11. Ceza Dairesi 2018/4871 E. , 2018/7151 K.
"İçtihat Metni"
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 11.07.2018 tarih ve 2018/9527 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 13.07.2018 tarih ve KYB-2018/61062 sayılı ihbarname ile;
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na muhalefet suçundan sanık ...’in anılan Kanunun 359/b maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 43 ve 62. maddeleri uyarınca 8 kez 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Samsun 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/05/2017 tarihli ve 2016/882 esas, 2017/732 sayılı kararının Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 10/10/2017 tarihli ve 2017/1229 esas, 2017/1605 sayılı kararı ile esastan red kararı verilmek suretiyle kesinleşmesini müteakip, sanık müdafi tarafından yapılan temyiz isteminin, kararın kesin olduğundan ve süresinde yapılmadığından bahisle reddine ilişkin Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 17/11/2017 tarihli ve 2017/1229 esas, 2017/1605 sayılı ek kararının temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 26/02/2018 tarihli ve 2018/723 esas, 2018/1716 karar sayılı ilâmı ile anılan ek kararın kaldırılmasına dair talebin reddine karar verilmesini takiben, sanık tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine yönelik Samsun 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/04/2018 tarihli ve 2016/882 esas, 2017/732 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 30/04/2018 tarihli ve 2018/1057 değişik iş sayılı kararını müteakip sanık müdafii tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebi hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına dair anılan Mahkemenin 08/05/2018 tarihli ve 2016/882 esas, 2017/732 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 22/05/2018 tarihli ve 2018/1237 değişik iş sayılı kararının,
1- Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 10/05/2018 tarihli ve 2018/927 esas, 2018/4449 karar sayılı ilâmında “...a) Faturaları kullanan şirket yetkilileri veya kişilerin, CMK"nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatılarak tanık sıfatıyla dinlenmesi; kendilerinden, sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıklarının, sanığı tanıyıp tanımadıklarının ve faturaların alınması konusunda sanığın bir iştirakinin bulunup bulunmadığının sorulması, b) Gerektiğinde, faturaların gerçek alım-satım karşılığı olup olmadığının belirlenmesi için; aa)Faturayı düzenleyen şirkete ait mal ve para akışını gösteren sevk ve taşıma irsaliyelerinin, teslim ve tesellüm belgelerinin, bedelinin ödendiğine ilişkin ticari teamüle uygun ve kanıtlama yeterliliği olan banka hesaplarının ve kasa mevcuduyla uyumlu geçerli belgelerin olup olmadığının araştırılması, bb)Daha sonra, faturaları düzenleyen şirket ile kullanan şirket ve kişilerin ticari defterleri ve belgeleri üzerinde karşılıklı bilirkişi incelemesi yaptırılması, Sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hükümler kurulması...” şeklindeki açıklamalar karşısında, sanığın düzenlemiş olduğu söz konusu faturaların muhatabı Süleyman Malay’ın ifadesine başvurulmaması, Süleyman Malay hakkında Vergi Usul Kanunu’na muhalefet suçundan soruşturma yapılıp yapılmadığının tespit edilmemesi, faturaları düzenleyen şirket ile kullanan şirket veya kişilerin ticari defterleri ve belgeleri üzerinde karşılıklı bilirkişi incelemesi yaptırılarak sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gerekirken bu hususta bir araştırma yapılmamasında,
2- Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 10/01/2018 tarihli ve 2016/4689 esas, 2018/123 karar sayılı ilâmında “...Sanığın kamu zararını 6111 sayılı Yasa kapsamında yapılandırıp taksitlerini ödediğini savunması ve kovuşturma aşamasında alınan bilirkişi raporunda, sanığın 6111 sayılı Yasanın 3. maddesi uyarınca yapılandırma yoluna gitmiş olması nedeni ile vergi kaybının ortadan kalkmış olduğu yönünde görüş bildirilmesi karşısında, ilgili vergi dairesinden sanığın savunması doğrultusunda kamu zararının olup olmadığı araştırılarak, hukuksal durumunun değerlendirilmesi yerine...”şeklindeki açıklamalar karşısında, sanık vekilinin yapılandırma yoluna gidildiğini belirtmesine rağmen bu konuda herhangi bir araştırma yapılmamasında,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11/03/2014 tarihli ve 2012/3-909 esas, 2014/121 sayılı kararında, “Delil ve olayların, yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilebilmesi için "yeni" olması gerekmektedir. Hükmü veren mahkemeye bildirilmemesi sebebiyle, hükümde dikkate alınmamış olan her olay ve delil hükümlü tarafından bilinip bilinmemesi önemli olmaksızın "yeni" olarak nitelendirilmektedir. Olay ya da delilin yeniliği, olayın kesin hükümden sonra meydana gelmiş olmasıyla değil, kesinleşmiş olan hükmün verilmesi sırasında değerlendirilip değerlendirilmediği ile bağlantılıdır. Kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan ya da mahkeme tarafından değerlendirilmeyen deliller ve olaylar da "yeni" sayılmalıdır. Bu doğrultuda hükmü veren mahkemeye bildirilmediğinden yargılama yapılırken değerlendirilemeyen her türlü olgu ve delil de "yeni" sayılmaktadır.” şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, yargılamanın yenilenmesi talebi olarak ileri sürülen delillerin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 318 ilâ 320. maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesini gerektirecek mahiyette olup olmadığının tespiti bakımından, kabule değer görülerek, toplanacak diğer delillerle birlikte değerlendirildikten sonra, yargılamanın yenilenmesinin kabul veya reddine karar verilmesinin uygun olacağı gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden” bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, bozulması istenilmiş olmakla,
Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
İncelenen dosya içeriğine göre; 5271 sayılı CMK’nin Altıncı Kitap Birinci Kısım Genel Hükümler bölümünde düzenlenen kanun yollarına başvurma başlıklı 260/1. maddesinin, “Hakim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli ve bu kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır” hükmüne haiz olduğu, aynı Kanun’un Üçüncü Kısım Üçüncü Bölümünde ise, “yargılamanın yenilenmesi” nin “Olağanüstü Kanun Yolları” arasında sayıldığı, kesinleşmiş bir hükümle sonuçlanan davanın hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülebilmesi için 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311. maddesi uyarınca;
a)Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliğinin anlaşılması,
b)Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiğinin anlaşılması,
c)Hükme katılmış olan hakimlerden birinin, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir cezayla mahkumiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş olması,
d)Ceza hükmünün, Hukuk Mahkemesi"nin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu hükmün kesinleşmiş diğer bir hükümle ortadan kaldırılmış olması,
e)Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte gözönüne alındıklarında, sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanmasıyla mahkum edilmesini gerektirecek bir nitelikte olması,
f)Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olmasının gerektiği,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.03.2014 tarihli ve 2012/3-909 Esas-2014/121 Karar sayılı ilamında yer alan, “Delil ve olayların, yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilebilmesi için "yeni" olması gerekmektedir. Hükmü veren mahkemeye bildirilmemesi sebebiyle, hükümde dikkate alınmamış olan her olay ve delil hükümlü tarafından bilinip bilinmemesi önemli olmaksızın "yeni" olarak nitelendirilmektedir. Olay ya da delilin yeniliği, olayın kesin hükümden sonra meydana gelmiş olmasıyla değil, kesinleşmiş olan hükmün verilmesi sırasında değerlendirilip değerlendirilmediği ile bağlantılıdır. Kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan ya da mahkeme tarafından değerlendirilmeyen deliller ve olaylar da "yeni" sayılmalıdır. Bu doğrultuda hükmü veren mahkemeye bildirilmediğinden yargılama yapılırken değerlendirilemeyen her türlü olgu ve delil de "yeni" sayılmaktadır.” şeklindeki açıklamalar ile somut olay birlikte değerlendirildiğinde; hükümlü ve müdafiinin yargılamanın yenilenmesi talepli dilekçelerinde dile getirdikleri nedenlerin yargılama sırasında mevcut bulunan ve mahkemece kabul edilmeyen hususlara ilişkin olduğu, bu doğrultuda yargılama aşamasında yerel mahkemece temas edilen, bilgi sahibi olunan, incelenen ve hüküm verilirken göz önüne alınan bir delile ilişkin olarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmanın mümkün olmadığı; yargılamanın yenilenmesi kurumu, kesin hükme karşı öngörülen olağanüstü yasa yolları arasında yer aldığından, bu yola başvurulabilmesi için ortaya konulan gerekçelerin, yeniden yargılamaya başlanmasını gerektirecek nitelik, önem ve ciddiyete sahip olmasının gerektiği, kanun yararına bozma istemine dayanak gösterilen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.03.2014 tarihli ve 2012/3-909 Esas-2014/121 Karar sayılı ilamının konusu itibarıyla somut olaya emsal teşkil edecek nitelikte olmadığı, olayda CMK‘nin 311. maddesinde sınırlı olarak sayılan sebeplerden herhangi birisinin gerçekleşmediği, bu sebeplerden herhangi birisinin gerçekleşmesi halinde ise de bu madde uyarınca her zaman yargılamanın yenilenmesi kanun yoluna gidilebileceği, bu aşamada dosya kapsamına ve ileri sürülen hususlara göre CMK"nin 311. maddesinde belirtilen nedenlerin mevcut olduğundan söz edilemeyeceği anlaşılmakla; Samsun 5. Asliye Ceza Mahkemesi‘nin 08.05.2018 tarih ve 2016/882 Esas-2017/732 Karar sayılı hükümlü müdafiinin yargılamanın yenilenmesi talebine ilişkin mahkemece daha önce karar verildiğinden, bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına dair ek kararına ilişkin mercii Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 22.05.2018 tarih ve 2018/1237 Değişik İş sayılı itirazın reddine yönelik kararı, usul ve yasaya uygun olduğundan, yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteminin CMK"nin 309. maddesi uyarınca REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 24.09.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.