12. Ceza Dairesi 2017/6956 E. , 2019/4008 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : Tüm sanıklar için: TCK’nın 85/1, 62, 50/1-a, 52/1-4. maddeleri gereğince mahkumiyet
Taksirle öldürme suçundan sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin hükümler, sanıklar ... ile ... müdafii, sanık ..., katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-Sanıklar hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik katılanlar vekilinin temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Katılanlar ve vekilinin yokluklarında verilen hükümlerin katılanlar vekiline 21.04.2015 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, katılanlar vekilinin hükmü CMUK’un 310/1. maddesinde öngörülen yasal bir haftalık süre geçtikten sonra 29.05.2015 tarihinde temyiz ettiğinin anlaşılması karşısında; 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 317. maddesi gereğince temyiz isteminin isteme uygun olarak REDDİNE;
2-Sanıklar ... ve ... ve ... hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanıklar ... ve ... müdafiin ve ...’nin temyiz taleplerinin incelemesine gelince;
Sanıklar ... ve ... ile müdafiilerinin yokluklarında verilen kararın sanıklar müdafiine usulüne uygun 15.04.2015 de tebliğ edildiği, sanıklar müdafiin bu hükmü CMUK’un 310/1. maddesinde öngörülen yasal bir haftalık süre içerisinde 21.04.2015 tarihinde temyiz ettiği, sanık ...’nin yokluğunda verilen kararın sanığın savunmasındaki adresine tebliğ edilmesine rağmen, o tarihte askerde bulunduğu; TCK"nın 14. maddesinde yer alan “Astsubaylar hariç olmak üzere erata yapılacak tebliğler, kıta kumandanı ve müessese amiri gibi en yakın üste yapılır. Yukarıdaki fıkrada yazılı olanların haricindeki askeri şahıslara birlik veya müessesede tebligat yapılması icabeden ahvalde, tebliğin yapılmasını nöbetçi amiri veya subayı temin eder. Bunlar tarafından muhatabın derhal bulundurulması veya tebliğin temini mümkün olmazsa tebliğ kendilerine yapılır.” şeklindeki hüküm gözetildiğinde yapılan tebligatın geçersiz olduğu anlaşıldığından, sanıklar ... ve ... yönünden tebliğnamede süresinde olmadığından bahisle temyiz isteminin reddini öneren görüşe iştirak edilmeyerek; sanık ... yönünden ise 22.05.2015 tarihli dilekçe ile yaptığı eski hale getirme ve temyiz talebinin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Dosya içeriğine göre 24.12.2012 tarihinde saat 08.30 sıralarında temyiz kapsamı dışında beraat eden vinç operatörü sanık ..."nun yükü kaldırmak için vinç kullandığı, montaj ustası olan sanık ... ile montaj usta yardımcısı olan ..."nın halatları vincin kancalarına takarak sandığın solundaki mapayı bağladıkları, montaj yardımcısı sanık ..."nin ise halatı sandığın yanına indirdiği sandığı bağladığı, halatın kısa gelmesi sebebiyle halata ilave olarak zincir bağladıkları, bağlama işlemini yaparken yanlarında bulunan kaynakçılara oradan çekilmelerini söyledikleri, daha sonra sanık ..."nın vinç operatörü sanık ..."ya kalkış için işaret verdiği, vinç operatörü sanık ..."nun vinç ile bağlı olan yükü 10-15 cm kadar kaldırdığı esnada sol mapa kaynaktan koparak yükün sağa doğru devrildiği, sandıktaki malzemenin üzerine düşmesi sonucu yük altında kalan ..."in öldüğü olayda; taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK"nın 61/1. ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, asli kusurlu olarak meydana getirdiği kaza sonucu bir ölmesine neden olan sanıklar hakkında, adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca cezada orantılılık ilkesi gözetilerek alt sınırdan daha fazla uzaklaşılarak suretiyle ceza tayini gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurularak sanıklar hakkında eksik cezaya hükmolunması; aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar ...ve ...müdafiin, sanıkların kusurunun olmadığına, asıl işverenin kusurunun olduğuna, mapanın kopmasının imalat hatası olduğuna, sanık ...’nin kusurunun olmadığına, asıl işverenlerinin kusurunun olduğuna, adli tıp kurumundan rapor alınmadan karar verildiğine, hükmün açıkça hukuka aykırı olduğuna yönelik temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanıklar hakkında hükmedilen uzun süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken uygulanan Kanun maddesinin TCK’nın 50/4 delaletiyle 50/1-a gösterilmemesi suretiyle CMK"nın 232/6. maddesine ve adli para cezasının belirlenmesine esas alınan tam gün sayısının gösterilmemesi suretiyle TCK"nın 52/3. maddesine aykırı hareket edilmesi;
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün 1, 2 ve 3 ile numaralandırılan 3. ve 4. fıkralarının hükümden çıkarılarak yerine “sanığın kişilik ve sosyal özellikleri nazara alınarak, sanığa verilen hapis cezasının TCK"nın 50/4. maddesi delaletiyle 50/1-a maddesi gereğince adli para cezasına çevrilmesine, sanığa verilen adli para cezasının TCK"nın 52/3. maddesi gereğince 760 tam gün karşılığı adli para cezası olarak belirlenmesine, TCK"nın 52/2. maddesi gereğince sanığın ekonomik ve şahsi halleri göz önünde bulundurularak bir gün karşılığı adli para cezasının takdiren 20 TL olarak hesabıyla 15200 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ibaresinin eklenmek suretiyle, sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün isteme kısmen aykırı olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25/03/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.