22. Hukuk Dairesi 2018/3708 E. , 2018/10462 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, iş akdinin emeklilik nedeniyle son bulduğunu öne sürerek kıdem tazminatı alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının müvekkili şirkette 19/07/2001 tarihli iş sözleşmesiyle çalışmaya başladığını, 24/05/2010 tarihli dilekçesi ile kendi isteği ile işten ayrılmak istediğini bildirerek istifa ettiğini, 4 yıl sonrasında Sosyal Güvenlik Kurumun"dan 20/03/2014 tarihi itibariyle yapılan incelemede prim ve gün sayısını doldurduğunun tespitine ilişkin yazı aldığını ve haksız ve kötü niyetli olarak başka sebeple iş sözleşmesini feshettiğini iddia ederek ihtarname ile kıdem tazminatı istediğini, emeklilik sebebiyle işten ayrılırken kurumdan alınan yazının işverene verilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, fesih tarihinde emekliliğe hak kazandığına ilişkin iradesinin ve kurumun bununla ilgili tesbit yazısı vermemiş olmasının kıdem tazminatına hak kazanmayı engellemeyeceği, davacının fesih tarihinde yaş hariç diğer emeklilik koşullarını sağladığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasında davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davacı iş akdinin emeklilik nedeniyle son bulduğunu öne sürmüş, davalı davacının kendi isteği ile haklı bir nedeni bulunmadan iş akdine son verdiğini savunmuştur. Mahkemece davacının hak kazandığı tarihte belge alarak işverene başvurmamış olmasının muacceliyet ve temerrüt durumunu etkilediğini, kıdem tazminatı hakkını ortadan kaldırmadığı gerekçesiyle kıdem tazminatı hüküm altına alınmış ise de; varılan sonuç dosya içeriği ile örtüşmemektedir.
Davacı, 24.05.2010 tarihinde davalı kuruma ibraz ettiği istifa dilekçesinde sadece görülen lüzum üzerine kendi isteği ile iş akdine son verdiğini belirtmiş olup, emeklilik nedeniyle iş akdine son verdiğinden bahsetmiş değildir. Fesih tarihinden yaklaşık dört yıl sonra gönderdiği 24.03.2014 tarihli ihtar ile, 21.3.2014 tarihinde almış olduğu Sosyal Güvenlik Kurumu yazısına göre fesih tarihinde 15 yıl ve 3600 gün prim ödeme sayısının dolduğunu bu nedenle kıdem tazminatının ödenmesi gerektiğini belirterek talepte bulunmuş, ödenmemesi üzerine 26.6.2014 tarihinde iş bu davayı açmıştır. Davacının fesih tarihinde istifa dilekçesi sunduğu, bu dilekçede emeklilik nedenine dayanmamış olduğu ve fesihten yaklaşık dört yıl sonra emeklilik koşullarının oluştuğunu gösteren belgeyi temin ederek işverene başvurmuş olduğu dikkate alındığında; davacının fesih tarihindeki iradesinin emeklilik olduğunu somut, inandırıcı ve yeterli deliller ile ispatlayamadığı ve iş akdinin kıdem tazminatı gerektirecek şekilde son bulmadığı anlaşıldığından kıdem tazminatı talebinin reddi yerine yanılgılı değerlendirme ile kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
Kabule göre, fesih ayına ait ücret bordrosuna göre, kıdem tazminatı hesabında esas alınan ücretin içerisinde, 15 gün karşılığı yıllık ücretli izin alacağı tahakkuku da bulunmaktadır. Tahakkuk ettirilen bu miktar düşülmeden son aya ait ücretin belirlenmesi hatalı olduğu gibi Mahkemece 25.03.2014 olan ""temerrüt tarihi""nin hüküm yerinde ""fesih tarihi"" olarak yazılması da doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının talep halinde ilgiliye iadesine, 03.05.2018 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Taraflar arasında davacının iş akdinin emeklilik nedeniyle son bulup bulmadığı ve işçinin kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı uyuşmazlık konusudur. Sosyal Güvenlik Kurumu yazısı ile, davacının fesih tarihi itibariyle yaş şartı dışında emeklilik koşullarının bulunduğu sabittir. Davacının emekliliğe hak kazandığı tarihte belge alarak işverene başvurmamış olması muacceliyet ve temerrüt durumunu etkilemekte olup kıdem tazminatı hakkını ortadan kaldırmamaktadır. Bu nedenle Mahkemece, davacının kıdem tazminatına hak kazandığı yönünde oluşturulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Dosya içeriğine göre, davacının kıdem tazminatına esas kabul edilen ücretinin hatalı olduğu, kabul edilen ücretin içerisinde son ay ücret bordrosuna göre 15 gün tutarında yıllık ücretli izin alacağının da tahakkuk ettirilmiş olduğu dikkate alındığında bu tutar düşülmeden giydirilmiş ücretin belirlenmesi hatalıdır. Ayrıca hüküm yerinde 25.03.2014 olan ""temerrüt tarihi""nin, ""fesih tarihi"" olarak da yazılması doğru bulunmamıştır. Davacının tüm, davalının açıklanan nedenlerin dışında kalan temyiz itirazları yerinde bulunmadığından Mahkemece verilen hükmün bu değişik gerekçe ile bozulması gerektiği gerekçesiyle sayın çoğunluğun farklı gerekçe ile bozma kararına katılmıyorum. 03.05.2018