22. Hukuk Dairesi 2018/5817 E. , 2018/10472 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılardan ... vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin ... Devlet Hastanesi yemekhanesinde 22.03.2008 tarihinden itibaren aşçı olarak çalıştığını, iş akdinin emeklilik nedeniyle son bulduğunu öne sürerek kıdem tazminatı, fazla çalışma ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı cevabının özeti:
Davalı ... vekili davanın reddine karar verilmesini istemiş, diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı ..."nın aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında zamanaşımı savunmasının dikkate alınıp alınamayacağı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu "eksik bir borç" haline dönüştürür ve "alacağın dava edilebilme özelliği"ni ortadan kaldırır.
Uygulamada, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması, dava açma tekniği bakımından, tümü ihlal ya da inkâr olunan hakkın ancak bir bölümünün dava edilmesi, diğer bölümüne ait dava ve talep hakkının bazı nedenlerle geleceğe bırakılması anlamına gelir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ilkeye göre, kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması, saklı tutulan kesim için zamanaşımını kesmez, zamanaşımı, alacağın yalnız kısmi dava konusu yapılan miktar için kesilir.
Dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması durumunda, 1086 sayılı HUMK hükümlerinin uygulandığı dönemde, ıslah dilekçesinin tebliğini izleyen ilk oturuma kadar ya da ilk oturumda yapılan zamanaşımı defi de ıslaha konu alacaklar yönünden hüküm ifade eder. Ancak Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamada, 371/2 ve 319. maddeler uyarınca ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliği üzerine iki haftalık süre içinde ıslaha konu kısımlar için zamanaşımı definde bulunulabileceği kabul edilmelidir.
1086 sayılı HUMK yürürlükte iken süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı define davacı taraf süre yönünden hemen ve açıkça karşı çıkmamışsa (suskun kalınmışsa) zamanaşımı defi geçerli sayılmakta iken, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun uygulandığı dönemde süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı definin geçerli sayılabilmesi için davacının açıkça muvafakat etmesi gerekir. Başka bir anlatımla 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamalar bakımından süre geçtikten sonra ileri sürülen zamanaşımı define davacı taraf muvafakat etmez ise zamanaşımı defi dikkate alınmaz.
Somut uyuşmazlıkta, dava dilekçesi davalı ..."na 12.03.2014, davalı şirkete ise 14.03.2014 tarihinde tebliğ edilmiş olup, davalı ... davaya 20.03.2014 tarihinde cevap vermiş ve zamanaşımı savunmasında bulunmuştur. Davalı şirket ise davaya cevap vermemiştir. Davacı, 10.02.2015 tarihinde ıslah dilekçesi sunmuş, ıslah dilekçesi davalılara tebliğ edilmiş, 20.02.2015 tarihinde davalı ... süresinde ıslaha karşı zamanaşımı savunmasında bulunmuştur. Davada, dava ve ıslah zamanaşımı nedeniyle zamanaşımına uğrayan fazla çalışma ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı bulunmaktadır. Ne var ki, Mahkemece davalı ..."nın davaya ve ıslaha karşı zamanaşımı savunmalarının dikkate alınmadığı görülmektedir.
Şu halde, davalı ..."nın asıl işveren olarak sorumluluğunun alt işverenin sorumluluğu ile sınırlı olduğu, dolayısıyla alt işveren şirket tarafından süresinde zamanaşımı savunması yapılmadıkça asıl işverenin yapmış olduğu zamanaşımı savunmasının alt işverene sirayet etmesinin mümkün olmadığı bu nedenle davalı ... tarafından yapılan dava ve ıslah zamanaşımı savunmalarının sadece kendisi bakımından sonuç doğuracağı da gözetilerek davalı Bakanlığın dava ve ıslah zamanaşımı savunması nedeniyle sorumlu olacağı fazla çalışma ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının miktarı belirlenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
3-Mahkemece, kıdem tazminatına talep ile bağlılık ilkesi uyarınca 3.1.2014 tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de; iş akdinin son bulduğu tarih 31.12.2013 olup hüküm yerinde 3.1.2014 tarihinin ""fesih tarihi"" olarak belirtilmesi doğru bulunmamıştır.
Mahkemece bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, 03.05.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.