22. Hukuk Dairesi 2015/30858 E. , 2018/10157 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, kıdem tazminatı ile ek ders ücreti ve ek ders ücreti tazminatı tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalının cevabının özeti:
Davalı vekili, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar, taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre; davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu davacının iş sözleşmesinin istifa ile sona erip ermediği ve davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı noktasındadır.
Genel olarak iş sözleşmesini fesih hakkı hak sahibine karşı tarafa yöneltilmesi gereken tek taraflı bir irade beyanı ile iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren bozucu yenilik doğuran bir haktır. İşçinin haklı nedenle derhal fesih hakkı 4857 sayılı İş Kanunu"nun 24. maddesinde düzenlenmiştir. İşçinin önelli fesih bildiriminin kanuni düzenlemesi ise aynı Yasanın 17. maddesinde ele alınmıştır. Bunun dışında İş Kanunu"nda işçinin istifası özel olarak düzenlenmiş değildir.
İşçinin haklı bir nedene dayanmadan ve bildirim öneli tanımaksızın iş sözleşmesini feshi, istifa olarak değerlendirilmelidir. İstifa iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte iş ilişkisi sona erer. İstifanın işverence kabulü zorunlu değilse de, işverence dilekçenin işleme konulmamış olması ve işçinin de işyerinde çalışmaya devam etmesi halinde gerçek bir istifadan söz edilemez. Bununla birlikte istifaya rağmen tarafların belirli bir süre daha çalışma yönünde iradelerinin birleşmesi halinde kararlaştırılan sürenin sonunda iş sözleşmesinin ikale yoluyla sona erdiği kabul edilmelidir.
İşçinin istifa dilekçesindeki iradesinin fesada uğratılması da sıkça karşılaşılan bir durumdur. İşverence tazminatların derhal ödenmesi ve benzeri baskılarla işçiden yazılı istifa dilekçesi vermesini talep etmesi ve işçinin buna uyması gerçek bir istifa iradesinden söz edilemez. Bu halde feshin işverence gerçekleştirildiği kabul edilmelidir.
Somut olayda, 01.08.2011 tarihli istifa dilekçesinde davacı “10.11.2006 tarihinden itibaren kurumuzda Teknoloji ve Tasarım Öğretmeni olarak görev yapmaktayım. 31.08.2011 tarihi itibariyle görevimden istifa ediyorum. Gereğini bilgilerinize arz ederim." şeklinde beyanda bulunmuştur. Her ne kadar davacı vekili, birer yıl olarak yapılan iş sözleşmelerinin yenilenmesi sırasında muhasebe için gerekli olduğu söylenerek açığa alınan müvekkilinin imzasının kullanılmak suretiyle sanki istifa etmiş gibi müvekkili hakkında işlem yapıldığını iddia etmiş ise de bu iddiasını ispat edememiştir. Davacı tarafça istifa dilekçesinde bulunan imza inkar edilmediği gibi dosya kapsamında davacının iradesinin fesada uğratıldığı konusunda herhangi bir delil bulunmamaktadır. Davacı tanıklarının beyanlarında da, davacının iş sözleşmesinin sona ermesine ilişkin görgüye dayalı ifadeler bulunmadığı gibi davacının istifa dilekçesinde irade fesadına uğratıldığına dair açık ve net ifadeler de bulunmamaktadır. Hal böyle olunca davacının iş sözleşmesinin istifa etmek suretiyle sona erdiğinin kabulü ile kıdem tazminatı isteminin reddi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 27.04.2018 tarihinde oy birliği ile karar verildi.