Abaküs Yazılım
3. Hukuk Dairesi
Esas No: 2016/15058
Karar No: 2018/5572
Karar Tarihi: 22.05.2018

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2016/15058 Esas 2018/5572 Karar Sayılı İlamı

3. Hukuk Dairesi         2016/15058 E.  ,  2018/5572 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ

    Taraflar arasındaki kişisel eşyanın iadesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle; daha önceden belirlenen, 22.05.2018 tarihli duruşma günü için yapılan tebligat üzerine; temyiz eden davacı vekili Av. ... geldi. Karşı taraf adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00"e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
    Y A R G I T A Y K A R A R I
    Davacı; davalı eşi aleyhine açmış olduğu boşanma davasının derdest olduğunu, boşanma sürecinde ailesinin yanına taşınmak zorunda kaldığını, müşterek evden ayrılırken özel eşyaları da dahil hiçbir şey alamadığını, boşanma davasında verilen ara karar gereğince, müşterek eve girerek kendisine ve çocuğuna ait birtakım özel eşyalarını alabildiğini, davacıya nişan, düğün ve doğumda takılan ziynet eşyalarının verilmediğini, ziynetlerin düğünden hemen sonra davalı tarafından davacıdan alındığını ve akıbeti hakkında bilgi verilmediğini ileri sürerek nişanda, düğünde ve doğumda takılan ziynet eşyalarının aynen olmadığı takdirde bedelinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
    Davalı; açılan boşanma davasının halen derdest olduğunu, davacının boşanma niyeti ile daha önce de iki kez annesinin evine gittiğini, davacının müşterek evi terk ettiğini, özel eşyalarını uhdesinde bulunan anahtar ile sonradan gelerek evden aldığını, sekiz yıllık evlilik süresince ziynet ve altınların davacının zilyetliğinde kaldığını, evlilik birliği sürecinde davacının bilezik bozdurarak ... ekran televizyon aldığını, evlenmeden önce eşyaların bir kısmını düğünde takılan takıları bozdurararak ödeyecekleri konusunda anlaştıklarını savunarak davanın reddini dilemiştir.Mahkemece; davacı tanıklarının beyanlarının duyumdan ibaret olduğu, dinlenen davalı tanıklarının ise; davacıya takılan ziynetlerin düğünden sonra davacının zilyetliğinde
    kaldığını ve evi terk ederkende yanında götürdüğünü, müşterek evin anahtarının her iki tarafta da olduğunu, davacının da müşterek evi terkten sonra zaman zaman eve gelip gittiğini beyan ettikleri, kesinleşmiş boşanma kararında davacının müşterek evden kovularak uzaklaştırıldığına ilişkin bir kabulün olmadığı, gerek tanık beyanlarından gerekse boşanmaya ilişkin karar içeriğinden her iki tarafında fiili ayrılıktan sonra üzerlerinde bulunan anahtar ile müşterek eve girip çıktıkları, dinlenen davacı tanık beyanlarının davacı tarafın iddiasını doğrulamadığı, bilgilerinin soyut duyumlardan ibaret olduğu, davacı tarafın kendisine hatırlatılan yemin teklif etme hakkını da kullanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    1-) Dava, ziynet eşyalarının aynen iadesi, bunun mümkün olmaması halinde bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
    Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür.Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin iddia ettiği olayları kanıtlaması gerekir.Ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardan olduğu için evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir. Hayat deneyimlerine göre olağan olan bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz.
    Bu bağlamda davacı kadın, dava konusu ziynet eşyasının varlığını ve evlilik birliği içinde elinden zorla alınıp, bozdurulduğunu ispat yükü altındadır.Diğer taraftan, düğün sırasında takılan ziynet eşyaları kim tarafından takılırsa takılsın, aksine bir anlaşma bulunmadıkça kadına bağışlanmış sayılır ve artık onun kişisel malı niteliğini kazanır. Bu eşyaların iade edilmemek üzere kocaya verildiği, kadının isteği ve onayı ile bozdurulup müşterek ihtiyaçlar için harcandığı hususu davalı tarafça kanıtlandığı takdirde, koca bu eşyaları iadeden kurtulur.Somut olayda, davacının iddiası dava konusu ziynet eşyalarının davalı uhdesinde kaldığı yönündedir. Davalı vekili 12.05.2015 tarihli dilekçesinde; düğünde, nişanda ve doğumda takılan takıların, takıldığı günden itibaren davacı zilyetliğinde ve tasarrufunda bulunduğunu, çoğu takıların evlilik süresi içerisinde davacı tarafından nakde çevrilerek evlilik birliği borçlarına, evlilik birliği ve çocuk için yapılan giderlere ve özel olarak davacı tarafın yaptığı giderlere harcanıldığını, kullanılmayan bazı takılar kalmış ise bunların da davacı elinde olduğunu belirtmiştir. Tanık olarak dinlenen davalının ağabeyi; tarafların yaklaşık 8 yıl kadar evli kaldıklarını, evlendiklerinde düğünü borçla yaptıkları için takılan takıların bozdurularak borçların kapatıldığını tahmin ettiğini, düğün akşamı verilen yemekte yakın akrabaların yemek parasının da hatırladığı kadarı ile düğünde takılan paralarla ödendiğini beyanlarında dile getirmiştir. Davalının annesi ise beyanlarında; düğün gecesi yemeğe gidecekleri için küçük altınları bir geceliğine kendisine emanet ettiklerini, diğerlerinin davacıda kaldığını, ertesi gün küçük altınları davacıya iade ettiğini, düğün akşamı yakın çevre ile yemek yenildiğini, yaklaşık 15 kişinin parasını davalı oğlunun düğünde takılan paralarla ödedidiğini, sonrasında davacıya takılan altınların akıbeti konusunda bilgisinin bulunmadığını, tarafların evlenmeden önce almış oldukları eşyaların birçoğunun borçlarını düğünden sonra kendisinin ödediğini, çocukları olduktan sonra 3 yıl kadar tarafların kendi evinde kaldıklarını, tarafların evlerine bir ...televizyon ve bilgisayar satın aldılar, bunun parasını da çocuğa takılan altınlardan bozdurarak ödediklerini mahkemece alınan ifadesinde beyan etmiştir. Diğer davalı tanığı ise beyanlarında; takılan takıların akıbeti konusunda görgüye dayanan bir bilgisi olmadığını, sadece davalının annesi olan teyzesinden düğün borçlarını ödediklerini duyduğunu ifade etmiştir. Mahkemece, davalı tanık beyanları, davacıya takılan ziynetlerin düğünden sonra davacının zilyetliğinde kaldığını ve evi terk ederkende götürdüğü yönünde değerlendirilmiş ise de tanıkların bu şekilde bir beyanları bulunmamaktadır. Hal böyle olunca mahkemece, davalı tanık beyanları yeniden değerlendirilmek ve davalı vekilinin 12.05.2015 tarihi dilekçesindeki beyanları da göz önüne alınarak yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda sonucu dairesinde bir hüküm tesisi gerekirken tanık beyanları yanlış değerlendirilerek, davalı vekilinin beyan dilekçesi gözetilmeden eksik inceleme ve araştırma sonucu, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
    2-) Bozma nedenine göre, davacı tarafın diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
    SONUÇ: Yukarıda birinci bendde açıklanan nedenlerle hükmün HUMK"nun 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, ikinci bendde açıklanan nedenle davacı tarafın diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 1.630 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 6100 sayılı HMK"nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK"nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.05.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.









    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi