13. Hukuk Dairesi 2015/439 E. , 2016/1058 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı Asil ... ve vekilleri vekili avukat ... vekili avukat ... ile davalı ... vekili avukat ..., diğer davalılar ... ve diğerleri vekili avukat ..."ın gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, oğulları ..."nın 24.7.2006 tarihinde halsizlik ve karın ağrısı şikayeti ile davalı şirketin işlettiği hastaneye yatırıldığını, aynı tarihli genel durum raporunda, safra kesesinde taş olduğu, pankreasta sorun olmadığının açıklandığı, 25.7.2006 tarihinde davalı hastanede diğer davalı doktorlar tarafından radyolojik girişim (...) uygulandığını, 2 saat süren girişimin başarısız olduğunu, normalin üstünde kontrast madde enjekte edildiğinden pankreasa ciddi zarar verildiğini, taşın alınamadığı gibi, şiddetli karın ağrısının geliştiğini, buna rağmen davalıların 2. defa ... uygulanacağını bildirince başka bir hastaneye götürdüklerini ve 27.7.2006 tarihinde durumu ağırlaşınca açık ameliyata alındığını, ancak 22.8.2006 tarihinde nekrotizan pankreatit nedeni ile vefat ettiğini ileri sürerek, 20.000 "er TL. manevi tazminatın faizi ile birlikte davalılardan tahsilini istemişlerdir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, davalıların uyguladığı radyolojik girişimin başarısızlığı nedeni ile ölüm olayının gerçekleştiği iddiası ile manevi tazminat isteminde bulunmuşlardır. Davanın temeli vekillik sözleşmesi olup, özen borcuna aykırılığa dayandırılmıştır (BK m. 386-390) Vekil, vekalet görevine konu işi görürken, yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Vekilin sorumluluğu, genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır. Vekil, işçi gibi özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur (BK m. 321/1). O nedenle davacılar murisinin tedavisini üstlenen hastane ve doktorların meslek alanı içinde olan bütün kusurları, hafif de olsa, sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Az yukarıda açıklandığı üzere, doktor tedavi nedeniyle yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan sorumludur. Keza en hafif kusurundan dahi hukuken sorumluluk altındadır.
Bu nedenle de bilirkişi raporu önem kazanmakta ve taraf, hakim ve Yargıtay denetimine elverişli bulunmalıdır. Bilirkişi doktorun seçilen tedavi yöntemi ve tedavi aşamalarında gerekli titizliği gösterip göstermediğini uygulanacak tedavi yöntemi ve aşamalarda gerekli titizliği gösterip göstermediğini, uygulanması gereken tedavinin ne olması gerektiğini, doktor tarafından uygulanan tedavinin ne olduğunu, ayrıntılı ve gerekçeli olarak açıklamalı ve sonuca ulaşmalıdır. Bu bağlamda; salt yapılan işlemin ne olduğunu açıklamak yeterli kabul edilemez. Kaldı ki, bilirkişi raporu tarafların itirazlarını da mutlaka karşılamalı ve aydınlatıcı olmalıdır. Hakim’in de bilirkişinin somut olayda görüşünün dosya kapsamına uygun olup olmadığını denetlemesi gerekmektedir. (TMK.nun md. 4, HUMK.nun md. 240) Dairemizin kararlılık kazanmış uygulamaları ve içtihatları da bu yöndedir.
Somut olayda ise; ... Kurumu 3. İhtisas Kurulu"nun 30.10.2009 tarihli raporunda, ...işleminin endikasyonunun olduğu, bu işlemin kişideki gibi, koledoğa rahat girilemediği durumlarda 30-45 dk süre sonra sonlandırılması gerektiği, ancak tıbbi belgelere göre işlemin 1 saatten uzun sürdüğü, pankreatit gelişiminin ...işlemi sonrası beklenen bir durum olduğu, gelişen pakreatit sonrasında yapılan tedavi ve takiplerin tıp kurallarına uygun olduğu açıklanmış, 18.10. 2012 tarihli Adli Tıp Genel Kurulu raporunda da, kişiye uygulanan ...işlem endikasyonunun doğru olduğu, pankreatit gelişiminin komplikasyon olup, davalılara atfı kabil bir kusurun yüklenemeyeceği bildirilmiştir. Ancak Yüksek Sağlık Şurasının 24-25 şubat 2011 tarihli raporunda, hastada ...için geçerli bir endikasyon olmadığı, koledokta taş ya da tıkanma gösterilmediği, direk billuribin yüksekliği olmadığı, alkalin fosfotaz bakılmadığı, GGT yüksekliğinin tek başına koledok tıkanıklığına delalet etmediği, bu nedenle ...yapılmasının zorunlu olmadığı, non-invazifve daha az riskli yöntemlerin (..) mevcut olduğu, buna rağmen hastaya ...yaparak, ...süresini uzatarak ve maksimum girişim sayısını zorlayarak, hastanın pankreatit olmasına neden olan davalı doktorların davranışlarının tıp kurallarına uygun olmadığı açıklanmıştır. Her üç raporda da, hastada gelişen pankreatitin uygulanan ...yönteminin komplikasyonu olduğu hususunun vurgulandığı açıktır. Uyuşmazlık, tıbbi tahlil ve raporlarla hastada belirlenen rahatsızlığa ...yönteminin uygulanıp uygulanmayacağı yani endikasyonunun yerinde olup olmadığı ayrıca bu yöntemden daha az riskli başkaca yöntemlerin uygulanıp uygulanamayacağı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece hükme esas alınan ... raporlarında, bu hususlarda bir açıklama bulunmadığından bu hali ile raporun olayı aydınlatmaya elverişli ve yeterli olmadığının kabulü gerekir. Öyle olunca, Mahkemece bu hususlar üzerinde durulmalı ve Üniversitelerin ilgili bilim dalından seçilecek akademik kariyere sahip (3) kişilik kurul vasıtasıyla yukarıda açıklanan şekilde, inceleme ve değerledirme yapılarak, davacılar murisine uygulanan teşhis ve tedavide davalı doktorlar ve hastaneye izafe edilecek bir kusur bulunup bulunmadığı üzerinde durulmalı ve sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece, yanlış değerledirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davacılar yararına BOZULMASINA, 1350,00 TL duruşma avukatlık parasının davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan 25,20 TL harcın istek halinde iadesine, 21/01/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.