Abaküs Yazılım
12. Ceza Dairesi
Esas No: 2018/7532
Karar No: 2019/4457
Karar Tarihi: 03.04.2019

Yargı görevi yapanı - bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs - Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2018/7532 Esas 2019/4457 Karar Sayılı İlamı

Özet:


Sanık, Fethiye Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen bir önceki mahkumiyet kararıyla ilgili olarak Yargıtay 1. Ceza Dairesi Başkanı'na mektup göndererek, söz konusu kararın bozulması için girişimde bulunduğu iddiasıyla suçlu bulunmuştur. Ancak, sanığın bu eylemi, yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçunun yasal unsurlarını taşımadığı gerekçesiyle mahkumiyetine karar verilmesi yasal değildir. Ayrıca, sanığın suç işlemesi olasılığına ilişkin kanaatine dayanarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmamasına karar verilmesi de yasal değildir. Davaya katılma hakkının tanımlanmasına ilişkin Ceza Genel Kurulu kararlarına atıf yapılarak, mağdurun suçtan doğrudan zarar görmemesi nedeniyle davaya katılma hakkı bulunmadığı karar verilmesi de hatalıdır. İlgili kanun maddeleri: TCK 277/1, 62, 53/1-2-3, 51/1-3; CMK 231/8.
12. Ceza Dairesi         2018/7532 E.  ,  2019/4457 K.

    "İçtihat Metni"

    Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
    Suç : Yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs
    Hüküm : TCK"nın 277/1, 62, 53/1-2-3, 51/1-3. maddeleri gereğince mahkumiyet

    Yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
    Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
    1-Şikayetçi .... hakkında, sanık ..."in üvey oğlunu kasten öldürmesi eyleminden dolayı kasten öldürme suçundan Fethiye Ağır Ceza Mahkemesince verilen 28.11.2011 tarihli, 2010/222-2011/271 sayılı mahkumiyet kararının olayda meşru savunma koşullarının oluştuğu görüşüyle duruşma savcısı ve şikayetçinin müdafii tarafından temyiz edilmesini müteakip, sanık ... ve eşinin, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2012/3686 esasına kaydedilen ve 28.11.2012 tarihinde duruşmalı temyiz incelemesi yapılacak olan dosya ile ilgili olarak Yargıtay 1. Ceza Dairesi Başkanı olan tanık ..."e hitaben yazıp gönderdikleri dilekçede, adı geçen tanığın Fethiye"de çalışmış olduğu dönemde tanıdığı olan bir siyasi partinin ..... isimli ilçe başkan yardımcısının meşru savunma hükmünün uygulanmaması nedeniyle kararın bozulması için girişimde bulunacağına dair ihbar niteliğinde elektronik ileti aldıklarını ve dedikodulardan rahatsızlık duyduklarını ifade edip, “...Hiçbir zaman ve hiçbir şekilde bu tarz söylemlere inanmamakla birlikte bu husustan sizin de bilgi sahibi olmanız gerektiğinizi düşündük. Yargı mensubu olan kişiler ile ilgili böyle söylemler yapılarak o kişinin isminin ve mesleğinin lekelenmesi amaçlanmaktadır. Size bu mektubu yazma amacımız, yukarıda ismini zikrettiğimiz kişileri eğer tanıyor iseniz bu konuda kendilerini bilgilendirerek böyle söylentilere mahal verilmemesi yönünde uyarıda bulunmanızdır. Bu hassas olay nedeniyle anne ve baba olarak bizim çok büyük bir kederimiz bulunmaktadır. Ancak yargı üzerinde bu tür söylemler bu kederin çoğalarak büyümesine neden olmaktadır. Dolayısıyla bu şahıslar tarafınızdan tanınmıyor olsa bile özellikle ... otel sahibi olarak bildirilen .... adındaki şahsın bu faaliyetleri nedeniyle hakkında belki de suç duyurusunda bulunmayı düşünebilirsiniz. Adaletinize ve doğruluğunuza inancımız tamdır. Bu mektubu yazma amacımız sadece sizi bilgilendirmek olup, gereğini her yönü ile takdir edeceğinize kuşkumuz bulunmamaktadır. Zamanınızı almış olmaktan dolayı affınıza sığınarak işlerinizde başarılar dileriz. (Bize gelen yazı eklice sunulmaktadır.) SAYGILARIMIZLA İYİ ÇALIŞMALAR DİLERİZ.” ibareleri ile tamamlanan dilekçe ekinde, dilekçedeki açıklamalarını destekleyen ve kimin tarafından gönderildiği belirli olmayan elektronik iletinin bilgisayardan alınan çıktısını da eklemeleri nedeniyle sanık hakkında TCK"nın 277. maddesinde düzenlenen yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçundan dava açıldığı olayda;
    Dilekçe ekindeki elektronik ileti içeriğinin sanık tarafından oluşturulduğuna ve elektronik iletinin düzmece (sahte) olduğuna dair, savunmanın aksine, dosya kapsamında hiçbir delil bulunmaması karşısında, sanığın, temyiz aşamasındaki dava dosyasına ilişkin açıklamaların yer aldığı elektronik iletiyi, temyiz incelemesini yapacak olan dairenin başkanını bilgilendirme amacını taşıyan bir dilekçeyle birlikte dava dosyasına göndermekten ibaret eyleminde, üzerine atılı yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken, yasal ve yeterli olmayan yazılı gerekçelerle sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,
    2-Kabul ve uygulamaya göre de:
    a)Sübutu kabul edilen suçun 28.06.2014 tarihinden önce işlenmiş olması karşısında, 28.06.2014 tarihinden önce işlenen suçlar açısından, 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun"un 72. maddesi ile değişik CMK"nın 231/8. maddesinin 2. cümlesinin uygulanamayacağı ve daha önceden verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın yargılama konusu suçla ilgili hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel teşkil etmeyeceği gözetilmeden, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, sanık hakkında açıklanmamış hüküm bulunması nedeniyle koşulları oluşmadığı biçimindeki yasal olmayan gerekçeyle sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
    b)Mağdur kavramı gibi kanunda açıkça tanımlanmamış olan “suçtan zarar görme” kavramının, gerek Ceza Genel Kurulu gerek Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında; “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılıp uygulandığı, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların, davaya katılma hakkı vermeyeceğinin kabul edildiği, bu hususun, Ceza Genel Kurulunun 11.04.2000 tarihli ve 65–69, 22.10.2002 tarihli ve 234–366, 04.07.2006 tarihli ve 127–180, 03.05.2011 tarihli ve 155–80, 21.02.2012 tarihli ve 279–55, 15.04.2014 tarihli ve 599-190, 28.03.2017 tarihli ve 214-206 sayılı kararlarında; “dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez” şeklinde açıkça ifade edildiği ve Ceza Genel Kurulunun 25.03.2003 tarihli ve 41–54 sayılı kararında da “tazminat ödenmesi, itibar zedelenmesi ve güven kaybı” gibi dolaylı zararlara dayanarak kamu davasına katılmanın olanaklı olmadığının kabul edilmesi karşısında, sanık hakkında adliyeye karşı işlenen yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçundan açılan kamu davasında; sanığa atılı suçun koruduğu hukuki yarar ve niteliği itibariyle şikayetçinin sanığa yüklenen suçun mağduru olmadığı ve suçtan doğrudan zarar görmemesi nedeniyle davaya katılma hakkı bulunmadığı gözetilmeksizin davaya katılmasına karar verilip, kendisini vekil ile temsil ettiren şikayetçi lehine vekalet ücreti hükmedilmesi,
    Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanun"un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 03.04.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.





    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi