11. Ceza Dairesi 2018/5230 E. , 2018/8753 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Vergi Usul Kanunu"na muhalefet
HÜKÜM : Asıl Karar: Mahkumiyet
Ek Karar: Temyiz talebinin reddi
Sanık ...’nin yokluğunda verilen hükme ilişkin gerekçeli kararın, sorgusunda bildirdiği adresine yapılan tebligatın iadesi üzerine, diğer sanık ...’nın adresi gösterilerek 7201 sayılı Tebligat Kanunu"nun 35. maddesine göre yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu, bu nedenle sanıklardan ...’nin öğrenme üzerine verdiği 30.10.2013 tarihli temyiz dilekçesinin süresinde olduğu; sanık ...’nın yokluğunda verilen hükme ilişkin gerekçeli kararın ise, sorgusunda bildirdiği adresine yapılan tebligatın iadesi üzerine, gerekçeli kararın aynı adrese 7201 sayılı Tebligat Kanunu"nun 35. maddesine göre tebliğ edildiği, ancak bu adrese daha önceden tebligat yapılmadığından, belirtilen şekilde tebliğinin usulsüz olup, sanığın hükmü öğrenme ile yasal süresi içinde temyiz ettiği kabul edildiğinden; Mahkemenin 18.03.2013 tarihli sanık ...’nın temyiz isteminin reddine dair ek kararı kaldırılarak yapılan incelemede:
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 08.05.2009 tarihli iddianamesi ile tüm sanıklar hakkında 2007 ve 2008 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçlarından dava açılmasına rağmen, sanık ... hakkında “2008 takvim yılında sahte fatura düzenleme”, sanık ... hakkında ise “2007 takvim yılında sahte fatura düzenleme” suçları yönünden hüküm kurulmadığı anlaşılmış ise de, Mahkemece ayrıca hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
Dosya içerisinde Tuna Yılmaz adına düzenlenen 04.04.2008-10.11.2008 tarihleri arasındaki fatura asılları ile ... Beton ve ... Tic.Ltd.Şti. adına düzenlenen 03.12.2007-24.12.2007 tarihleri arasındaki fatura suretlerinin mevcut olduğu ve kanunda öngörülen şekil şartlarını taşıdıkları anlaşıldığından, tebliğnamedeki bu hususa yönelik bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
... Yapı Malz.Dek.Orm.Ür.Ltd.Şti’nin ortak ve yetkilileri olan sanıkların, 2007 ve 2008 takvim yıllarında sahte fatura düzenledikleri iddiasıyla açılan kamu davasında; sanık ...’nin, suçlamayı kabul etmediğini, ...ve ...adlı kişilerin yanında çaycılık yaptığını, bu kişilere vermiş olduğu vekaletnameye dayalı olarak kurulan başka şirketlerde de yasa dışı işlemler yaptıklarını, şirket merkezinin nerede olduğunu bilmediğini savunması; sanık ...’nın, bahse konu şirketi ... ile birlikte kurduklarını, ortaklığının sadece evrak üzerinde olduğunu,... ve... adlı kişilere vekalet verdiğini, şirketin bütün işlemlerinin vekaletname ile yürütüldüğünü savunması; sanık ...’ın mahkemeye hitaben yazmış olduğu 15.07.2011 tarihli yazılı savunmasında, kuruluş belgeleri dışında hiçbir evrakta imzasının olmadığını, suçların tamamının ... tarafından işlendiğini belirtmesi nedeniyle, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından;
1- Faturaların sanıklara gösterilerek yazı ve imzaların kendilerine ait olup olmadığının sorulması, kendilerine ait olmadığını, ...ve ..."e ait olduğunu söylemeleri halinde; ...ve ..."in CMK"nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatılarak tanık sıfatıyla dinlenmeleri ve faturalar kendilerine gösterilerek faturalardaki yazı ve imzaların kendilerine ait olup olmadığının sorulması,
2- ...ve ... de faturalardaki yazı ve imzaların kendilerine ait olmadığını söyledikleri takdirde; yazı ve imza örnekleri temin edilerek, faturalardaki yazı ve imzaların sanıklara veya ...ya da ..."e ait olup olmadığı konusunda uzman bir kurum veya kuruluştan rapor alınması,
3- Faturalardaki yazı ve imzaların, ...veya ..."e ait olduğunun belirlenmesi halinde, bu kişiler hakkında suç duyurusunda bulunulması ve dava açıldığı taktirde bu dava ile birleştirilmesi,
4- Faturalardaki yazı ve imzaların sanıklara, ...veya ..."e ait olmadığının anlaşılması halinde ise; faturaları kullanan şirket yetkilileri veya kişilerin, CMK"nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatılarak tanık sıfatıyla dinlenmesi; kendilerinden, sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıklarının, sanıkları tanıyıp tanımadıklarının ve faturaların alınması konusunda sanıkların bir iştirakinin bulunup bulunmadığının sorulması,
Sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hükümler kurulması,
5- Kabule göre de;
a) Hükmün gerekçe kısmında, “suçun işleniş biçimi, suçun işlenişinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, meydana gelen zarar nazara alınarak cezanın alt sınırdan tespitine, cezanın sanıkların geleceği üzerindeki olası etkileri, duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde tutularak cezasından takdiren indirim yapılmasına karar vermek gerekmiştir.” denilmesine rağmen, sanıklar hakkında alt sınırdan uzaklaşılarak hükümler kurulup, takdiri indirim de uygulanmayarak çelişkiye neden olunması,
b) 2008 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinde, sanıklardan ... ve ... haklarında verilen 3 yıl 6 aylık hapis cezalarından, zincirleme suç hükümleri uyarınca 1/4 oranında artırım yapılırken, cezaların ""4 yıl 4 ay 15 gün"" yerine ""3 yıl 16 ay 15 gün"" olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini,
c) Hükümden sonra 24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi"nin 08/10/2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK"nin 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanıkların durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun"un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK"nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, sanıkların kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 05.11.2018 tarihinde oy birliği ile karar verildi.