23. Hukuk Dairesi 2015/3390 E. , 2016/2858 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki iflas davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, müvekkilinin, davalıdan olan alacağının tahsili için ...2. İcra Müdürlüğü"nün 2008/5382, 5383, 5384, 5385, 5386 Esas sayılı dosyalarında kambiyo senetlerine özgü iflas yolu ile takip yapıldığını, ödeme emri tebliğine rağmen borcun ödenmediğini ileri sürerek, davalının iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin düzenlenen depo emrinin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu"nun 158. maddesine uygun olmadığına işaret eden bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda depo emrine rağmen borcun ödenmediği gerekçesiyle, davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekilinin temyiz istemi üzerine, Dairemizin 24.10.2011 tarih ve 666 Esas, 1293 Karar sayılı ilamıyla onanmış, bu kez davalı vekilinin karar düzeltme istemi üzerine Dairemizin 12.03.2012 tarih ve 665 E., 1848 K. sayılı ilamıyla, davalı aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan takibe ilişkin ödeme emrinin davalıya tebliğ edilmesi üzerine, davalı vekilince mal beyanında bulunulduğu, daha sonra takip yolu değiştirilerek iflâs ödeme emrinin davalı yerine vekiline tebliğ edildiğinin dava dosyasının eki icra-iflas dosyalarından anlaşıldığı, İİK"nın 61/1. maddesinin; "Ödeme emri borçluya takip tarihinden itibaren nihayet 3 gün içinde gönderilir...." emredici hükmü uyarınca; iflâs ödeme emrinin borçluya tebliğ edilmesi zorunlu olup, vekile tebliğ edilen iflâs ödeme emrine istinaden davalının iflâsına karar verilemeyeceği, mahkemece bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya uygun görülmediği gerekçesiyle, davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 24.10.2011 tarih ve 666 Esas, 1293 Karar sayılı onama ilamı kaldırılarak hüküm bozulmuştur.
Mahkemece ilk kararda direnilmesine, davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu"nun 20.12.2013 tarih ve 23-131 E., 1681 K. sayılı ilamıyla, "Somut uyuşmazlıkta, mahkemece verilen davanın kabulü yönündeki ilk karar, Yargıtay 19. Hukuk Daire"since yalnızca mahkemece düzenlenen depo emrinin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu"nun 158. maddesine uygun olmadığı gerekçesiyle bozulmuş ve diğer yönlere ilişkin temyiz itirazları bozma kapsamı dışında bırakılmıştır. Bu kapsamda, davalı vekilinin, “icra takip dosyalarında müvekkiline iflas ödeme emirlerinin tebliğ edilmediği”ne ilişkin temyiz sebebi bozma kapsamı dışında bırakılarak, bozma nedeni yapılmamıştır.
Buna göre, bozma kapsamı dışında kalan yönler böylelikle kesinleşmiş ve davacı yararına usulü kazanılmış hak doğmuştur.
Öyleyse, davalı vekilinin, “icra takip dosyalarında müvekkiline iflas ödeme emirlerinin tebliğ edilmediği”ne ilişkin temyiz sebebi bozma kapsamı dışında bırakılarak kesinleşmiş olması nedeniyle bu konuda davacı yararına usulü kazanılmış hak doğduğundan, bu aşamadan sonra Özel Daire"nin usulü kazanılmış hakka aykırı olarak karar düzeltme istemi üzerine onama kararını kaldırarak, bozma kararı vermesi hukuken olanaklı değildir.
Hukuk Genel Kurulu"nda yapılan görüşmede bir kısım üyelerce, davalı vekilinin ileri sürdüğü “icra takip dosyalarında müvekkiline iflas ödeme emirlerinin tebliğ edilmediği”ne ilişkin temyiz sebebi bozmada açıkça reddedilmediğinden, bu konuda bir kazanılmış haktan bahsedilemeyeceği, her aşamada bu hususun gözetilmesi gerektiği, Özel Daire"nin karar düzeltme aşamasında bozma kararı vermesinde usule bir aykırılığın bulumadığı ileri sürülmüş ise de; çoğunlukça yukarıda belirtilen gerekçelerle bu görüş kabul edilmemiştir.
Özel Daire"ce bozma konusu yapılan hususa gelince;
İlkin, konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu"nun 171. maddesinde “Avukat, üzerine aldığı işi kanun hükümleri ve yazılı sözleşme şartlarına göre sonuna kadar takip eder.”
Hükmü yer almaktadır.
Diğer taraftan, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu"nun 62. maddesi; “Kanunen salahiyeti mahsusa itasına mütevakkıf hususlar müstesna olmak üzere vekalet, hüküm katiyet kesbedinciye kadar davanın takibi için icap eden bilümum muameleleri ifaya ve hükmün icrasına ve masarifi muhakemenin tahsiliyle bundan dolayı makbuz itasına ve kendisi aleyhinde de işbu muamelatın kaffesinin ifa edilebilmesine mezuniyeti mutazammındır. ...İşbu mezuniyeti takyit edecek bütün kayıtlar diğer taraf indinde gayri muteber addolunur.” hükmünü amir olup (Bkz. 6100 Sayılı Kanun m.73), 7201 sayılı Tebligat Kanunu"nun konuya ilişkin 11. maddesinde ise; “Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır.” hükmü bulunmaktadır.
Somut olayda; ...2. İcra Müdürlüğü"nün 2008/5382, 5383, 5384, 5385 ve 5386 Esas sayılı dosyalarında davacı-alacaklı tarafından önce kambiyo senetlerine özgü yapılan takipte ödeme emri borçlu şirkete tebliğe çıkartılmış, borçlu şirketi temsilen avukatı borca itiraz ile birlikte müvekkili lehine mal beyanında bulunmuş; daha sonra alacaklı vekilinin talebi üzerine takip şekli değiştirilerek, aynı dosya üzerinde, kambiyo senetlerine özgü iflas yoluyla yapılan takipte örnek 12 no"lu ödeme emri tebligatının borçlu şirket vekiline tebliğe çıkartıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Bu bakımdan, haciz yolu ile takipte vekaletname verip, ödeme emrine itiraz eden avukatın takip yolunun İİK"nuı 43. maddesi uyarınca değiştirilmesi üzerine, iflas ödeme emrini tebellüğ etmesinde (yeni takip eski takibin devamı niteliğinde olduğundan) bir usulsüzlük bulunmamaktadır.
Sonuç itibariyle, yerel mahkemenin Özel Daire bozma kararına karşı direnmesi yerindedir.
Ne varki, davalı vekilinin işin esasına ilişkin diğer temyiz itirazları bozma nedenine göre Özel Daire tarafından incelenmediğinden, inceleme yapılmak üzere dosya Özel Daire"ye gönderilmelidir." gerekçesiyle direnme uygun bulunduğundan davalı vekilinin işin esasına diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.