
Esas No: 2018/3385
Karar No: 2019/9146
Karar Tarihi: 27.11.2019
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2018/3385 Esas 2019/9146 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Bölge Adliye
Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
Dava, tevkifatın aidiyeti ve Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti, yaşlılık aylığının tahsisi ve aylıkların yasal faizleriyle ödenmesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-3 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yerine kurulan hükümle davanın kabulüne karar verilmiştir.
... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili; müvekkilinin 10/12/2001 tarihli kesintinin davalı Kuruma intikal ettiği tarihi takip eden aybaşından 30/03/2011 tarihine kadarki sürelerde tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğuna, bu sürelere ait sigorta primlerinin ödendiğine ve aylık bağlama talebi olan 01/07/2015 tarihini izleyen aybaşından itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına, bağlanacak aylıkların her birine tahakkuk tarihlerinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı Kurum vekili; Kurum kayıtlarının resmi ve yazılı belge niteliğinde olduğunu, aksini kanıtın aynı nitelikte yazılı delillerle olması gerektiğini, Kurum kayıtlarına göre davacı tarafın emeklilik için gerekli şartları taşımadığından aylık bağlanması talebinin de reddine karar verilmesini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI:
Mahkemece, “davanın kabulüne, davacının, 10.12.2001 tarihli kesintinin davalı Kuruma intikal ettiği tarihi izleyen aybaşı olan 01.01.2002 tarihinden 30.03.2011 tarihine kadarki sürelerde tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğu ve bu sürelere ait sigorta primlerinin ödendiğinin tespitine, davacıya aylık bağlama tarihi olan 01.07.2015 tarihini izleyen aybaşı olan 01.08.2015 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması ve bağlanacak aylıkların her birine tahakkuk tarihlerinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiğinin tespitine, "karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı Kurum vekili; Yerel Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, Kurum kayıtlarının resmi ve yazılı belge niteliğinde olduğunu, aksini kanıtın yine aynı nitelikte yazılı delillerle olması gerektiğini, Kurum kayıtlarının aksini belgeleyen yazılı kanıtların davacı tarafça dosyaya sunulmadığını beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddi gerektiğini belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.
B-BAM KARARI:
... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince; "...dosya kapsamında toplanan belge ve bilgilerden davacı ... oğlu, 01.07.1960 doğumlu ..."ın adı geçen firmaya süt verdiği, 1985 doğumlu ... oğlu ... isminde kimsenin bulunmadığı, Bağ-Kur çiftçi tevkifatlarının davacıya ait olduğunun anlaşıldığı; 08.12.2017 tarihli ... Sosyal Güvenlik Merkezinin yazısında," 1985 doğumlu ... adına yapılmış olup tevkifat tutarlarının davacıya mal edildiğinin kabulü halinde sigortalılık süresi 01.01.2002 - 13.04.2011, 19.09.2012 - 30.11.2012 olacak olup bu dönem için prim borcu çıkmayacaktır. Bu dönemde ise 4/b hizmeti: 3415 gündür. Ancak sigortalının emeklilik talebi işleme alınmadığından 28.01.2015 tarihinde işten çıktıktan sonra 29.01.2015 tarihinde 4/b kaydı yeniden açılmış ve devam etmektedir. Davacı 01.01.2002 - 30.03.2011 tarihleri arası dönemde tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılması halinde bugüne kadar yapmış olduğu ödemeler borcuna yetecek ve başkaca borcu çıkmayacaktır." bilgisine yer verildiği görülmüştür.
10.12.2001 tarihli kesintinin davalı Kuruma intikal ettiği tarihi izleyen aybaşı olan 01.01.2002 tarihinden 30.03.2011 tarihine kadar ki sürelerde Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğu ve bu sürelere ait primleri ödediğinden, bu durumda 01.07.1960 doğumlu davacının 1982 gün 4/a ve 3415 gün 4/b olmak üzere toplam: 5397 gün sigortalılık süresi bulunduğu, 5000 gün prim ödemesi ile 25 yıllık sigortalılık şartlarını haiz bulunduğu ve 506 sayılı Kanunun Geçici 81/A maddesi gereğince davacı lehine yaşlılık aylığı tahsis koşullarının oluştuğu, Kurum"a tanınan 5510 sayılı Yasa"nın 42. maddesinde yazılı üç aylık işlem süresinin varlığı karşısında; Kurum"un, yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan itibaren faiz alacağı ile sorumlu tutulması gerektiği anlaşılmakla davanın kabulüne dair verilen mahkeme kararının yerinde olduğu belirgindir.
Ancak davalı Kurumdan konu ile ilgili gerekli belgeler getirtilerek, eksikliğin Dairemizce toplanan kanıtlarla duruşma yapılmaksızın giderilmiş olması karşısında, HMK 353/1-b.3 maddesi gereğince yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini” belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak kurulan hükümle davanın kabulüne, davacının, 10.12.2001 tarihli kesintinin davalı Kuruma intikal ettiği tarihi izleyen aybaşı olan 01.01.2002 tarihinden 30.03.2011 tarihine kadarki sürelerde tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine, davacıya aylık bağlama talep tarihi olan 01.07.2015 tarihini izleyen aybaşı olan 01.08.2015 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına ve 01.11.2015 tarihi başlangıç kabul edilerek her bir aylık için aylığa hak kazandığı tarih itibariyle işleyecek faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı Kurum vekili, istinaf taleplerini tekrarla istinaf kararını temyiz ettiğini beyan etmiştir.
IV-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 7. maddesi delaletiyle mülga 2926 sayılı Kanunun 2,3,6,9 ve 10. maddeleri ve 5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendidir.
2926 sayılı Kanunun 2. maddesinde, Kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3. maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılacakları belirtilmiştir.
Anılan Kanunun 3.maddesinin (b) bendinde "Tarımsal faaliyette bulunanlar: kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanlar veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanlar" olarak tanımlanmış, 5. maddesinde, sigortalı olmanın zorunlu olduğu, sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, 6. maddesinde ise, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce, sigortalılıklarının sona ereceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca aynı Kanunun 9.maddesi Kuruma re"sen tescil yükümlülüğü yüklemiştir.
Anılan Kanunun 10. maddesine göre ise, kayıt ve tescil işlemlerinde valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye, muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile, diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin T. Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı bildirilmiştir.
5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin 1. fıkrasının (b) maddesinde, köy ve mahalle muhtarları ile hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan tarımsal faaliyette bulunanların sigortalı olacakları, anılan Kanunun 3. maddesinde ise tarımsal faaliyetin, “Kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde veya kamuya mahsus mahallerde; ekim, dikim, bakım, üretme, yetiştirme ve ıslah yoluyla yahut doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünleri elde edilmesini ve/veya bu ürünlerin yetiştiricileri tarafından; muhafazasını, taşınmasını veya pazarlanmasını,” ifade edeceği, 7. maddenin (b) bendinde sigorta hak ve yükümlülüklerinin “tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar için tarımsal faaliyetlerinin kanunla kurulu ilgili meslek kuruluşlarınca veya kendilerince, bir yıl içinde bildirilmesi halinde kaydedildiği tarihten, bu süre içinde bildirilmemesi halinde ise bildirimin Kuruma yapıldığı tarihten” itibaren başlayacağı, 9. maddenin 1. fıkrasının 5. bendi gereği sigortalılığın “Tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar için, tarımsal faaliyetinin sona erdiği veya 6 ncı maddenin birinci fıkrasının (ı) bendi uyarınca muafiyet kapsamına girdiği yahut 65 yaşını doldurması nedeniyle talepte bulunduğu tarihten,” itibaren sona ereceği, 6. maddenin (ı) bendinde ise, Kamu idarelerinde ve Kanunun ek 5 inci maddesi kapsamında sayılanlar hariç olmak üzere, tarım işlerinde veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz işlerde çalışanlar ile tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; tarımsal faaliyette bulunan ve yıllık tarımsal faaliyet gelirlerinden, bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının, bu Kanunda tanımlanan prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olduğunu belgeleyenlerin ve 65 yaşını dolduranlardan talepte bulunanların 5510 sayılı Kanunun kısa ve uzun vadeli sigorta hükümleri çerçevesinde sigortalı sayılmayacakları belirtilmiştir.
Kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunan ve bildirimsiz kalan sigortalılar için 5510 sayılı Kanunun 86. maddesinde öngörülen "hizmet tespiti" davasına eşdeğer bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Anılan düzenlemede, kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının hükme bağlanmış olması karşısında, kayıt ve tescil, yada tescil yerine geçen iradi prim ödemesi veya prim tevkifatı öncesine isabet eden tarımsal faaliyet ve buna dayalı "sigortalılığının tespiti" söz konusu olamayacaktır
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.05.2011 gün, 2011/10-230 Esas 2011/319 Karar sayılı, 29.02.2012 gün ve 2011/10-769 Esas 2012/107 karar sayılı ve 27.06.2012 gün 2012/10-292 Esas ve 2012/415 Karar kararlarında da açıkça belirtildiği üzere, davacının tarımsal faaliyetinin kesintisiz sürüp sürmediğinin tespiti için, Mahkemece;
1-Çekişmeli dönemde davacının nerede oturduğu; Nüfus Müdürlüğü, İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı ve Muhtarlık kayıtları esas alınarak belirlenmeli,
2-Dönem içinde Ziraat Bankası, Kooperatif veya Birlikler aracılığıyla "Tarımsal Amaçlı Kredi" kullanıp kullanmadığı araştırılmalı,
3-Dönem içinde ürün teslimatından dolayı prim kesintisi yapılıp yapılmadığı veya sigortalılık iradesini ortaya koyacak şekilde prim ödemesinin bulunup bulunmadığı araştırılmalı,
4-25.04.2006 gün 26149 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5488 sayılı Tarım Kanunun 19. maddesi uyarınca Çiftçi Kayıt Sistemine dahil edilerek doğrudan gelir desteği alıp almadığı ve bu bağlamda davacının hangi ürünleri ekerek bunları nerelere sattığı, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun "Zirai kazanç, zirai faaliyet, zirai işletme, çiftçi ve mahsulün tarifi" başlıklı 52, "Zirai kazançta vergileme" başlıklı 53, ve "Vergi Tevkifatı" başlıklı 94 vd. maddeleri ile 213 Vergi Usul Kanununun "Vergi kesenlerin sorumluluğu" başlıklı 11. maddesi kapsamında zirai kazançlarından dolayı vergi ödeyip ödemedikleri araştırılmalıdır. Konu ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.12.2010 gün ve 2010/10-580-647 sayılı kararında da açıkça belirtildiği üzere "Tevkifat yapma ve kurum hesaplarına aktarma yükümü, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun 94/11.maddesinde öngörülen çiftçilerden satın alınan zirai mahsuller için yapılan ödemelerden gelir vergisine mahsuben tevkifat yapma yükümüne paralel olarak getirilmiştir. Bakanlar Kurulu Kararı kapsamındaki gerçek ve tüzel kişiler, tarımsal faaliyette bulunan bu kişilerden satın aldıkları ürün bedellerinden tevkifat yapmakla yükümlüdürler." Tevkifat suretiyle vergilendirilen çiftçiler yaptıkları satış ve hizmetleri dolayısıyla müstahsil makbuzu almak ve saklamak zorundadırlar.
5-Tarımsal faaliyeti kapsamında ilaç, gübre ve sulama parası ödeyip ödemediği, varsa bunların fatura ve belgelerinin nelerden ibaret olduğu, Ziraat Odası, Kooperatif veya Birliklere üyeliği varsa bu kuruluşlara düzenli bir şekilde aidat ödeyip ödemediği araştırılmalı, tarımsal faaliyete elverişli tapulu taşınmazının bulunup bulunmadığı, tarımsal faaliyetin taşınmaz kiralanması yoluyla gerçekleştirildiğinin savunulması halinde; taşınmazların, kimden hangi yıllar için kiralandığı, kiracının; kiralama yoluyla faaliyetini yürütmeye elverişli alet ve edavatının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, traktörünün bulunduğunun ileri sürülmesi halinde, traktörün hangi tarihte satın alınıp ilgilisi adına trafiğe tescil edildiğini gösteren fatura ve trafik tescil belgesinin celp edilmeli,
6-Hayvan yetiştiriciliği bulunduğunun ileri sürüldüğü hallerde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.06.2011 gün ve 2011/10-306-365 sayılı kararında da belirtildiği üzere 16.05.1986 tarihinde yürürlüğe giren 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanununun 22.maddesi kapsamında hayvanlarına ilişkin menşe şehadetnamesinin bulunup bulunmadığı tespit edilerek, büyük ve küçükbaş hayvanlarına ilişkin istatistik bilgileri ve bu hayvanlara ilişkin yapılması zorunlu bulunan periyodik aşılara ilişkin bilgiler İlçe Tarım Müdürlüklerinden sorulmalı, köy muhtarı ve ihtiyar heyeti üyeleri gibi tarımsal faaliyetin varlığını yakından bilebilecek durumdaki tanıklar dinlenilerek sigortalılık olgusunun varlığı hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
Ayrıca 2926 sayılı Kanunun 6. maddesinde belirtilen şekilde sigortalılığın sona erip ermediği araştırılmalı ve bu bağlamda çekişmeli dönemde 506 sayılı Kanun kapsamında SSK sigortalılığı ya da 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı varsa ve bu sigortalılık süresi makul süreyi aşmışsa, HGK.nun 14.02.2007 gün, 2007/21-73-71 sayılı ve 14.03.2012 gün, 2011/10-804-152 sayılı kararları göz önünde bulundurularak sigortalılığın sona erdiği olgusu da dikkate alınmalıdır.
Dosya kapsamı incelendiğinde, 10.12.2001 ile 2002,2007/2,3,11,12. aylarına ve 2008/2,3,4. aylarına ait müstahsil makbuzlarındaki tevkifatların davacıya ait olduğu yönündeki kabul yerinde ise de,tevkifat,ürün teslimi olmadığı görülen 2003, 2004, 2005, 2009, 2010, 2011 yıllarına yönelik yapılan araştırma, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Davalı Kurumun, tevkifat tutarlarının kabulü halinde 01.01.2002-13.04.2011 arasındaki dönemin sigortalılık süresi olarak kabul edilebileceği yönündeki yazılı beyanı da mahkemeyi bağlamaz. Mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde, tevkifat bulunmayan dönemlere ilişkin, davacının 2926 sayılı Yasaya tabi sigortalılık iradesini ortaya koyacak herhangi bir başvurusu, prim ödemesi, ürün satışı veya bu satışlardan yapılan prim tevkifatı bulunup bulunmadığı hususları ayrıntılı olarak araştırılarak sigortalılık süresi belirlenmeli, sonrasında tahsis koşulları irdelenmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi"nin istinaf başvurusunun esastan kabulüne ilişkin kararının kaldırılarak Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.11.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu alandan sadece bu kararla ilintili POST üretebilirsiniz. Bu karardan bağımsız tamamen kendinize özel POST üretmek için TIKLAYINIZ
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.