3. Hukuk Dairesi 2016/19021 E. , 2018/6787 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın zamanaşımı nedeni ile reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Dava; davaya konu iş yerinde kiracı olarak kaldığı dönemde su abonesi olduğunu, 01.08.1999 ile 31.08.2002 tarihleri arasında su ve kanalizasyon hizmetlerinden yararlanan davalının tahakkuk eden fatura bedelini ödememesi sebebi ile, ... 7.İcra Müdürlüğünün 2006/3126 esas sayılı dosyasıyla icra takibine giriştiklerini, davalının itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek, takibe vaki itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı; öncelikle zamanaşımı def"ini ileri sürmüş, esas yönünden de davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; ... 7 İcra Müdürlüğünün 2006/3126 E. sayılı dosyası ile yapılan takibe karşı davalı borçlunun itirazının iptaline, takibin devamına, alacak kaçak su kullanımından kaynaklandığından inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davalı tarafça temyiz edilmiş, Yargıtay 7.Hukuk Dairesinin 30.10.2012 tarih 2012/3088 E. - 7308 K. sayılı ilamı ile; ""Davanın, kaçak su kullanımından kaynaklanan alacak için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, davalının zamanaşımı def"inde bulunduğu halde mahkemece bu konuda olumlu veya olumsuz herhangi bir karar verilmeden doğrudan işin esasına girildiğinden"" bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyma kararı verilerek yapılan yargılama neticesinde; davalının kaçak su kullandığı ve eylemin nitelik itibari ile haksız fiil olduğunun uyulmasına karar verilen Yargıtay bozma ilamı ile sabit olduğu, eylem haksız fiil niteliğinde bulunduğuna göre zamanaşımı süresinin 1 yıl olduğu, davacı tarafından kaçak su kullanımının 02/08/2004 tarihinde tespit edildiği, icra takibinin ise 1 yıllık süre geçtikten sonra 22/03/2006 tarihinde başlatıldığı, bu durumda davalının zamanaşımı def"inin yerinde olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm; davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamından; 02.08.2004 tarihli tutanak ile dava dışı İmtel Telekomünikasyon Elektronik Ticaret Ltd. Şti.nin kolon sistemine ilave yaparak sayaçlı kaçak su kullandığının tespit edildiği, bu tespit üzerine 13.08.2004 tarihinde dava dışı İmtel Telekomünikasyon Elektronik Ticaret Ltd. Şti. adına re"sen abonelik işlemi yapıldığı görülmektedir. Ne var ki; bu tarihten öncesine ait davalı adına yapılan abonelik sözleşmesi olduğuna dair herhangi bir bilgi ve belge dosyaya sunulamamıştır. Bunun yanında; dosya kapsamında bulunan, davaya konu iş yerinin maliki tarafından, davacı şirkete hitaben yazılan 25.10.2004 tarihli yazı ve davalı tarafından, malik adına, vergi dairesine stopaj ve fon payının yatırıldığına dair belgeler değerlendirildiğinde; davalının, davaya konu dönemde davaya konu iş yerinde fiili kullanıcı olduğu anlaşılmaktadır.
Tüm bu bilgiler ışığında; davalı tarafın fiili kullanıcı olduğu dönemde, kendi adına abonelik sözleşmesi yapmadan kaçak olarak su tüketimi yaptığının kabulü gerekmektedir. Buna göre; davalı, davacı ... ile sözleşme yapmak suretiyle hizmetten yararlanması gerekirken, abone sözleşmesi yapmaksızın karşılıksız ve kaçak sudan yararlanmış bulunmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12.10.2011 tarih, 2011/7-690 E.-2011/617 K.sayılı kararında belirtildiği gibi, “Davalının sözleşme yapmak yerine karşılıksız ve kaçak kullanımda, taraflar arasında "sözleşme benzeri” bir borç ilişkisinin kurulduğu kabul edilmeli ve davacı idarenin bu gibi durumlara ilişkin olarak belirlediği kurallara uygun bedelin davalı tarafından ödenmesi gerekir."
Bu durumda, taraflar arasında “sözleşme benzeri” bir ilişki kurulduğuna göre davada BK.nun 60 (TBK.nun 72.) maddesinde açıklanan zamanaşımı süresi değil, BK.nun 125 (TBK.nun 146) maddesi gereğince 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, somut olayda da takip tarihi itibariyle 10 yıllık zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı anlaşılmaktadır.
O halde mahkemece, davanın esası hakkında inceleme yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlere hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 20.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.