Abaküs Yazılım
13. Hukuk Dairesi
Esas No: 2015/36540
Karar No: 2016/459
Karar Tarihi: 18.01.2016

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2015/36540 Esas 2016/459 Karar Sayılı İlamı

13. Hukuk Dairesi         2015/36540 E.  ,  2016/459 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

    Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı mahkemenin görevsizliğine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

    KARAR

    Davacı, çalıştığı dava dışı şirketin haksız olarak iş akdini feshetmesi nedeniyle ödenmeyen hak ve alacaklarının tahsili için davalı avukata vekalet verdiğini, davalının kendisi adına açılan icra takip dosyasından alacağı tahsil ederek borçlu şirketi ibra ettiği halde tahsil ettiği işçilik alacaklarını kendisine ödemediğini beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 7.500,00 TL alacağın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
    Davalı, davanın reddini dilemiştir.
    Mahkemece, 6502 sayılı yasa ve HMK.nın 114/1-c maddesi gereğince davacı tarafça açılan davanın dava şartı yokluğundan REDDİNE, mahkememizin görevsizliğine, görevli Mahkemenin ... Tüketici Mahkemesi olduğuna, karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
    6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3. maddesine göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.
    6502 sayılı yasanın 73. maddesi, bu Kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür.
    Bir hukuki işlemin sadece 6502 Sayılı yasada düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir. Eldeki davada, davacı, davalı avukatın kendi adına icra dosyasından tahsil ettiği paranın kendisine ödenmediğini iddia ederek bu paranın tahsili için eldeki davayı açmıştır. Davacı işçilik alacağının tahsili için davalı avukata vekalet vermiş olup, işin özü itibariyle mesleki faaliyet kapsamında olduğundan, 6502 sayılı yasada tanımlanan tüketici sıfatını taşımamaktadır. Vekalet sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkların 6502 sayılı yasa kapsamında olması için mutlak surette taraflardan en az birisinin tüketici vasfını taşıması gerekir. Somut uyuşmazlıkta davacı işçi, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun"da tanımı yapılan tüketici kapsamında olmadığından, taraflar arasındaki ilişkinin 6502 sayılı yasa kapsamı dışında kaldığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamı dışında kaldığına göre davaya bakma hususunda genel mahkemeler görevlidir. Eldeki davada Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında bulunmadığından mahkemenin işin esasına girerek hasıl olacak sonuca uygun karar vermesi gerekir. Mahkemenin değinilen bu yönü gözardı ederek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 18/01/2016 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
    (muhalif)



    MUHALEFET ŞERHİ

    Uyuşmazlık bir tarafı işçi olan avukatlık hizmet sözleşmelerinin tüketici işlemi olup olmadığı buradan hareketle davanın tüketici mahkemesinde görülüp görülmeyeceği noktasındadır.
    28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı... nın 3/l bendinde mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari ve mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına veya hesabına hareket eden gerçek ve tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri her türlü sözleşme ve hukuki işlemlerin tüketici işlemi olduğu hüküm altına alınmıştır. Vekalet sözleşmesinin bir türü sayılan avukatlık ücret sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların 6502 sayılı yasa kapsamında olması için, taraflardan birisinin tüketici, diğer tarafın sağlayıcı/müteşebbis vasfını taşıması, aradaki ilişkinin mesleki veya ticari faaliyetten kaynaklanmaması gerekir. Örneğin ticari şirketin alacağıyla ilgili veya gerçek kişiye ait işyeri kirasının tahsili için avukata vekalet verilmesi vb işlemlerin tüketici işlemi sayılmayacağında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sayın çoğunluk ile aramızdaki ihtilaf, işçilik hak ve alacaklarının işverenden alınmasını sağlamak için bir avukatın hukuki yardımından yararlanmak isteyen işçinin, mesleki bir amaçla hareket edip etmediği, eşdeyişle işçinin satın alınan avukatlık hizmetinin ayıplı olması halinde bu ilişkide genel olarak işçinin tüketici tanımına uyup uymadığına ilişkindir.
    Somut olayda davacı avukat işçilik hak ve alacaklarının tahsili için vekalet aldığı davalı işçinin iş mahkemesinde davadan feragat etmesi nedeniyle ödenmeyen avukatlık ücretinin Avukatlık Kanunu m. 165 e göre işçiden tahsilini istemektedir. İşçinin bu ilişki de tüketici olduğu mesleki ve ticari amaçla hareket etmediği, eş deyişle ödenmeyen asgari ücret ve sair tazminatların işverenden tahsilini sağlamak üzere bir avukatın hukuki hizmetinden ücret karşılığı yararlanmak isteyen işçinin mesleki veya ticari bir amaçla hareket etmediği kabul edilmelidir. Kanun koyucu korumayı kişisel veya ailevi ihtiyaç için mukavele yapan kişiye yani tüketiciye tanımıştır. İşçinin aldığı maaş ve diğer haklar da onun kişisel veya ailevi ihtiyacı içindir. Gerçekten uygulamada aksine bir iddia olmadıkça bir tacir tüketime konu malı veya hizmeti örneğin kendi kullanımı için araba satın almışsa tüketici olduğu kabul edilmiştir. Aksi takdirde bir tacirin tüm borçlarının ticari olduğu kuralı katı uygulansaydı onun hiçbir surette tüketici olamayacağına karar vermek gerekecekti. Bunun gibi işçinin maaşıyla ilgili tasarrufunu peşinen mesleki faaliyet olarak görmek TKHK"nun amacına aykırıdır. Bununla birlikte tüketici hukuksal ilişkinin zayıf halkasını oluşturmaktadır. Zaten zayıf durumda olduğu için korunan tüketicilerin daha da zayıf durumda olan işçilerin avukattan hizmet satın almasında korunmak istenmediği kabul edilemez. Tüketiciye haklı bir koruma sağlanmışsa bunun kapsamının belirlenmesinde cimri davranmamak gerekir. Nitekim Dairemiz uygulaması da tüketici işlemine bazı istisnalar getirmiştir. Örneğin yük naklinde kullanılan kamyonetin trafik kaydında kullanım amacı “yük nakli içindir” yazmasına rağmen salt “hususidir” ibaresine itibar edilerek esnaflık faaliyeti sınırları içinde kalan kişilerde tüketici hukukunun koruma alanı içine dahil edilmiştir. Yasa koyucu da tüketici işlemiyle ilgili kurala da sıkı sıkıya bağlı kalmamıştır. Örneğin Yasanın 51/9. maddesinde “ticari veya mesleki faaliyetleri çerçevesinde paket tur hizmetinden faydalanan kişiler de tüketici olarak kabul edilir.” demek suretiyle başlangıç maddelerinde bir işlemi tüketici işlemi sayan ölçütlerden ayrılarak tüketiciler arasına mesleki ve ticari amaçla yapılan paket turlarına katılanları da sokmuştur. Keza finansal hizmetlere ilişkin mesafeli sözleşmeler kapsamına her türlü banka işlemi yanında kredi, sigorta, bireysel emeklilik, yatırım ve ödeme ile ilgili işlemleri de dahil etmiştir(6502-m.49).
    Sonuç olarak işçi ile avukat arasında vekalet sözleşmesinden doğan davalar tüketici mahkemesinde görülmelidir. Sözleşmelerdeki haksız şarta ve kanundaki diğer korumalara ilişkin hükümlerden işçiler de yararlanmalıdır. Hal böyle olunca yerel mahkeme kararının yukarıdaki değişik gerekçeyle onanması gerekirken, işçiyi bir mesleğin icrası kapsamı içinde görüp tüketici saymayan, dolayısıyla avukatla aradaki ilişkiyi tüketici işlemi olarak nitelendirmeyen bu nedenle de davanın genel mahkemede görülmesini savunan sayın çoğunluğun bozma görüşüne katılmıyorum.







    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi