10. Hukuk Dairesi 2019/4122 E. , 2019/9696 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, sigorta başlangıcının Almanya Rant Sigortasına giriş tarihi olan 01.09.1982 tarihi olarak tespiti ile çakışan dönemlerde hizmet sözleşmesine dayalı sigortalılığa geçerlik tanınarak 01.05.2012 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğine karar verilmesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı sonrası davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- a) 5510 sayılı Kanunun 38’inci madde hükmü; malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında dikkate alınacak sigortalılık süresinin başlangıcını; sigortalının, 5417, 6900, 506, 1479, 2925, 2926 ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20’nci maddesi kapsamındaki sandıklara veya bu Kanuna tâbi olarak malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olarak ilk defa kapsama girdiği tarih olarak kabul edileceğini; kanunun uygulanmasında 18 yaşından önce malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tâbi olanların sigortalılık süresinin, 18 yaşının ikmal edildiği tarihte başlamış olacağını, 10.04.1965 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak 01.11.1965 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti arasında imzalanan Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin uzun vadeli sigorta kollarından olan “Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları(aylıkları)” başlıklı beşinci bölüme 02.11.1984 tarihinde imzalanıp 05.12.1985 tarihli 3241 sayılı Yasayla onaylanıp yürürlüğe giren Ek Sözleşme ile getirilen sözleşmenin 29’uncu maddesinin 4’üncü bent hükmüne göre, bir kimsenin Türk sigortasına girişinden önce, bir ... Sigortasına girmiş bulunması halinde, ... Sigortasına giriş tarihi, Türk sigortasına giriş tarihi olarak kabul edileceğini, 11.09.2014 tarihli Mükerrer Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6552 sayılı Kanunun 29"uncu maddesi ile 3201 sayılı Kanunun 5"inci maddesinin beşinci fıkrasındaki “Ancak uluslararası sosyal güvenlik sözleşmelerinde Türk sigortasına girişinden önce âkit ülke sigortasına girdiği tarihin Türk sigortasına girdiği tarih olarak kabul edileceğine ilişkin özel hüküm bulunan ülkelerdeki sigortalılık sürelerini borçlananların âkit ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarih, ilk işe giriş tarihi olarak kabul edilir.” düzenlemeleri gereği, 01.09.1982 tarihinden itibaren ve 3201 sayılı Yasa kapsamında 18 yaşını ikmal ettiği 19.06.1983 tarihinde de Almanya zorunlu prim süresi kapsamında çalışması bulunan 19.06.1965 doğumlu davacının, Türkiye’de sigortalılık başlangıcının 19.06.1983 olarak tespit edilmesi gerekirken,
b) 5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren ve sigortalılık hallerinin birleşmesini düzenleyen 53 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre, “Sigortalının, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık hallerinden birden fazlasına aynı anda tabi olmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde; öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (c) bendi kapsamında çalışması yoksa ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılır.” düzenlemesi geriği, 01.11.2005 tarihinden itibaren 1479 sayılı Kanun (5510 S.K. 4/1-b md.) kapsamında zorunlu sigortalı olarak tescili olup, 31.10.2005 tarihi öncesinde çakışmayan, 01.03.2007 – 31.03.2012 tarihleri arasında da çakışan hizmet sözleşmesine dayalı sigortalılığı bulunan davacının, anılan düzenleme gereği çakışan dönemde 4/1-a kapsamında sigortalılık statüsüne üstünlük tanınarak, yaşlılık aylığı tahsis şartlarından olan 47 yaşında olma koşulunu ise 19.06.2012 tarihinde yerine getirmesi nedeniyle, 01.07.2012 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı tahsisine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki; bu aykırılıkların giderilmesi, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438.maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: 1-Hükmün gerekçesinin son paragrafındaki “Davacının yaşlılık aylığı için Kuruma müracaat tarihi 09.04.2012 tarihini takip eden 01.05.2012 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığı, mahrum kalınan aylıkların ödenmesi ile ilgili talebi konusunda Mahkemece verilecek kararın kesinleşmesinden sonra yaşlılık aylığının bağlanması yönünde Kurum tarafından işlem yapılacağından bu husustaki talebi ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş” ibaresinin silinerek yerine, “Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;” ibresinden sonra gelmek üzere, ”davcının yaşlılık aylığı tahsis koşullarının oluştuğu 19.06.2012 tarihini takip eden 01.07.2012 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığına dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.” ibaresinin yazılmasına,
2-“Hüküm” kısmının 2. bendinin tamamen silinerek yerine “Davacının sigortalılık başlangıcının 19.06.1983 tarihi olarak tespitine, 01.03.2007–31.03.2012 tarihleri arasında 4/1-a kapsamında sigortalı sayılmasına ve 01.07.2012 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine,” ibaresinin yazılmasına ve hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 10/12/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.