
Esas No: 2013/16781
Karar No: 2016/2214
Karar Tarihi: 01.03.2016
Tefecilik - Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2013/16781 Esas 2016/2214 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tefecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Mahkemece 05/11/2010 tarih, 2010/100 E., 2010/126 K.sayılı kararla sanıklar ..., .... ve ... hakkında verilen beraat hükümlerinin ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2011/20954 E., 2013/2574 K. sayılı ilamıyla bozulduğu, bozma sonrasında bu sanıklar hakkında bir karar verilmediği anlaşılmış, zamanaşımı süresi içinde mahallinde hüküm kurulması mümkün bulunmuştur.
TCK"nın 241. maddesinde tefecilik suçunun oluşması için sanığın yalnızca bir kişiye ödünç para vermesi yeterli olup, bu işi meslek haline dönüştürüp dönüştürmemesinin öneminin bulunmadığı, bu suçun ekonomi, sanayi ve ticarete ilişkin suçlar bölümünde topluma karşı suçlar kısmı içinde yer aldığı, 5237 sayılı Yasanın 43/1. maddesi, suçun mağdurunun aynı kişi olmasını suçun zorunlu unsuru haline getirmiş iken, 08/07/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5377 sayılı Kanunun 6. maddesi ile anılan madde ve fıkraya eklenen "Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır." hükmü ile zincirleme suçun kapsamının genişletildiği ve mağduru aynı kişi olsun ya da olmasın maddenin son fıkrasındaki istisnalar dışındaki tüm suçlarda zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mümkün hale getirildiği, bu nedenle suçun temadi ettiğinden ve birden fazla kişiye ödünç para verilmesinin tek suç oluşturduğundan bahsedilemeyeceği, ancak suçun zincirleme olarak işlenmesinin olanaklı olduğu ve toplanan kanıtlarla iddia ve savunma incelenip tartışılarak suçun sübutu ve niteliği soruşturma sonuçlarına ve yasaya uygun biçimde tayin edilmiş bulunduğundan, eksik incelemeye ve her bir mağdura yönelik eylemin ayrı suç oluşturduğuna ilişkin tebliğnamede bozma isteyen düşüncelere iştirak edilmemiş, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanığın birden fazla kişiye değişik zamanlarda ödünç para verdiği kabul edilmesine rağmen TCK"nın 43/1-2. maddeleri uygulanmayarak eksik ceza tayini,
5237 sayılı TCK"nın 61. maddesi uyarınca temel cezalar belirlenirken, söz konusu maddenin 1. fıkrasında 7 bent halinde sayılan hususlar göz önünde bulundurularak ve somut gerekçeler tek tek belirtilmek suretiyle ilgili kanun maddelerindeki cezaların alt ve üst sınırları arasında takdir hakkının kullanılması gerektiği gözetilmeden, "suçun işleniş biçimi, kullanılan araç, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, sanığın kastının ağırlığı, amaç ve saiki" şeklindeki maddede yazılı ibarelerin soyut tekrarıyla yetinilip madde içeriğinde belirtilmeyen ve TCK"nın 43. maddesinin uygulanma gerekçesi olabilecek "mağdur ve eylem sayısı" teşdit gerekçesi olarak kullanılmak suretiyle aynı Kanunun 61. maddesine aykırı davranılması,
Anayasa Mahkemesi"nin 08/10/2015 tarih ve E. 2014/140; K. 2015/85 sayılı kararının Resmi Gazetenin 24/11/2015 tarih ve 29542 sayısında yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle TCK"nın 53. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiileri ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK"nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 01/03/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.