23. Hukuk Dairesi 2015/3850 E. , 2016/1970 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili Av. Serkan Akdeniz gelmiş, başka gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, arsa sahibi davacı taraf ile davalı yüklenici arasında imzalnan düzenleme şeklinde arsa payı karşlığı inşaat sözleşmesi nedeni ile daire bedeli ve kira tazminatının tahsili isteminden kaynaklanmaktadır.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, taraflar arasında imzalanan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca arsa sahibi olan davacı tarafın davalı yükleniciden 6, 4 adet 100 m² büyüklügündeki daire veya bunun karşılığı olan bedel ile kira tazminatı talep etme hakkı olduğu, davacı vekilinin ıslah dilekçesi ve aynen teslim talebinden vazgeçip bedel istediği, sözleşme uyarınca davalının teslim borcunun 06.12.2002 tarihinde dolduğu, bu tarihin temerrüt tarihi olduğu, davalı tarafından sözleşmeyi ayakta tutmak amacında olduğu, bu nedenle tapuda malik olarak görünen tüm kişilerle sözleşme yapılmadığı gerekçesi ile davacının talepte bulunamayacağına ilişkin davalı savunmasının TMK"nın 2. maddesine aykırı olduğu, davacı tarafından 6 adet 100 m² büyüklüğündeki daire ile 40 m² arsa bedeli ve ayrıca kira tazminatı talep etme hakkına haiz olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı kooperatif vekili temyiz etmiştir.
1)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen temyiz itirazlarına göre davalı kooperatif vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazların reddi gerekmiştir.
2)Arsa sahibi davacı tarafın hissedar olduğu 630 Ada 42 parsel üzerine inşaat yapılması hususunda taraflar arasında 10.08.1999 gün, 15966 yevmiye numaralı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşme tarihinde taşınmazda başka paydaş malikleride bulunduğu anlaşılmaktadır. Sözleşme tarihinden önce taşınmazın tapu kaydı üzerine 3194 sayılı İmar Kanunu"nun 18. maddesi uyarınca imar uygulama şerhi konulmuş
ve 06.06.2000 tarihinde de imar uygulaması sonuçlanmış ve sözleşme konusu taşınmaza itiraz edilerek dört ayrı ada"ya ayrılmış olup, arsa sahibi davacı tarafa 630 Ada, 586 parsel ve 3849 ada 2 parselde pay verildiği ve bu parsellerde davacı taraftan başka paydaşlarında olduğu anlaşılmaktadır. Bilindiği gibi TMK"nın 692. maddesi uyarınca paylı mülkiyete tabi bir taşınmazda inşaat yapılması gibi olağan şekilde kullanım ölçüsünü aşan yapı imar işlemine girişilmesi tüm paydaşların kabulüne bağlıdır. Somut olayda arsa sahibi davacı tarafın paydaş olduğu 630 Adan 42 parselin imar uygulaması ile davacının paydaş olduğu yeni parselde diğer paydaşların bir kısmı ile sözleşme imzalandığı anlaşılmış ancak tüm paydaşlarla sözleşme yapılıp yapılmadığı ya da inşaatın yapılmasına muvafakat verilip verilmediği araştırılmadan sonuca varılması doğru değildir. Gerçektende sözleşme resmi şekilde yapılsa dahi diğer paydaşların sözleşme yapması veya inşaata muvafakat edilmemesi halinde inşaatın önemli oranda gerçekleştirilmesi ve ortaya tamamlanmış ekonomik bir değerin çıkmış olması halinde artık sözleşemeye muvafakat verildiğinden bahsedilebilir. Belirtilen yöntemlerden herhangi bir inceleme yapılmadan paydaşlardan bazılarının yüklenici ile sözleşme yapması yeterli görülerek yüklenicinin belirtilen yöne ilişkin savunmalarının TMK"nın 2. maddesine aykırı görülmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Şu halde öncelikle sözleşmenin geçerliliği üzerinde durulup geçerli olduğunun kabulü halinde işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken, bu husus nazara alınmadan hatalı yorumlanarak karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
3) Bozma sebebine göre, diğer yönlerin şimdilik incelemesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) no"lu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) no"lu bentte açıklanan nedenlerle davalı kooperatif vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (3) no"lu bentte açıklanan nedenlerle diğer hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir olunan 1.350,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yoyu açık olmak üzere, 29.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.