden ilk derecesi mahkemesi kararının onanması gerekirken çoğunluğun yukarıda sayılan eksiklikleri açık ayıp olarak kabulü yönündeki bozma görüşüne katılmıyoruz.








    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi