3. Hukuk Dairesi 2014/8670 E. , 2015/2270 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : BATMAN 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/02/2014
NUMARASI : 2010/261-2014/82
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin serbest olarak boyacılık işiyle uğraştığını ve düzenli bir gelire sahip olduğunu, H. Y. adlı şahsın evinin dış cephesini boyadığı sırada elektrik hattının eve ve evin damına yakın olması sebebiyle davacının boya rulosuyla temas etmesi nedeniyle elektriğe kapıldığını, kalıcı sakatlık ve iş gücü kaybına uğradığını, olayın meydana gelmesinde davalı şirketin 1. derecede kusurlu olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin uğramış olduğu maddi ve manevi zararın tazmini için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 70.000,00 TL manevi, 40.000,00 TL maddi olmak üzere toplam 110.000,00 TL tazminatın haksız fiil tarihi olan 10.12.2009 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, davacı vekili 17.12.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile 70.000,00 TL manevi tazminat talebi saklı kalmak kaydı ile maddi tazminat talebini 118.122,88 TL arttırılarak davayı 158.202,88 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin %10 kusurlu olduğunu, davacının evini boyadığı ev sahibi Hasan Yıldız"ın ruhsatsız ve imar planına aykırı ev yaptığını, elektrik tellerine doğru yaklaştırdığını, olayda kusurun davacı ve H. Y. da olduğunu, davalı şirketin zararın tümünden sorumlu tutulmasının hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile birlikte 158.202,88 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın 10.12.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının değerlendirilmesi sonucunda;
Mahkemece, davacı lehine 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir.
Hâkim, manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hâkimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Manevi tazminat; somut olaya, gerçekleşme biçimine, hak ve nesafet kurallarına uygun, ruh huzuru, bozulan dengenin giderilmesine yarar şekilde teyid edilmelidir. (H.G.K., 06.02.2013 gün ve 2013/4-722 E.-201 K.)
Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Somut olayda; davacı İ.. T.."ın 10.12.2009 tarihinde dava dışı H. Y. "a ait inşaatta boya yaparken rulonun binanın dışından geçen enerji nakil hatlarına dokunması sonucu yaralandığı, inşaatlarda boyacılık yaparak geçimini sağlayan davacının olay sonrası çalışamadığı, Adli Tıp Kurumu Raporuna göre % 40,2 oranında daimi maluliyetinin olduğu, vücudunda yanık oluştuğu, ayakları ve ellerinde yanıkların bulunduğu anlaşılmaktadır.
Hükmedilecek manevi tazminatın, davacının manevi dünyasında oluşan yıkımı, acıyı ve kederi bir nebze de olsa giderici ve hafifletici olması gerekmekte olup, mahkemece, davacının maluliyet oranı da dikkate alınarak TMK"nun 4. maddesi gereğince hakkaniyete uygun bir miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, düşük miktarda manevi tazminat takdiri doğru görülmemiş olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.