10. Hukuk Dairesi 2016/495 E. , 2019/2086 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, yaşlılık aylıklarının ödenmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
506 sayılı Kanunun 60. maddesinin (h) bendi “bu maddede belirtilen yaşlılık aylıklarından yararlanabilmek için, sigortalının çalıştığı işten ayrılması ve yazılı istekte bulunması şarttır.” Hükmünü, 5510 sayılı Kanunun 28. maddesinin 9. fıkrası “yukarıdaki fıkralarda belirtilen yaşlılık aylıklarından yararlanabilmek için, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sigortalının çalıştığı işten ayrıldıktan, (b) bendinde belirtilen sigortalının sigortalılığa esas faaliyete son verip vermeyeceğini beyan ettikten sonra yazılı istekte bulunmaları, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde belirtilen sigortalıların ise istekleri üzerine yetkili makamdan emekliye sevk onayı alındıktan sonra ilişiklerinin kesilmesi şarttır.” Hükmünü içermekte olup; her iki yasa hükmünden de anlaşılacağı üzere, yaşlılık aylığı tahsisi için hükmünden de anlaşılacağı üzere, yaşlılık aylığı tahsisi için yazılı talep ve işten ayrılma koşulunun gerçekleşmesidir.
Somut olayda, davacı, 1969 yılında Köy Hizmetleri İl Müdürlüğü bünyesinde daimi işçi kadrosunda büyük iş makinaları operatörü olarak çalışmaya başladığını, 28/12/1995 tarihinde verildiği belirtilen dilekçesi üzerine 13/05/1996 tarihi itibarıyla emekliliğe ayrılmak istediği belirtilerek emeklilik işlemleri yapılıp işine son verildiğini, emekliliğe ayrılmak istediğine ilişkin kuruma verildiği belirtilen 28/12/1995 tarihli dilekçenin davacı tarafından verilmediğini ve imzalanmadığını, talebini de yansıtmadığını, imzası taklit edilmek veya boşa imza attırılıp sonradan doldurulmak şeklinde olabileceğini, emekli olmak istemediği için herhangi bir girişimde bulunmadığını ve emeklilik işlemlerinin gerçekleşmediğini, emekli olmak istemediğini ve böyle bir talebinin bulunmadığını şifahen ve yazılı olarak bildirdiğini, ancak yazılı olarak bildirdiği hususların kasıtlı olarak kayıtlara geçmediğini, işine bir gün geri döneceğini düşündüğü için 13/05/1996 tarihinden itibaren ödenmesi gerekip de ödenmemiş bulunan maaşını ve yine verilmesi gereken emekli ikramiyesini de almak için girişimde bulunmadığını, emeklilik talebi olsa idi işverenin bu talebi SGK"na bildirmesi gerektiğini, oysa işverenin davacının talebi olmadığı halde bu şekilde dilekçe tanzim ederek işyeri ile ilişkisini kestiğini ve bu durumu SGK"na bildirmeyerek emeklilik işlemlerinin gerçekleşmemesine sebebiyet verdiğini, işten çıkarıldığını belirterek 13/05/1996 tarihinden itibaren tarafına ödenmesi gereken emeklilik maaşlarının davalı Kurumdan alınmasını talep etmiş, Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının 13.03.1996 tarihi itibariyle emekli olmak istediğine dair 28/12/1995 tarihli dilekçesi nedeniyle çalıştığı idarenin emeklilik işlemlerinin başlatıldığı, bu dilekçedeki imzanın davacı işçiye ait olduğunun bilirkişi marifetiyle saptandığı,dilekçede 13.03.1996 tarihinde emekli olmak talebi var ise de, idarenin davacıya 2 aylık iznini kullandırmak suretiyle 13/05/1996 tarihi itibariyle işleme alıp aynı tarihte davalı Kuruma tahsis talep belgelerinin gönderildiği, ancak davalı Kurumun tahsis talep belgesinde davacının imza eksiği olması nedeniyle işleme almayıp 23.05.1996 tarihinde eksikliğin giderilmesinin sağlaması için idareye bilgi verildiği, bu eksikliğin emekli olmak istemediğini belirten davacı tarafından tamamlanmadığı, bu nedenle emeklilik ikramiye, aylık ve diğer işçilik haklarını almadığı, iş bu dava devam ederken davacının davalı Kuruma yazılı başvurusu neticesinde kendisine 15/05/2010 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı tahsis edildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacı 13.05.1996 tarihli tahsis talebindeki imza eksikliğini zamanında gidermemişse de dava ile bu yönde talebinin var olduğu anlaşıldığından Mahkemece dava tarihi esas alınmak üzere takip eden aybaşından itibaren aylıklarının ödenmesine karar verilmesi gerekmektedir.
Mahkemece, yukarıdaki açıklamalar kapsamında, karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 06.03.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.