20. Hukuk Dairesi 2017/6184 E. , 2017/4411 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki davada Tüketici ve Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belli edilmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, hayat sigortası sözleşmesinden kaynaklanan tazminat ve murisin borçlu olduğu tüketici kredisinin kapatılması istemine ilişkindir.
Ankara 5. Tüketici Mahkemesince, dava tarihi itibariyle 4077 sayılı Kanunun yürürlükte olduğu 4077 sayılı Kanunun sigorta sözleşmelerini kapsamadığı, sigorta sözleşmelerinin Türk Ticaret Kanununda düzenlendiği ve mutlak ticari dava niteliğinde olduğu, bu nedenle uyuşmazlığın genel hükümlere göre asliye ticaret mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği gerekçesi ile görevsizlik kararı vermiştir
Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi ise davacıların murisi ..."ın tüketici konumunda bulunduğu, dava konusu hayat sigorta sözleşmesinin de tüketici işlemi sayıldığı gerekçesi ile görevsizlik kararı vermiştir.
Somut olayda; davacılar vekili müvekkillerinin murisi Sultan Kaymaz"ın 06.03.2013 tarihde vefat ettiğini, 20.12.2012 tarihinde Ziraat Bankasından bireysel ihtiyaç kredisi kullandığını ve bu sırada sigorta poliçesi ile birlikte yaşam sigortası yaptırdığını, vefatından sonra müvekkillerinin davalı bankaya başvurarak söz konusu ihtiyaç kredisinin bakiye taksitlerinin yaşam sigortasından tahsilini ve kredi hesabının kapatılmasını ve ölüm anına kadar ödenen taksitlerinde poliçe uyarınca kendilerine ödenmesini talep ettikleri halde davalı şirketçe cevap verilmediğini ileri sürerek müvekkillerinin murisi Sultan Kaymaz"ın davalı şirketten almış olduğu bireysel kredi ihtiyaç borçlarının kapatılmasına, sağlığında ödediği ve ölümünden sonra da müvekkilleri tarafından ödenen kredi bedelinin müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep etmiş olup, dava 21.01.2014 tarihinde açılmıştır.
28.11.2013 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun (TKHK) 2. maddesinde Kanunun kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanunun “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır.
Ancak davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan 4822 sayılı Kanunla değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde kanunun amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Kanunun 3. maddesinde "Mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak
üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları, hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyeti ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek yada tüzel kişiyi ifade eder" şeklinde tanımlanmıştır.
Bir hukukî işlemin 4077 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için de, kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukukî işlemin olması gerekir.
Buna göre davanın açıldığı 21.01.2014 tarihi itibariyle 4077 sayılı Kanun kapsamında yer almayan uyuşmazlığın Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp sonuçlandırılması gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 15/05/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.