20. Ceza Dairesi 2016/1237 E. , 2016/1852 K.
"İçtihat Metni"İtirazla İlgili Mahkeme Kararı : Ağır Ceza Mahkemesi"nin 02/07/2015 tarihli
Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma
İtiraz yazısı ile dava dosyası incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A) KONUYLA İLGİLİ BİLGİLER :
Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanık ... hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesi"nce yapılan yargılama sonucu, 02/07/2015 tarihinde 2015/143 esas ve 2015/239 karar sayı ile sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.
Hüküm sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemizce 22.02.2016 tarihinde 2015/15520 esas ve 2016/985 karar sayı ile sanık hakkındaki hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B) İTİRAZ NEDENLERİ :
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"nın itiraz yazısında; “Olay, arama, yakalama ve muhafaza altına alma tutanağı ve dosya kapsamına göre; kolluk görevlilerinin yaptığı çalışmalar sırasında, Çankaya İlçesi Seyranbağları Semti civarında ... plaka sayılı araç ile uyuşturucu madde satışı yapıldığı yönünde bilgiler edinildiği, 11.02.2015 günü saat 21:20 sıralarında plakası verilen aracın yanına yaklaşıldığı, şoför koltuğunda oturan sanığın kimlik bilgilerinin tespiti amacıyla araçtan indirilmesi esnasında, şoför kapısının cep kısmında bulunan ağzı açık beyaz poşet içinde 4 paket esrar, kağıt mendil poşeti içinde 7 adet uyarıcı nitelikte tablet ve 56 adet şeffaf kilitli boş poşet bulunduğu, sanığın yapılan üst aramasında, montunun sağ cebinde 3 adet şans oyunu kuponuna sarılı esrar, pantolonun sol cebinde 12 adet şeffaf kilitli poşet içerisinde esrar ele geçirildiği anlaşıldığından; kolluk görevlileri tarafından yapılan arama işlemine dayanak olan bir arama kararı ya da Cumhuriyet savcısının yazılı emrinin olup olmadığının araştırılması, varsa arama kararı veya yazılı emrin denetime olanak verecek şekilde aslı veya onaylı örneğinin getirtilmesi, araç ve üst aramalarına ilişkin bir arama kararı ya da yazılı emir bulunmaması halinde, yapılan arama ve bunun sonucu elde edilen delillerin hukuka aykırı olup Anayasa"nın 38/6, CMK 206/2-a, 217/2 ve 230/1-b. maddelerine aykırılık oluşturup hükme esas alınamayacağı hususları da dikkate alınarak, tüm deliller birlikte değerlendirilerek, sanığın hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken, eksik araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulması nedeniyle, .... hükmün BOZULMASINA,...” karar verilmiştir.
... İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri olarak il genelinde uyuşturucu veya uyarıcı madde ticaretiyle mücadeleye yönelik çalışmalarda; ... plakalı beyaz renkli Volkswagen Jetta marka araçla Çankaya ilçesi Seyranbağları semtinde ve civarında uyuşturucu madde satışı yapıldığı bilgiler elde edilmiş, güvenlik kuvvetleri tarafından 11.02.2015 tarihinde, saat 21:20 sıralarında Çankaya ilçesi Yüzüncüyıl mahallesi Fıskiye sokak ile Bağlar caddesinin kesiştiği yerde ... plakalı aracın görüldüğü, aracın yanına yaklaşılarak polis tanıtım kartları gösterildikten sonra sanığın kimlik kontrolü için araçtan indirilmesi sırasında, şoför kapısının cep kısmında bulunan ağzı açık beyaz poşet içinde streç poşete sarılı vaziyette esrar maddesinin olduğunun görülerek, suçüstü halinin olması nedeniyle poşetlerde yapılan aramalarda 4 adet 30 gram esrar maddesi ile mavi renkli selpak kağıt mendile sarılı 7 adet ecstacy hap, sanığın üst aramasında ise 3 adet şans oyunları kuponuna sarılı daralı 6 gram esrar ile şeffaf naylon poşet içinde 12 adet 20 gram esrar maddesi ve ayrıca 56 adet küçük şeffaf naylon boş poşet elde edilmiş ve sanık hakkında atılı suçtan kamu davası açılmış, yapılan yargılama sonunda sanığın cezalandırılmasına karar verilmiş ise de bu hüküm Yargıtay 20.Ceza Dairesi"nce yukarıda açıklanan gerekçelerle bozulmuştur.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ile Yüksek Yargıtay 20. Ceza Dairesi arasındaki uyuşmazlık, kolluk görevlileri tarafından yapılan arama işlemine dayanak olan bir arama kararının ya da Cumhuriyet savcısının yazılı arama emrinin olup olmadığının araştırılmasına gerek olup olmadığı, somut olayda ele geçen uyuşturucuların hukuka aykırı yöntemle elde edilip edilmediği ve buna bağlı olarak hükme esas alınıp alınmayacağı ve suçun unsurlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.
5237 sayılı TCK"nın 1. maddesinde kanunun amacı ortaya konulmuştur.
Hükümde kişi hak ve özgürlüklerini, kamu düzen ve güvenliğini, hukuk devletinin, adalet ve güvenliğin sağlandığı bir toplumda yaşama hakkının gereği olarak, kamu düzeni ve güvenliğinin korunması ile suç işlenmesinin önlenmesi, ceza kanunun temel amaçları arasında sayılmaktadır.
“Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi” başlığını taşıyan 5237 sayılı TCK"nın 3. maddesinin 1. fıkrasına göre, suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.
Hukuk kurallarının temel amaç ve işlevleri, bireylerin yaşamlarını güven ortamı içerisinde sürdürmelerini teminle, toplumsal düzeni sağlamaktır.
Ceza muhakemesi hukuku, hakimlerin ceza kanununu gereği gibi uygulayabilmeleri için sanıklar hakkında lüzumlu bilgileri toplarken, sosyal düzenin korunması ile kişilerin hak ve özgürlüklerine saygı arasında bir denge kurmak suretiyle hukuken geçerli kanıtlarla hiçbir duraksamaya yer vermeden maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacını güder.
Suçluların meydana çıkarılarak süratle ve mutlaka cezalandırılmalarını sağlarken, toplum menfaatini; masumların gereksiz yere kovuşturulmaması ve haksız cezaya çarptırılmamalarını teminen de ferdin menfaatini gözetir.
Ceza muhakemesi tedbirlerinden biri olan arama ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8, Anayasa’nın 20 ve 21. maddeleri ile koruma altına alınan kişinin temel hak ve özgürlüklerine müdahale edildiğinden, yasa koyucu sözleşme’ye Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihatlarına ve Anayasa’nın 20 ve 21. maddelerine uygun olarak kişinin temel hak ve özgürlüklerine müdahale etme hakkı olan arama koruma tedbiri, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun CMK 116 ve devamı maddeleri ile Adlî ve Önleme Aramaları Yönetmeliği’nin (Yönetmelik) 5 ve devamı maddelerinde yer almaktadır.
Arama, suçların önlenmesine yönelik olarak, önleme araması (PVSK m. 9, 4, Arama Yönetmeliğinin 18 vd. m.9) olarak, suç işlendikten sonra da yakalama delili elde etme ve müsadere tabi eşyayı bulma amacına yönelik olarak adli arama (CMKm.116-122 ) olarak düzenlenmiştir.
Arama kararı verme yetkisi kural olarak hakime aittir. (AY m.20, 21; CMK m.119, f.1). gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri arama yapabilirler. Ancak konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama hakim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapılabilir. Kolluk amirinin yazılı emri ile yapılan arama sonuçları Cumhuriyet Başsavcılığına derhal bildirilir.
Kaldı ki, Kolluğun bir arama emri veya kararı gerekmeden arama yapabileceği hallerde bulunmaktadır.
Adli ve önleme aramaları yönetmeliğinin karar alınmadan yapılacak arama başlıklı 8, 9 ve 25, 27. maddelerinde sayılmıştır.
“...Suçüstü halinde yapılan aramalarda, ...suç işlenen yerlerde delillerin aranması, bulunması, el konulması, için, ... 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 24. maddesindeki kanunun hükmü ve amirin emrini yerine getirme, 25. maddesindeki meşru savunma ve zorunluluk hali ve 26. maddesindeki hakkın kullanılması ile diğer kanunların öngördüğü hukuka uygunluk sebepleri ve suçüstü halinde yapılan aramalarda, toplum için veya kişiler bakımından hayati tehlikeyi ortadan kaldırmak amacıyla veya kapalı yerlerden gelen yardım çağrıları üzerine konut, işyeri ve yerleşim yeri ile eklentilerine girmek için, hakim veya savcı kararı alınmasına gerek bulunmamaktadır.
5271 sayılı CMK"nın m.2/1-j. bendi; suçüstü halini, o sırada işlenmekte olan suçla sınırlı tutmamıstır. Ayrıca suçüstü sayılan halleri de tanımlamıstır. Bu maddeye göre suçüstü hali; işlenmekte olan suç yanında, henüz işlenmiş olan suç ile suçun işlenmesinden hemen sonra takip edilen veya suçun az önce işlendiğine dair eşya ya da delille yakalanan kimsenin işlediği suçu da içermektedir. CMK md. 90/1-2. ile md. 2/1 - (j) bendi birlikte değerlendirildiğinde, bu gibi hallerde herhangi bir kişi veya makamın yazılı emrine gerek bulunmamaktadır.
Nitekim bozma kararına konu somut olayda; ... plakalı araç ile uyuşturucu satıldığının belirlenmesi üzerine, bahse konu araç Yüzüncüyıl Mahallesinde park halinde görülmüş, sanığın kimlik kontrolü yapılmak üzere indiği sırada şoför kapısının cep kısmında ağzı açık poşet içinde esrarın görülmesi üzerine, poşetlerde ve sanığın üzerinde arama yapılarak davaya konu uyuşturucu maddeler elde edilmiştir. Bu haliyle sanık ..."nin suçüstü yakalandığı ve üst aramasınında suçüstü hükümlerine göre yapıldığının kabulünde zorunluluk bulunmaktadır. Aramanın suçüstü hükümlerine göre yapılması nedeniyle de adli arama kararı veya Cumhuriyet savcısının yazılı arama emri verip vermediğinin araştırılmasına da gerek yoktur.
Ayrıca, suçüstü halinin bulunduğu ve şüphelinin suç delillerini yok etmesi söz konusu olabileceğinden, şüphelinin yakalanmasına ve suç eşyasına el konulmasına engel yoktur. Kaldı ki sanığın yakalanması ve suç eşyasına el konulması üzerine, durum derhal nöbetçi Cumhuriyet savcısına bildirilerek görevli Cumhuriyet savcısının talimatları doğrultusunda hareket edilmiştir. El koyma işlemide 12.02.2015 tarihinde yetkili ve görevli hakim tarafından onaylanmıştır. Uyuşturucular aracın dışarıdan gözle görülecek bölgesinde ele geçtiğinden, sanığın özel yaşam alanları ihlal edilmediğinden yasak ve hukuka aykırı delil olarak kabul edilmesi mümkün değildir ve elde edilen delillerin hükümde değerlendirilmesinde bir engel bulunmamaktadır.
Yukarıda arz ve izah edilen gerekçelerle sanıkta suçüstü hükümleri uyarınca elde edilmiş olan delillerin hukuka uygun delil olarak kabul edilmesi ve sanık hakkında verilen bozma kararının kaldırılarak, mahkumiyet hükmünün onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C) CUMHURİYET BAŞSAVCISININ İTİRAZIYLA İLGİLİ YASA HÜKÜMLERİ :
1- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 308. maddesi:
(1) Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re"sen veya istem üzerine, ilâmın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Ceza Genel Kurulu"na itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz.
(2) (05.07.2012 tarihli Resmî Gazete"de yayımlanan 6352 sayılı Kanun"la eklenen fıkra) İtiraz üzerine dosya, kararına itiraz edilen daireye gönderilir.
(3) (05.07.2012 tarihli Resmî Gazete"de yayımlanan 6352 sayılı Kanun"la eklenen fıkra) Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kurulu"na gönderir.
2- 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun"un geçici 5. maddesi (05.07.2012 tarihli Resmî Gazete"de yayımlanan 6352 sayılı Kanun"la eklenen):
(1) Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 308 inci maddesinde yapılan değişiklikler, bu Kanunun yayımı tarihinde Yargıtay Ceza Genel Kurulu"nda bulunan ve henüz karara bağlanmamış dosyalar hakkında da uygulanır.
D) İTİRAZIN VE KONUNUN İRDELENMESİ
Dairemizin itiraza konu olan kararının, itiraz yazısında ileri sürülen tüm nedenler tartışılıp değerlendirilerek verildiği ve kararda bir yanlışlık bulunmadığı anlaşıldığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"nın itirazı yerinde görülmemiştir.
İtirazın incelenmesi için dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu"na gönderilmesine karar vermek gerekmektedir.
E) KARAR: Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"nın itirazının yerinde görülmediğine,
2- 5271 sayılı CMK"nın 308. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, itirazın incelenmesi için dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu"na GÖNDERİLMESİNE, 04.04.2016 tarihinde, oybirliğiyle karar verildi.