Abaküs Yazılım
10. Hukuk Dairesi
Esas No: 2017/4875
Karar No: 2019/9144
Karar Tarihi: 27.11.2019

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2017/4875 Esas 2019/9144 Karar Sayılı İlamı

10. Hukuk Dairesi         2017/4875 E.  ,  2019/9144 K.

    "İçtihat Metni"

    Bölge Adliye
    Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi

    Dava, ödeme emri iptali istemine ilişkindir.
    İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı avukatınca istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
    ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince verilen kararın temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
    I-İSTEM:
    Davacı vekili; SGK tarafından kendisine 26/01/2016 tarihli ödeme emri gönderildiğini, ödeme emrinde toplam 192.123,66 TL borç gösterildiğini, borç döneminin de 2012 yılından 2015 mart öncesine kadar olduğunu, ancak kendisinin 2015 mart ayında iş yerini açtığını ve sigortalı çalıştırmaya başladığını, bu borcun sadece 9.191,15 TL sinin kendisinin olduğunu, iş yeri devri olmadığını, bu itibarla SGK ... Sosyal Güvenlik Merkezince 2016/10335-10336 ve 10337 sayılı dosyalarda adına gönderilen borçların toplamı olan 182.932,51 TL ye itiraz ettiğini belirterek 182.932,51 TL borca ilişkin ödeme emirlerinin iptalini talep etmiştir.
    II-CEVAP:
    Davalı vekili; kurumca yapılan işlemde hukuka aykırı bir yön bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
    III-MAHKEME KARARI:
    A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
    Mahkemece “... iş yerinin davacı ... adına tescil edildiği 14/03/2015 tarihinden sonra da aynı 10 çalışanın bu iş yerinde çalışmaya devam ettiği hususunun hem müfettiş raporunda hem de kurum tarafından gönderilen aylık hizmet belgelerinden tespit edildiği, müfettiş raporunun devir gerekçesinin de aynı faaliyet alanı içerisinde aynı işçilerle işin yürütülmekte olduğu hususuna dayandığı, 5510 sayılı Yasanın 12. maddesi ile SSİY nin 33. maddesi hükümleri gözetildiğinde ..."ın ve sonrasında ..."ın da aynı işçiler ile aynı işi yapmaya devam ettiği, faaliyet gösterdiği alanın da fırın ve unlu mamüller işi olduğu, aynı faaliyet alanı olduğu, bu haliyle iş yerinin nevinin değişmediği, yapılan işin aynı işçiler ile yapılmaya devam ettiğinin belirlendiği, bu haliyle kurum tarafından yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırı durum bulunmadığı, iş yeri devri hükümleri uygulandığı, bu nedenle davacının davasında haksız olduğu sonucuna varılıp ...” davanın reddine karar verilmiştir.
    B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
    Davacı vekilinin istinaf başvurusu “... istinafa başvuran taraf gerekçeli kararın tebliğinden sonra HMK.nun yukarıda söz edilen maddelerinde açıklanan nitelikleri içerir gerekçeli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesini sunmamış olup, verilen istinaf dilekçesi nedeni ile Dairemizce resen yapılan incelemede ise kamu düzenine ve emredici hukuk kurullarına herhangi bir aykırılık saptanmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine” karar verilmiştir.
    IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
    Davacı vekili, kararın usul,yasa hükümleri ile içtihatlara aykırı olduğunu belirterek bozulmasını talep etmiştir.
    V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
    506 sayılı Kanun"un 5. maddesi, işyerinin tanımını sigortalının işini yaptığı yer olarak ifade eder. 4857 sayılı Yasa"nın 2. maddesine göre de; işyeri, işveren tarafından mal veya hizmet üretmek amacıyla maddi olan ve olmayan unsurlar ile işçinin birlikte örgütlendiği birim olarak tarif edilir. Keza işyeri, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlar ile oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütündür. İşyeri veya işyerinin bir bölümü hukuki bir işleme dayalı olarak başka birine devredildiğinde, devir tarihinde işyerinde veya bir bölümünde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçeceği gibi; sigortalıların çalıştırıldığı işyeri devredilir veya intikal ederse, eski işverenin Kuruma olan sigorta primi ile gecikme zammı ve faiz borçlarından, aynı zamanda yeni işveren de müteselsilen sorumludur.
    506 sayılı Yasa"nın 82. maddesinde de sigortalıların çalıştırıldığı işyerinin devir veya intikali halinde, eski işverenin Kuruma olan sigorta primi ile gecikme zammı ve faiz borçlarından, aynı zamanda yeni işverenin de müteselsilen sorumluluğunu öngörülmüştür.
    Diğer taraftan, Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu"nun (BK) “Malvarlığının veya İşletmenin Devralınması” başlıklı 179. maddesi;
    “Bir mameleki veya bir işletmeyi aktif ve pasifleriyle birlikte devralan kimse, bunu alacaklılara ihbar veya gazetelerde ilan ettiği tarihten itibaren onlara karşı mamelekin veya işletmenin borçlarından mesul olur; şu kadar ki, iki yıl müddetle evvelki borçlu dahi yenisiyle birlikte müteselsilen mesul kalır; bu müddet muaccel borçlar için ihbar veya ilan tarihinden ve daha sonra muaccel olacak borçlar için de muacceliyet tarihinden itibaren işlemeye başlar.
    Borçların bu suretle naklinin hükümleri, tek bir borcun nakli akdinden doğan hükümlerin aynıdır.” düzenlemesini içermektedir.
    Bu maddenin içinde; “müteselsil bir borç” ilişkisi vardır. Devir alan şirket, devir eden şirketin borçlarından ötürü sorumlu olduğu gibi, iki yıl müddetle evvelki borçlu (devreden) dahi, yenisi (devralan) ile birlikte müteselsilen sorumlu olur. Borçlar Kanunu"nun müteselsil borçlara ilişkin 141. maddesine göre, teselsülün Kanun hükmünden doğduğu hallerde, kamu düzeni söz konusu olacağından tarafların iradeleriyle teselsülün ortadan kaldırılması hükümsüzdür (H.Öser/W. Scöhenenberger Borçlar Hukuku, Ankara, 1950, s. 905-906). Bu nedenle söz konusu müteselsil borç Kanun hükmünden (BK m. 179’dan) doğduğundan, teselsülden kaynaklanan sorumluluğun dışlanması geçersizdir ve hukuki sonuç doğurmaz.
    5510 sayılı Yasa"nın 89’uncu maddesinde ise; “Sigortalıların çalıştırıldığı işyeri aktif ve pasif değerleri ile birlikte başka bir işyeri ile birleşir, devredilir veya intikal ederse, eski işverenin Kurum"a olan sigorta primi ile gecikme cezası ve gecikme zammı ve faiz dâhil tüm borçlarından, aynı zamanda yeni işveren de müştereken ve müteselsilen sorumludur. Bu hükme aykırı sözleşme hükümleri Kuruma karşı geçersizdir.” hükmü düzenlenmiştir.
    5510 sayılı Kanun, işyerinin devrinin niteliğini tüm unsurlarıyla ayrıntılı olarak tanımlamamış; ancak sosyal güvenlik alacakları yönünden devrin sonuçlarını ele almıştır. Sosyal Güvenlik Hukuku anlamında bir işyerinin devrinden bahsedebilmek için; o işyerinin sigortalıları ile yeni bir işverenin emrine geçmiş bulunması şartı aranır. Zira Sosyal Güvenlik Hukuku yönünden bir işyerinden söz edilebilmesi için, o işyerinde bir çalışanın bulunması gereklidir. Çalışan sigortalıları ile birlikte ve faal bir şekilde olmaksızın bir işyerinin tesisat, makine, bina gibi unsurlarının devredilmesi, ya da daha sarih bir ifadeyle, satılması, işyeri devri olarak değerlendirilemez .
    İşyerinin devrinde ve intikalinde, gerçekte işyeri değil; yalnızca o işyerinin işvereni değişmektedir. İşyerinin kapatılmasından ya da tasfiyesinden sonra, yeni bir işveren tarafından aynı fiziki mekânda ve aynı işi yapacak şekilde yepyeni bir işyeri açılması halinde ise, Sosyal Güvenlik Hukuku yönünden bir devirden söz edilemeyecektir. Bir işverenin, işyerindeki işi durdurup tüm çalışanların iş akitlerini feshetmesi sonrasında, işyerinin aktif ve pasif varlıklarını başka birine satışı, Sosyal Güvenlik Hukuku yönünden işyeri devri kavramını içermez.
    İşyerinin devri, işler haldeki bir işyerinin çalışanları ve çeşitli unsurları ile bir başka işverene geçmesini ifade eder.
    Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden;dava konusu edilen 1017169.77 sicil sayılı iş yerininin iş yerinin davacı adına 14/03/2015 tarihinden itibaren “fırın” işyeri olarak tescil edilmiş, davalı Kurum tarafından ise davacıya 2016/10335-10336 ve 10337 sayılı takip dosyaları üzerinden 2012/7. ayından 2015/2. ayına kadar toplam 192.123,66 TL prim, 2013/11-2015/3. ay arası ile 2015/10-11. ayları için toplam 16.504,46 TL işsizlik sigorta primi ve 2012/7.ay-2015/2.ay arası ile 2015/10-11. aylarına ait toplam 45,51 TL damga vergisinin tahsili için ödeme emri gönderilmiş olup davacı, işyerini 14/03/2015 tarihinden itibaren faaliyete geçtiğini ancak kendisine gönderilen ödeme emirlerinde bu tarihten önceki döneme ait borçların olduğu ancak bunların kendisine yüklenemeyeceği yönünde itirazda bulunduğu görülmektedir. Öte yandan davalı Kurum tarafından işyeri ile ilgili düzenlenen 06.05.2015 tarihli denetim raporunda, davacıdan önce aynı adreste yine fırın işyeri olarak 30/06/2012-10/03/2015 tarihleri arasında ... isimli kişi tarafından faaliyette bulunulduğu, bu kişi tarafından çalıştırılan 10 çalışanın, 14/03/2015 tarihinden itibaren ise aynı adreste faaliyete başlayan davacı tarafından çalıştırılmaya devam ettiği, ...’dan önce de aynı adreste yine fırın konulu işyerinin sahibi Ali Buzuoğlu tarafından da ... ve davacı nezdinde çalışan aynı 10 kişinin 01/07/2012 tarihli işe giriş bildirgeleriyle bu işyerinde de çalıştıkları tespit edilmiştir.
    Mahkemece, dava konusu borca ilişkin işyerinin devrinin söz konusu olduğundan bahisle davanın reddine dair kararı eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
    Buna göre, öncelikle davacıya ait işyerinin ve aynı adreste aynı mahiyette faaliyet gösteren işyerlerine ait Kurumda mevcut işyeri dosyaları ve Kurum’da yer alan işveren bilgileri getirtilmeli, işverenlerin vergi kayıtları celbedilmeli, ilgili Emniyet Müdürlüğünden ve Belediye Başkanlığı’ndan işverenlere ait işyeri açma ve çalıştırma belgeleri istenilmeli,yapılacak araştırma ile bu işyerleri arasında işyerinin devri veya intikalinin mi yoksa yeni bir işyeri mi olduğu tespit edilerek elde edilecek sonuca göre bir karar verilmelidir.
    Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
    O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, dosyanın kararı veren İlk derece Mahkemesine gönderilmesine, 27.11.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.








    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi