Abaküs Yazılım
1. Hukuk Dairesi
Esas No: 2020/3916
Karar No: 2021/2502
Karar Tarihi: 22.04.2021

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2020/3916 Esas 2021/2502 Karar Sayılı İlamı

1. Hukuk Dairesi         2020/3916 E.  ,  2021/2502 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL - TAZMİNAT - TENKİS

Taraflar arasında görülen tapu iptali-tescil, tazminat ve tenkis davası sonunda, yerel mahkemece davanın 8 numaralı bağımsız bölüm ve 8 parsel yönünden bozma öncesinde verilen ret kararı Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğinden, bu taşınmazlar yönünden karar verilmesine yer olmadığına; 10 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise, davacının tapu iptal ve tescil isteğinin kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."nun raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal, tescil olmazsa tazminat ve tenkis isteklerine ilişkindir.
Davacı, mirasbırakan babası ...’ın annesinden boşandıktan sonra davalı ... ile evlendiğini, miras bırakanın 8 parsel sayılı taşınmazını kadastro tespiti sırasında davalı ... adına tescil ettirdiğini, yine 10 parsel sayılı taşınmazını davalı ...’ye satış suretiyle; 8 numaralı bağımsız bölümünü ise ikinci evliliğinden olan davalı oğlu Metin’e ölünceye kadar bakma akdi ile devrettiğini, temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile veraset ilamındaki payı oranında adına tesciline, olmadığı takdirde tazminat ve tenkise karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, kadastrodan tescil edilen taşınmaz yönünden hak düşürücü sürenin dolduğunu, davacının uzun süredir miras bırakanla görüşmediğini, cenazesine dahi gelmediğini, mirasbırakanın yatalak hasta olması nedeniyle taşınmazlarını ölünceye kadar bakma akdi ile devrettiğini ve temliklerin muvazaalı olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece davanın reddine dair karar, Dairece; "ölünceye kadar bakma akdi ile devredilen 8 numaralı bağımsız bölüm yönünden; miras bırakanın mal kaçırma kastı ile hareket ettiği iddiasının kanıtlandığını söyleme imkanı bulunmadığından anılan bu taşınmaz yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasının yerinde olduğu, 8 parsel sayılı taşınmaz yönünden; mirasbırakanın ölüm tarihinin kadastro tespitinden sonra olduğu görülmekle bu taşınmaz için Kadasto Kanununun 12. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen hak düşürücü sürenin dolduğu söylenemez ise de, davalı adına senetsizden tescil edilen taşınmazda 1.4.1974 tarih ½ sayılı İBK’nın uygulanma imkanı bulunmadığından, bu parsel yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasının da bu gerekçe ve sonucu itibariyla doğru olduğu, Çekişme konusu 10 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise, mahkemece her ne kadar iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, davacının miras bırakanın uzun yıllar önce boşandığı eşinden olma kızı olduğu ve dinlenen tanık beyanlarından miras bırakanın davacı ile görüşmediği bu nedenle mirastan mal kaçırma amacıyla, anılan taşınmazdaki payını ikinci eşine devrettiği sonucuna varılmakla, bu parsel yönünden miras bırakan tarafından davalı ...’ye temlik edilen pay gözetilerek davacının miras payı oranında davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği’ gerekçeleri ile bozulmuş, mahkemece, bozma ilamıma uyularak yapılan yargılama sonunda, 8 numaralı bağımsız bölüm ve 8 parsel yönünden bozma öncesinde verilen ret kararı Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğinden, bu taşınmazlar yönünden karar verilmesine yer olmadığına; 10 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise, davacının tapu iptal ve tescil isteğinin kabulüne karar verilmiştir.
Her ne kadar bozma ilamı gereğince, 10 numaralı parsel yönünden iptal tescil isteği kabul edilmiş ise de, kadastro tutanağının tetkikinden bu parselin 1/4 hissesinin, mirasbırakan ..."nin zilyetliğe dayalı mülkiyet hakkını haricen satış ile ...ye"ye temlik ettiğine ilişkin yazılı beyanı gerekçe gösterilerek, senetsizden, davalı ... adına tespit görerek kesinleştiği, dolayısıyla çekişme konusu bu parsel yönünden 1.4.1974 tarih ve 1/2 sayılı İBK"nun uygulanma imkânının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğünün meydana geleceği 09.05.1960 gün 21/9 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararı gereğidir. Usuli kazanılmış hak olarak tanımlayabileceğimiz bu hal, usul hukukunun vazgeçilmez tememlerinden birisi olup, kamu düzeni ile ilgilidir. Ne var ki, usuli kazanılmış hak kuralının istisnalarından birisi de yanılgıya dayalı bozma kararına uyulmuş olmasıdır.
Bu kapsamda vurgulanmalıdır ki, maddi hataya dayalı olan bir bozma kararına uyulmuş olunması halinde usuli kazanılmış hakka değer verilmesi mümkün değildir. Maddi hataya dayalı bozma kararına uyulmuş olması itibariyle kazanılmış hakkın bulunmadığından söz edilebilmesi için ancak Yargıtay Dairesinin vardığı sonuç, her türlü değer yargısının dışında, hiçbir suretle başka biçimde yorumlanamayacak, tartışmasız ve açık bir maddi hata olarak belirlenmelidir.
Somut olayda, çekişme konusu 10 parsel sayılı taşınmaz yönünden muris muvazaası iddiasının kabulüne karar verilmesi gerektiği yönünde Dairece verilen karar maddi yanılgıya dayalıdır. Mirasçılık ve mirasın geçişi mirasbırakanın ölüm tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir (4722 s. Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun m. 17). Mirasbırakan 1.1.2002 tarihinden önce ölmüşse 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi hükümlerinin, 1.1.2002 tarihinden sonra ölmüşse 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu"nun ilgili hükümlerinin uygulanması gerekir.
Tenkis (indirim) davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmaların (bağış) yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; mirasbırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik ) dışı terekenin tümüyle bilinmesiyle mümkündür. Tereke mirasbırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu malvarlığı kıymetleri ile iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Mirasbırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin 743 sayılı Kanun uygulanacaksa bir aylık 4721 sayılı Kanun uygulanacaksa üç aylık nafakası, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tesbit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tespiti gerekir (TMK m.564). Miras bırakanın TMK"nin 506. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde, saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve sübjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedeleme kastının varlığından söz edilemez.
Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya TMK"nin 565. maddesinin 1, 2 ve 3 bentlerinde gösterilenler) veya saklı payın ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken TMK"nin 570. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek davalı mahfuz hisseli mirasçılardan ise aynı Kanunun 561. maddesinde yer alan mahfuz hisseden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa 563. maddede yer alan, alınanla mütenasip sorumluluk kuralı gözetilmelidir.
Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (Sabit Tenkis Oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı (TMK m.564) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir.
Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmadan davalının tercihini kullanması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse sonuç doğurmaz. O zaman davalıdan tercihi sorulmak ve 11.11.1994 günlü 4/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca süratle dava konusu olup sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, karar tarihindeki rayice göre değeri belirlenmeli ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak naktin ödetilmesine karar verilmelidir.
Ne var ki mahkemece davacının tenkis istemi yönünden bu yönde bir araştırma yapılmamıştır.
Hâl böyle oluna, 10 numaralı parsel açısından da tapu iptal tescil isteğinin reddine karar verilerek davacının tenkis istemi açısından murisin saklı payı zedeleme kastının gerçekleştiği de gözetilmek suretiyle yukarıdaki tenkis ilkeleri gereğince inceleme ve araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi isabetsiz bulunmuştur.
Davalılar vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine davalılar vekilinin vekâlet ücretine ilişkin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 22/04/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.











Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


Avukat Web Sitesi