1. Hukuk Dairesi 2020/2111 E. , 2021/2511 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne kısmen reddine ilişkin verilen karar davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."in raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakan babalarının dava konusu 119 parsel sayılı taşınmazdaki 5 adet (3-4-5-6-7 nolu) bağımsız bölümünü oğullarına muvazaalı biçimde temlik ettiğini ileri sürerek, temliklerin % 50"sini aşan kısmı hakkında payları oranında tapu iptali-tescile karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, mirasbırakanın oğullarına temlik ettiği 3 ve 4 nolu bağımsız bölümler yönünden muvazaa olgusunun gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne; 5, 6 ve 7 nolu bağımsız bölümler yönünden ise davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Dairece; "...Hemen belirtilmelidir ki; dosya içeriğine ve toplanan delillere göre, mirasbırakanın dava konusu taşınmazdaki 3 ve 4 nolu bağımsız bölümlerini oğullarına temlikinin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı bulunduğu benimsenmek ve de anılan bağımsız bölümlerin cebri satışa konu olan 1/3"er payları kabul kapsamı dışında tutulmak suretiyle 2/3"er payları yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davalıların öteki temyiz itirazları yerinde değildir, reddine. Ne var ki, kabul kapsamında davacılar adına tesciline karar verilen pay oranlarının ne şekilde hesaplandığını denetleyebilme olanağı bulunmamaktadır. Bilindiği üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun (HMK) 297. maddesi uyarınca kararın gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazılması ve hüküm sonucunun 294. maddede öngörülen şekilde tefhim etmesi asıldır. Hükmün sonuç bölümünde de, istek sonuçlarından her biri hakkında taraflara yüklenen borç ve hakların birer birer açıkça, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde yazılması zorunludur.Hal böyle olunca; davacıların kabul kapsamında adlarına tesciline karar verilen paylarının hesaplama yönteminin denetime olanak sağlayacak biçimde açıklanarak hüküm yerinde gösterilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere karar verilmesi isabetsizdir..." gerekçesi ile bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
Mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamı uyarınca işlem yapılarak 3 ve 4 nolu bağımsız bölümlerin 2/3"er payları yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davalıların bu yöne değinen temyiz itirazlarının reddine.
Davalıların diğer temyiz itirazlarına gelince;
Bilindiği üzere, mahkemece bozmaya uyulmakla taraflar lehine usuli kazanılmış hak oluşur ve bozma kararında belirtildiği şekilde işlem yapmak zorunluluğu doğar.
Ne var ki; mahkemece, bozma kararına uyulmasına rağmen bozma gereklerinin tam olarak yerine getirildiğini söyleyebilme imkanı yoktur.
Somut olayda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda cebri satışa konu olan ve kabul kapsamı dışında tutulan 1/3 payın davalıların paylarına eşit yansıdığı kabul edilerek hesaplama yapılmış ve buna göre karar verilmiştir. Oysa ki, dava konusu taşınmazların akit tablosu incelendiğinde; 3 nolu bağımsız bölümün 1/2"şer paylarla Neriman ve .... adlarına tescil edildiği, davalı ...’ın eşinden intikalen ve daha sonra çocuklarından satış suretiyle edindiği 1/3 pay ile davalı ...’den satın aldığı 1/12 payının toplamından oluşan 5/12 payı, davalı ...’nin ise ...den satın aldığı 3/12 payı bulunduğu, 4 nolu bağımsız bölümün ¾ payının davalı ... ve 1/4 payının da dava dışı .... adlarına tescil edildiği, davalı ...’in murisinden satış suretiyle edindiği 1/3 pay ile davalı ...’dan satın aldığı 5/24 payın toplamından oluşan 13/24 payı esas alınarak hesaplama yapılması gerekirken hatalı paylar üzerinden hüküm kurulması doğru değildir.
Hal böyle olunca; değinilen hususlar gözetilerek yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsizdir.
Davalıların bu yöne değinen temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 22/04/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.