Abaküs Yazılım
3. Hukuk Dairesi
Esas No: 2018/3708
Karar No: 2018/6910
Karar Tarihi: 21.06.2018

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2018/3708 Esas 2018/6910 Karar Sayılı İlamı

3. Hukuk Dairesi         2018/3708 E.  ,  2018/6910 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (TÜKETİCİ) MAHKEMESİ

    Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonucunda, Dairemiz bozma ilamına direnilmesine dair verilen hükmün, süresi içinde taraflarca temyiz edilmesi üzerine; Hukuk Genel Kurulunun 2017/3-991 esas 2018/499 karar sayılı 21/03/2018 tarihli ilamı uyarınca davacı vekilinin miktara yönelik temyiz itirazlarına ilişkin dosyadaki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

    Y A R G I T A Y K A R A R I

    Davacı, davalı ile dava dışı arsa sahipleri arasında noterde düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca yüklenici olan davalıya düşen bağımsız bölümlerden birini ... 1. Noterliğinin 11.04.1995 gün ve 15774 yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesiyle müvekkilinin satın aldığını, satış bedelinin tamamını ödediğini, davalı ..."in inşaatı tamamladığını, davacının satın aldığı daireye taşındığını, ancak inşa olunan yapıya iskan belgesi verilmediğini, arsa sahiplerinin de yüklenici aleyhine bina kalitesinin kullanıma elverişli olmadığı ve projeye aykırılık bulunduğu iddiası ile dava açtıklarını, dava sonucunda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye dönük olarak feshine karar verildiğini, müvekkilinin de satın aldığı bağımsız bölümün tapusunu alamadığı gibi kesinleşen ilamı icraya koyan arsa sahiplerinin davacı da dâhil olmak üzere dairelerde oturan tüm kat sahiplerini tahliye ettirdiklerini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkilinin davalıya ödediği bedelin ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizleriyle birlikte olmak üzere şimdilik 10.000,00 TL tutarın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında istemini 87.486,00 TL olarak ıslah ettiğini açıklamıştır.
    Davalı vekili, on yıllık genel zamanaşımı süresinin dolduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, müvekkilinin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca kendisine düşecek bağımsız bölümlerden birini harici satış sözleşmesi ile davacıya sattığını, hukuken geçerli olan bir gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin bulunmadığını, davacının ödediği paranın inşaatın yapımında kullanıldığını, bu nedenle talebini arsa sahiplerine yöneltmesi gerektiğini, keza arsa sahiplerinin mal varlığında artış olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
    Mahkemece, yanlar arasındaki taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin geçerli olduğu, geçerli sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle davacının ifanın imkânsız hâle geldiği tarihteki dairenin rayiç değerini isteyebileceği, ancak davacı vekilinin 07.07.2009 tarihli dilekçesinin (D) bendinde rayiç bedeli istemediğini, davacı tarafından yapılan ödemelerin ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsilini talep ettiğini açıkladığı, dosya kapsamına göre de o tarihteki satım bedelinin 125.000.000 (eski) TL olduğu, rayiç bedel istenmediğinden bu tutarın ifanın imkânsız hale geldiği tarihteki karşılığının davacıya ödenmesi gerektiğinden bahisle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükmün taraflarca temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 2013/6006 esas 2013/10788 karar sayılı 24/06/2013 tarihli ilamıyla;
    “ 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre,davalı yüklenici ..."in temyiz itirazlarının reddi gerekir.
    2-.... Öyle olunca mahkemece, dava konusu taşınmazın davalı yüklenici ile arsa sahipleri arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshinin kesinleştiği 08.04.2008 tarihindeki rayiç bedeli belirlenip bu bedele hükmedilmelidir. Aksi düşüncelerle yazılı şekilde rayiç değer yerine ödenen bedelin denkleştirici adalet ilkesine göre yapılan hesaplamaya dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir…" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
    Söz konusu bozma ilamı uyarınca mahkemece, bozma ilamında rayiç bedelin belirlenip bu bedele hükmedilmesi gerektiği belirtilmiş ise de ilk kararın gerekçesinde ifade edildiği üzere davacı vekilinin dilekçelerinde rayiç bedeli istemediğini açıkladığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 26. maddesi uyarınca hâkimin taleple bağlı olduğu; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği, buna göre davacının talebinden fazlasına hükmetme imkânının bulunmadığı gerekçesiyle önceki kararda direnilmiştir.
    Direnme üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/3-991 esas 2018/499 karar sayılı 21/03/2018 tarihli ilamıyla;
    “ 1-)Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
    ...... O hâlde, davalı vekilinin direnme hükmüne yönelik temyiz isteminin hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddi gerekir.
    2-)Açıklanan tüm bu yasal düzenleme ve ilkeler kapsamında somut olay değerlendirildiğinde, dava dilekçesinde satış vaadi sözleşmesindeki edimini yerine getirmeyen davalıdan yapılan ödemelerin tahsilinin istediği, davacı vekilince yargılama sırasında sunulan 07.07.2009 ve 20.12.2011 tarihli dilekçelerde de rayiç bedelin istenmediği, böyle bir talebin bulunmadığı, tam ve kesin talebin ödenen paranın ödeme tarihlerinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsili olarak açıklandığı görülmektedir. Bu durumda, satış vaadi sözleşmesine konu bağımsız bölümün arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshinin kesinleştiği tarihteki rayiç değerinin belirlenip hüküm altına alınmasının Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğu açıktır.
    Hâl böyle olunca, yerel mahkemece yukarıda açılanan hususlara değinilerek verilen direnme kararı usul ve yasaya uygun olup, yerindedir.
    Ne var ki, davacı vekilinin mahkemece hüküm altına alınan miktara yönelik temyiz itirazları Özel Dairece incelenmediğinden dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir.” gerekçesiyle dosya Dairemize gönderilmiş, davacının bedel yönünden temyiz itirazlarının incelenmesine geçilmiştir.
    Dosyanın incelenmesinde; davalının arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında inşa edeceğe binadan davacının 11/04/1995 tarihli satış vaadi sözleşmesiyle bağımsız bölüm satın aldığı, davalının imzaladığını kabul ettiği 04/06/1991 tarihli cari hesap ekstresinde satış bedelinin 125,000,000,00 TL olduğu, bedelin davalının temyiz itirazının reddedilmesiyle kesinleştiği, her ne kadar satış vaadi sözleşmesinin 11/04/1995 tarihinde imzalanmış ise de ödemelerin 04/06/1991 tarihinden itibaren taksitler halinde yapıldığı görülmektedir.
    Davacı tarafça taşınmazın rayiç değerinin istenmediği, bedelin ödeme tarihlerinden faizleriyle birlikte iadesini talep ettiği, bu şekilde talebin denkleştirici adalet ilkesinin esas alınması suretiyle tahsili talebine ilişkin olduğu kabul edilmelidir. Başka bir deyişle davacı talebinde, ödenen paranın ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde ödeme yapılması kastedilmiş, her iki tarafın dilekçelerinde de denkleştirici adalet ilkesinin uygulanması yönünde beyanda bulunulmuştur.
    Taşınmazın satış bedelinin alım gücünün ilk ödeme günündeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde iadeye karar verilmesi süresince güncelleme yapılırken, güncellemeye esas alınan somut verileri tek tek uygulanarak, ödeme tarihlerinden ifanın imkânsız hale geldiği tarihe kadar paranın ulaştığı değer her bir dönem için hesaplanmalı, sonra bunların ortalaması alınmalıdır.
    Başka bir deyişle, denkleştirici adalet kuralı gereğince iadeye karar verilirken, satış bedeli olarak verilen paranın alım gücünün, ifanın imkânsız hale geldiği tarihteki alım gücüne uyarlanması zorunluluğu bulunmaktadır.
    Bozma öncesi alınan ilk bilirkişi raporunda; 11/04/1995 tarihinde ödendiği belirtilen satış bedeli 50.000.000,00 TL (eski)’nin dava tarihine göre ulaştığı değerin hesaplandığı, ek raporda ise ödendiği kabul edilen 125.000.000,00 TL’nin taksitler halindeki her bir ödeme tarihinden dava tarihine kadar ulaştığı değerin hesaplandığı, daha sonra mahkemece yapılan hesaplamayla ödendiği belirtilen 125.000.000,00 TL’nin tek kalemde 11/04/1995 ödendiği kabul edilerek ifanın imkansız hale geldiği arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshine ilişkin davanın kesinleşme tarihi(08/04/2008) esas alınarak ulaştığı değerin tespit edildiği ve bu değere hükmedildiği anlaşılmaktadır.
    Denkleştirici adalet ilkesine göre mahkemece izlenen usule ilişkin değerlendirme yapıldığında; ifanın imkansız hale geldiği tarihin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshine ilişkin davanın kesinleşme tarihi olarak belirlenmesinde isabetsizlik bulunmadığı, ancak ödemelerin 04/06/1991 tarihinde başlayıp taksitler halinde ödendiği gözetildiğinde her bir ödeme tarihinden yapılan ödemenin ulaştığı değerin belirlenmesi gerekirken tüm ödemenin 11/04/1995 tarihinde yapıldığının kabul edilmesi doğru görülmemiştir.
    O halde; mahkemece; açıklamalar dikkate alınmak suretiyle davacının davalıya ödediği 125.000.000,00 TL"nin her bir ödeme tarihinden denkleştirici adalet kurallarına göre ifanın imkânsız hale geldiği tarih itibariyle (çeşitli ekonomik etkenlerin TEFE-TÜFE artış oranları, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar ve benzeri ekonomik göstergelerin ortalamaları alınmak suretiyle) ulaşacağı alım gücü, yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde, uzman bilirkişiden denetime elverişli rapor alınmak suretiyle belirlenmeli; bu yolla belirlenecek miktara hükmedilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün davacı yararına HUMK"nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK"nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/06/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi