12. Ceza Dairesi 2018/7532 E. , 2019/4457 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs
Hüküm : TCK"nın 277/1, 62, 53/1-2-3, 51/1-3. maddeleri gereğince mahkumiyet
Yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Şikayetçi .... hakkında, sanık ..."in üvey oğlunu kasten öldürmesi eyleminden dolayı kasten öldürme suçundan Fethiye Ağır Ceza Mahkemesince verilen 28.11.2011 tarihli, 2010/222-2011/271 sayılı mahkumiyet kararının olayda meşru savunma koşullarının oluştuğu görüşüyle duruşma savcısı ve şikayetçinin müdafii tarafından temyiz edilmesini müteakip, sanık ... ve eşinin, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2012/3686 esasına kaydedilen ve 28.11.2012 tarihinde duruşmalı temyiz incelemesi yapılacak olan dosya ile ilgili olarak Yargıtay 1. Ceza Dairesi Başkanı olan tanık ..."e hitaben yazıp gönderdikleri dilekçede, adı geçen tanığın Fethiye"de çalışmış olduğu dönemde tanıdığı olan bir siyasi partinin ..... isimli ilçe başkan yardımcısının meşru savunma hükmünün uygulanmaması nedeniyle kararın bozulması için girişimde bulunacağına dair ihbar niteliğinde elektronik ileti aldıklarını ve dedikodulardan rahatsızlık duyduklarını ifade edip, “...Hiçbir zaman ve hiçbir şekilde bu tarz söylemlere inanmamakla birlikte bu husustan sizin de bilgi sahibi olmanız gerektiğinizi düşündük. Yargı mensubu olan kişiler ile ilgili böyle söylemler yapılarak o kişinin isminin ve mesleğinin lekelenmesi amaçlanmaktadır. Size bu mektubu yazma amacımız, yukarıda ismini zikrettiğimiz kişileri eğer tanıyor iseniz bu konuda kendilerini bilgilendirerek böyle söylentilere mahal verilmemesi yönünde uyarıda bulunmanızdır. Bu hassas olay nedeniyle anne ve baba olarak bizim çok büyük bir kederimiz bulunmaktadır. Ancak yargı üzerinde bu tür söylemler bu kederin çoğalarak büyümesine neden olmaktadır. Dolayısıyla bu şahıslar tarafınızdan tanınmıyor olsa bile özellikle ... otel sahibi olarak bildirilen .... adındaki şahsın bu faaliyetleri nedeniyle hakkında belki de suç duyurusunda bulunmayı düşünebilirsiniz. Adaletinize ve doğruluğunuza inancımız tamdır. Bu mektubu yazma amacımız sadece sizi bilgilendirmek olup, gereğini her yönü ile takdir edeceğinize kuşkumuz bulunmamaktadır. Zamanınızı almış olmaktan dolayı affınıza sığınarak işlerinizde başarılar dileriz. (Bize gelen yazı eklice sunulmaktadır.) SAYGILARIMIZLA İYİ ÇALIŞMALAR DİLERİZ.” ibareleri ile tamamlanan dilekçe ekinde, dilekçedeki açıklamalarını destekleyen ve kimin tarafından gönderildiği belirli olmayan elektronik iletinin bilgisayardan alınan çıktısını da eklemeleri nedeniyle sanık hakkında TCK"nın 277. maddesinde düzenlenen yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçundan dava açıldığı olayda;
Dilekçe ekindeki elektronik ileti içeriğinin sanık tarafından oluşturulduğuna ve elektronik iletinin düzmece (sahte) olduğuna dair, savunmanın aksine, dosya kapsamında hiçbir delil bulunmaması karşısında, sanığın, temyiz aşamasındaki dava dosyasına ilişkin açıklamaların yer aldığı elektronik iletiyi, temyiz incelemesini yapacak olan dairenin başkanını bilgilendirme amacını taşıyan bir dilekçeyle birlikte dava dosyasına göndermekten ibaret eyleminde, üzerine atılı yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken, yasal ve yeterli olmayan yazılı gerekçelerle sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,
2-Kabul ve uygulamaya göre de:
a)Sübutu kabul edilen suçun 28.06.2014 tarihinden önce işlenmiş olması karşısında, 28.06.2014 tarihinden önce işlenen suçlar açısından, 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun"un 72. maddesi ile değişik CMK"nın 231/8. maddesinin 2. cümlesinin uygulanamayacağı ve daha önceden verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın yargılama konusu suçla ilgili hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel teşkil etmeyeceği gözetilmeden, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, sanık hakkında açıklanmamış hüküm bulunması nedeniyle koşulları oluşmadığı biçimindeki yasal olmayan gerekçeyle sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
b)Mağdur kavramı gibi kanunda açıkça tanımlanmamış olan “suçtan zarar görme” kavramının, gerek Ceza Genel Kurulu gerek Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında; “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılıp uygulandığı, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların, davaya katılma hakkı vermeyeceğinin kabul edildiği, bu hususun, Ceza Genel Kurulunun 11.04.2000 tarihli ve 65–69, 22.10.2002 tarihli ve 234–366, 04.07.2006 tarihli ve 127–180, 03.05.2011 tarihli ve 155–80, 21.02.2012 tarihli ve 279–55, 15.04.2014 tarihli ve 599-190, 28.03.2017 tarihli ve 214-206 sayılı kararlarında; “dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez” şeklinde açıkça ifade edildiği ve Ceza Genel Kurulunun 25.03.2003 tarihli ve 41–54 sayılı kararında da “tazminat ödenmesi, itibar zedelenmesi ve güven kaybı” gibi dolaylı zararlara dayanarak kamu davasına katılmanın olanaklı olmadığının kabul edilmesi karşısında, sanık hakkında adliyeye karşı işlenen yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçundan açılan kamu davasında; sanığa atılı suçun koruduğu hukuki yarar ve niteliği itibariyle şikayetçinin sanığa yüklenen suçun mağduru olmadığı ve suçtan doğrudan zarar görmemesi nedeniyle davaya katılma hakkı bulunmadığı gözetilmeksizin davaya katılmasına karar verilip, kendisini vekil ile temsil ettiren şikayetçi lehine vekalet ücreti hükmedilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanun"un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 03.04.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.