11. Ceza Dairesi 2016/12620 E. , 2018/7988 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
1- Sanığın Hasan Düzenli adına düzenlenmiş ve içerisinde sahte yurt dışı çıkış harç pulları, mühürler bulunan sahte pasaport ile suç tarihinde Sarp Sınır Kapısından giriş yapmak isterken yakalandığından bahisle resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılması talebiyle açılan kamu davasında; 13.03.2014 tarihli celsede mahkemece incelenen suça konu pasaportun aldatma niteliği yönünden herhangi bir tespitte bulunulmadığının anlaşılması karşısında; belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma niteliğinin bulunup bulunmadığının takdiri hakime ait olduğu cihetle, belge aslının yeniden incelenmek suretiyle aldatıcılık niteliği bulunup bulunmadığının karar yerinde tartışılmasından sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini yerine, eksik inceleme ile yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
2- Kabule göre de;
a) Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu‘nun 12.02.2012 tarih, 2012/1445-2013/54 ve 24.09.2013 tarih, 2012/1506-2013/391 sayılı ve benzer kararlarında açıklandığı üzere; resmi belgede sahtecilik suçu, seçimlik hareketli bir suç olarak tanımlanmıştır. Birinci seçimlik hareket, resmi belgeyi sahte olarak düzenlemektir. Bu seçimlik hareketle, resmi belge esasında mevcut olmadığı halde, mevcutmuş gibi sahte olarak üretilmektedir. İkinci seçimlik hareket, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmektir. Bu seçimlik hareketle, esasında mevcut olan resmi belge üzerinde silmek veya ilaveler yapmak suretiyle değişiklik yapılmaktadır. Birinci ve ikinci seçimlik hareketle bağlantılı olarak belirtilmek gerekir ki; sahteciliğin, belge üzerindeki bilgilerin bir kısmına veya tamamına ilişkin olmasının, suçun oluşması açısından bir önemi bulunmamaktadır. Üçüncü seçimlik hareket ise, sahte resmi belgeyi bilerek kullanmaktır. Kullanılan sahte belgenin kişinin kendisi veya başkası tarafından düzenlenmiş olmasının bir önemi yoktur. Kullanma mütemadi suç şeklinde de gerçekleşebilir. Bu seçimlik hareketlerden herhangi birisinin işlenmesiyle suç tamamlanacaktır. 5237 sayılı TCK"nin 43. maddesinin uygulanabilmesi için ise “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi" zorunlu olup sahte resmi belgeyi düzenleyen ve kullanan kişinin aynı kişi olması durumunda ve sahte pasaportun düzenlenip zaman içerisinde kullanılması eyleminde hukuki kesinti oluşmadığı müddetçe birden fazla sahtecilik eylemi değil, tek bir sahtecilik suçu oluşturacaktır.
Bu açıklama ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın 04.12.2012 tarihinde Sarp Sınır Kapısından kendi nüfus cüzdanı ile çıkış yaptıktan sonra, kendisine ait gerçek kimlik belgelerini imha ederek, içerisinde 04.12.2012 tarihli Sarp Sınır Kapısına aitmiş gibi görünen sahte kaşenin bulunduğu suça konu pasaportu kullanarak Gürcistan‘a geçiş yaptığını, buradan da Beyaz Rusya ülkesi üzerinden Çek Cumhuriyetine giriş yapmaya çalıştığı esnada buradaki görevlilerin pasaportun sahteliğini fark etmeleri üzerine geri dönmek zorunda kaldığını, kendi nüfus cüzdanını imha ettiği için de ülkeye girişte sahte pasaport kullandığını beyan etmiş ise de; pasaport üzerinde Gürcistan veya başka bir ülkeye ibraz edildiğine dair herhangi bir kayıt bulunmadığı, sanığın pasaport kullanmadan da bu işlemi gerçekleştirmiş olabileceği, gözetilmeden hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle fazla ceza tayini,
b) Suça konu sahte pasaportun dosyada delil olarak saklanmasına karar verilmesi gerekirken, ilgili ülkeye iletilmek üzere Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü‘ne teslimine karar verilmesi,
c) 5237 sayılı TCK"nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK"nin 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 15.10.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.