3. Hukuk Dairesi 2017/15098 E. , 2018/6872 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK(TİCARET) MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, davalı kurumun 7000043 numaralı abonesi olduğunu, abonelik statüsü yönünden kendi imkanlarıyla elde ettiği suyu kullanarak atık su üreten abone olarak kullanılmış suların uzaklaştırılması tarifesine tabii olduğunu, sondaj ile çıkardığı doğal kaynak suyunu ticari işletmesinin bulunduğu mevkide temiz ve atık su şebekesi olmadığından kendi açtığı fosseptik çukurunda biriktirdiğini, suyun yine ücretinin ödenerek davalı taraftan temin edilen vidanjör ile boşaltıldığını, buna rağmen davalı tarafından müvekkilinden 1m3 su için 7,07 TL bedel tahsilini istediğini, tamir ücreti, şebeke katılım ücreti ve kirlilik önleme payı tahsilinin haksız ve mesnetsiz olduğunu belirterek tüm bu nedenlerle tamir ücreti, şebeke katılım ücreti, kirlilik önlem payı adı altında tahsil edilen tutarların geçmişe yönelik 5 yıllık kısmının şimdilik 100,00 TL olarak ticari faizi ile birlikte davalı taraftan tahsiline karar verilmesine talep etmiştir.
Davalı, tahsil edilen bedellerin yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, 47.165,00 TL"nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, alacağın 100,00 TL"sine dava tarihinden itibaren, 47.065,00 TL"sine ıslah tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Anılan karar Dairemizin 2016/8186 Esas, 2016/11325 Karar ve 28.09.2016 tarihli kararı ile “Hal böyle olunca, mahkemece; davanın ticari dava olarak kabulü ile uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esası hakkında yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verildikten sonra verilen 06.04.2017 tarihli kararda, davacının davasının kabulüne, 100,00TL "nin dava tarihinde 47.065,00 TL ıslah tarihi olan 22/07/2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, atık su/kirlilik önlem payı aboneliğinden kaynaklanan menfi tespit talebine ilişkindir.
... Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Tarifeler Yönetmeliği"nin 3/n maddesine göre, atık su; evsel, endüstriyel, zirai ve diğer kullanımlar sonucu kirlenmiş ve özellikleri değişmiş sulardır. Yönetmeliğin 24.maddesine göre; su kullanan ancak kanal bağlantıları olmayan abonelerden alınacak kullanılmış suların uzaklaştırılmaması bedeline esas olarak;
a) DİSKİ"nin su hizmetinden yararlanıp kanalizasyon şebekesine bağlantısı olmayan, kullanılmış suları, onaylanmış projelere göre yapılmış atık su çukuruna boşaltan abonelerden, kullandıkları su kadar kullanılmış suların uzaklaştırılması bedeli alınır.
b) DİSKİ"nin su ve kanalizasyon hizmetinden yararlanmamasına rağmen, su kullanan ve atık sularını doğrudan veya dolaylı olarak kanala ,alıcı ortamlara deşarj eden mesken, resmi daire, tesis, işletme gibi yerler özellikleri dikkate alınarak varsa sayaçla ölçülen sarfiyat üzerinden veya 23.maddedeki yöntemle hesaplanan su tüketimi üzerinden kullanılmış suların uzaklaştırılması bedeli alınır.
Yine aynı Yönetmeliğin 32/ç. maddesine göre, endüstriyel nitelikte atık su oluşturan tesis ve işletmelerden, ayrıca atık suların kanalizasyon şebekesine deşarj yönetmeliğinde belirtilen esaslara göre kirlilik önlem payı alınır.
... Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Atık suların Kanalizasyona Deşarj Yönetmeliği"nin 3/gg maddesine göre, kullanılmış su uzaklaştırma bedeli; her türlü kaynaktan gelen kanala deşaj limitlerine kadar kirlilik ihtiva eden atıksuların bertarafı gayesi ile su abonelerinden alınan bedel olarak tanımlanmıştır.
Mahkemece mahallinde keşif yapılarak inşaat bilirkişisinden alınan raporda; tesiste akaryakıt istasyonu, restaurant, cami, düğün salonu ve yüzme havuzu hizmetlerinin verildiği, davaya konu taşınmaz civarında temiz su şebeke hattının olmadığını, davalıya ait atık su şebeke hattının olmadığı,endüstriyel atık olmadığı, evsel atık olduğu, endüstriyel faaliyet yürütülmediği, akaryakıt istasyonunda tuvalet dışında herhangi bir atığı bulunmadığı, motor yağ değişim istasyonunun bulunmadığı tespit edilmiştir. Hükme esas alınan hesap bilirkişisi raporunda ise; kurumun hizmet verip vermemesine bakılmaksızın davacının atık su bedelini ödemek zorunda olduğunu, kirlilik önlem payının tesiste endüstriyel atık olmadığı, yine kanal katılım ve şebeke bedelinin ise, davacının davalı şirketin kanalizasyon ve içme suyu hizmetinden yararlanmadığı için davacının iade taleplerinin uygun olduğunu, tamir ücretinin ise Yönetmelik gereğince iadesinin talep edilemeyeceğini belirttiği görülmektedir.
Somut olayda; davacı tarafın 2008-2013 yılları arasında davalıya atık su, kirlilik önlem payı, şebeke katkı payı ve bakım ücretleri bedelleri adı altında ödemeler yaptığı hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Davacı tamir ücreti, şebeke ve kanal katılım ücreti ile kirlilik önlem payının iadesini talep etmektedir. Davalı şirket ise, Tarifeler Yönetmeliği"nin 24/b maddesi gereğince kullanılmış suların uzaklaştırılması bedelini ve ayrıca 32/ç maddesi gereğince endüstriyel atık su oluşturan tesis ve işletmesi nedeni ile davacının kirlilik önlem payını ödemesi gerektiğini belirtmiştir.
Eldeki dava menfi tespit davası olup, davalı taraf alacağın niteliğini ve varlığını ispat etmek zorundadır. Ancak davalının savunmasından alacağın niteliği ile davacı tarafın ödemekle yükümlü olduğu borç kalemleri(özellikle atık su ve köp) anlaşılamamaktadır. Somut olayın çözümü noktasında mahkemece bu husus davalıya açıklattırılarak alacağın niteliği ve kapsamı belirlenmeli, buna göre araştırma ve inceleme yapılıp deliller toplanarak konusunda uzman yeni bir bilirkişiden rapor alınmalıdır. Bu hususlar yerine getirilmeden eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.