3. Hukuk Dairesi 2016/19902 E. , 2018/6877 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar; ... Köyü, F21a 19c 4c Pafta, 121 Ada, 1 ve 5 nolu parsellerde iştirak halinde malik olduklarını, taşınmazın satışı sırasında taşınmazlarda "... Vakfı " şerhinin bulunması sebebiyle kendilerinden, 1 nolu parsel için 7390 TL ve 5 nolu Parsel için 11582 TL taviz bedeli alındığını,... Vakfiyesinden anlaşıldığı kadarı ile gayri sahih bir vakıf olan ve taviz bedeline tabi olmayan bu yer olduğunu, ayrıca kadastro tespitinde tarla vasfında olduğunu ileri sürerek ödenen taviz bedellerinin iadesini talep etmiştir.
Davalı; her bir davacının ancak kendi payı için dava açabileceğini, birlikte dava açmalarının doğru olmadığını, vakfın sahih vakıf olduğunu, taviz bedelinin yerinde olduğunu belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacıların vakıflara ödediği 18.972,00 TL taviz bedelinin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacılara 1/3"er oranla ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlık; ödenen taviz bedelinin iadesi talebine ilişkindir.
Yargıtay"ın yerleşik içtihatlarına göre, taşınmazdaki vakıf şerhine dayanılarak taviz bedeli istenebilmesi; ilgili vakfın sahih vakıflardan olması koşuluna bağlıdır. Gayri sahih vakıflar yönünden taviz bedeli isteminin hukuksal bir dayanağı bulunmamaktadır.
Somut uyuşmazlığın çözümü için “İvaz Vakfı” mukataalı veya icareteynli vakıf olup olmadığının veya miri arazilerden mukataalı hayrata tahsis edilmeyenler ile aşar ve rüsumu vakfedilen taşınmazlardan bulunup bulunmadığının yöntemince araştırılması gerekir.
Vakfiye kapsamındaki her taşınmazın coğrafi konumu ve hukuki durumu farklı olacağından bu taşınmazların kadim köy, kasaba ya da şehir içindeki mülk topraklar içinde olup olmadığı keşfen ve uzman bilirkişiler marifetiyle saptanmalıdır.
Bütün bunlardan anlaşılacağı üzere vakıf türünün belirlenmesi ve belirlenen vakıf türüne göre çekişmeli taşınmazda vakfın bir hakkının kalıp kalmadığının, taviz bedeli ödenip ödenmeyeceğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmadan saptanması bu tür davalarda önem kazanmaktadır.
Somut olayda, mahkemece vakfiye örneği dosya arasında alınmış, keşif yapılmış ve keşif neticesinde hukukçu, harita mühendisi ve ziraat mühendisinden oluşan bilirkişi kuruludan rapor alınmış, raporda dava konusu taşınmazın ilk tesis tapu kayıtlarının getirtilmesi, eski yazı olması halinde tercümesi de yaptırılarak dosyaya eklenmesi talep edilmiştir. Mahkemece, ... Tapu Müdürlüğü"ne ilgili yazı yazılmış ancak dosya yeniden değerlendirme yapılması için bilirkişi kuruluna tevdi edilmemiştir.
O halde mahkemece; dosya arasında bulunan davaya konu taşınmaza ait tapu kayıtları ve vakfiye örneği ile birlikte bu konuda uzman üniversite öğretim üyelerinin de yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulu aracılığı ile mahallinde keşif yapılarak yukarıdaki ilkeleri kapsar biçimde rapor alınması sağlandıktan sonra sonucuna uygun bir hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK"nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.06.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.