11. Hukuk Dairesi 2016/9018 E. , 2018/2335 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... 15. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/11/2015 tarih ve 2014/308-2015/637 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03.04.2018 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalılardan ... vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin çalışanı davalı ..."ın oluşturduğu güven sonucu 19/04/2002 tarihinde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu nezdinde müvekkili adına idari konularda işlem yapmak üzere vekaletname verildiğini, ancak kendisine hiçbir zaman müvekkilinin hesaplarında para çekebilme ya da aktarabilme yetkisi (ahz-u kabz) verilmediğini, ... ihaleleri nedeniyle yatırılan teminatlardan 50.000,00 TL"nin müvekkilinin imzasını taklit edilerek düzenlenen sahte belgelerle davalı ... hesabına aktarıldığını, yine 59.700 USD"nin ... tarafından tahsil edildiğini, bu işlemlerin müvekkilinin imzası taklit edilerek düzenlenmiş olan bir yetkilendirme belgesi ile yapıldığını, davalı ... bünyesinde ihale suretiyle satışı yapılan şirketlerin ihalelerine iştirak amacıyla müvekkili tarafından yatırılan fakat ihalenin müvekkiline kalmaması veya başka sebeplerle müvekkiline iadesi gereken teminatların ... tarafından yetki belgesi ve vekaletname olmaksızın davalı ..."a ödendiğini ileri sürerek, müvekkilinin uğramış olduğu zararların şimdilik 30.000,00 TL"lik kısmının avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, teminat iadelerinin 19/04/2002 tarihinden sonra yani davacının davalı ..."ı vekil tayin ettiği vekaletname ibraz etmesinden sonra ve davacının yazılı talimatlarına istinaden yapıldığını, davacının yazılı talimatlarını içeren yetki belgelerin altındaki imzaların taklit olduğunun anlaşılmasının mümkün olmadığını, davacının vekalet verdiği ve piyasada temsilcisi olarak hareket eden şahıs tarafından gerçekleştirilen işlemlere çok uzun bir süre geçmesine rağmen sessiz kaldığını, davacının da kusurunun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu olayda sahte imza ve sahte vekaletname yoluyla davalı ..."ın davacının hesaplarından haksız olarak para çektiği, davacıya ödenmesi gereken teminatları kendi hesabına yatırttığı ve sonuçta davacıya karşı sahtecilik ve dolandırıcılık suçunu işlemesi nedeniyle ... 2. Ağır Ceza Mahkemesince eylemi
sabit görülerek cezalandırıldığı, ödeme talimatlarındaki imzaların taklit ve sahte olup davacının eli ürünü olmadığı, davalı ..."nın davacının vekili ve temsilcisi sıfatıyla davacının işlerini davalı ... nezdinde takip ettiği, davalı ..."ın haksız fiil hükümleri gereğince davacının zararından sorumlu olduğu, teminatların geri ödenmesinde davalı ... görevlileri tarafından gerekli özen ve dikkati göstermeyerek akde aykırı olarak sahte imzalı talimatlarla davalı ..."ya ödeme yapıldığı, davalı ..."nin bankaları denetleyen ve düzenleyen Bankalar üstü bir kurum olduğu gözetildiğinde bankacılık usul, prensip, örf, adet ve etiği doğrultusunda ödeme talimatlarında bulunan imzaların kontrolü ve hatta davacın nezdinde teyidini yapmaları gerektiği, bunun yapılmaması nedeniyle ... görevlilerinin dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Türk Borçlar Kanununun 55 ve 100. maddeleri doğrultusunda kusurlu olduklarının sabit olduğu, davalıların verdikleri zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davacı alacağının davalı ... tarafından usulsüz olarak diğer davalı ..."a ödenmesi nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı ..., davacının BK 55 ve 100. maddeleri gereğince yardımcı kişi olarak ...’ın seçiminde gerekli özeni göstermediğini savunmuştur. Somut olayda, davalı ... tarafından davacıya ödenmesi gereken teminat iadelerinin sahte talimatlarla davalı ...’a ödendiği, ... nezdindeki ihaleler ile ilgili işlemlerin davacı adına davalı ... tarafından yapıldığı, davalı ...’ın davacı çalışanı olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla, davacı yanın da sahtecilik işlemi yapan çalışanını seçmede ve denetlemede gerekli özeni göstermemesi nedeniyle zararın oluşumunda müterafik kusurlu olduğunun kabulü ile tarafların kusur oranlarının belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davalı ...’nin tamamen kusurlu görülmesi doğru olmamış, kararın davalı ... yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı ... yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.630,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ..."ye verilmesine, 03/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.