20. Ceza Dairesi 2017/2331 E. , 2017/7317 K.
"İçtihat Metni"Yüksek Adalet Bakanlığı"nın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık ... hakkındaki, İstanbul Anadolu 42.Asliye Ceza Mahkemesi’nin 20/10/2016 tarihli, 2016/330 esas ve 2016/642 sayılı kararının kanun yararına bozulması talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 28/06/2017 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
İncelenen dosyadan;
a) İstanbul Anadolu 2.Sulh Ceza Mahkemesi’nin 15/03/2013 tarihli 2011/769 esas ve 2013/254 sayılı kararı ile sanık ...’ın 5237 sayılı TCK’nın 191/2,191/3,191/5.maddeleri gereğince 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeden 14/05/2013 tarihinde kesinleştiği,
b) Denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında, İstanbul Anadolu Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’nün 20/06/2013 tarihli çağrı yazısının sanığa tebliğ edildiği, hükümlünün başvuruda bulunması üzerine denetim planı hazırlandığı, 28/11/2013 tarihi vaka sorumlusu ile olan görüşmesine katılmaması nedeniyle 20/12/2013 tarihinde uyarıldığı, uyarıdan sonra 30/01/2014 tarihli seminer çalışmasına katılmaması nedeniyle evrakın kapatılarak savcılığa gönderildiği,
c) İstanbul Anadolu 42.Asliye Ceza Mahkemesi’nin 12/09/2014 tarihli 2014/533 esas ve 2014/69 sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı TCK’nın 191/1 ve 62.maddeleri gereğince 10 ay hapis cezasına ve 5271 sayılı CMK’nın 231/7 maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve aynı kanunun 231/8.maddesi uyarınca 5 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verildiği, verilen kararın 22/09/2014 tarihinde kesinleştiği, Gebze 6.Asliye Ceza Mahkemesi’nce, 09/08/2015 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan dolayı cezalandırılmasına ve İstanbul Anadolu 42.Asliye Ceza Mahkemesi’ne ihbarda bulunulmasına karar verildiği, kararın 07/04/2016 tarihinde kesinleştiği,
d) İhbar üzerine, İstanbul Anadolu 42.Asliye Ceza Mahkemesi’nin 20/10/2016 tarihli 2016/330 esas ve 2016/642 sayılı kararı ile denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediği gerekçesiyle 10 ay hapis cezasına ilişkin hükmün açıklanmasına karar verildiği, anlaşılmıştır.
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında;
“Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık ..."ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair İstanbul Anadolu 42. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/09/2014 tarihli ve 2014/533-69 sayılı kararını müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi üzerine, yapılan yargılama neticesinde anılan hükmün açıklanmasına ve sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair İstanbul Anadolu 42. Asliye Ceza Mahkemesinin 20/10/2016 tarihli ve 2016/330-642 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Her ne kadar sanık hakkında İstanbul Anadolu 42. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/533 esas sayılı dosyasında yargılama devam ederken 28/06/2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile yapılan değişiklikler, hüküm kurulurken dikkate alınmamış ise de, 6545 sayılı Kanun’un 65. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun"a eklenen geçici 7. madde ve 5237 sayılı Kanun’un 191/9. maddesi uyarınca sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerektiği cihetle,
Dosya kapsamına göre, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde satın almak ve bulundurmak suçundan açılan kamu davasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği cihetle, sanık hakkında verilen hükmün açıklanması koşullarının 5271 sayılı Kanun"un 231. maddesine tabi olmadığı, 5237 sayılı Kanun"un 191/4. maddesinde yeralan; "a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması..." hallerinde hükmün açıklanmasına karar verileceği gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Denilerek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 42. Asliye Ceza Mahkemesinin 20/10/2016 tarihli ve 2016/330-642 sayılı kararının kanun yararına bozulması istenmiştir.
Yapılan incelemede;
28/06/2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile Türk Ceza Kanunu 191.maddesinde yapılan değişiklikler dikkate alınarak 6545 sayılı Kanun’un 65. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun"a eklenen geçici 7. madde ve 5237 sayılı Kanun’un 191/9. maddesi uyarınca sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerekirken sanık hakkında “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan açılan kamu davasında, sanık hakkında verilen hükmün açıklanması koşullarının 5271 sayılı Kanun"un 231. maddesine tabi olmadığı, 5237 sayılı Kanun"un 191/4. maddesinde yer alan;
a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,
b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması,
c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması..." hallerinde hükmün açıklanmasına karar verileceği gözetilmeden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/11.maddesi gereğince karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görüldüğünden; İstanbul Anadolu 42.Asliye Ceza Mahkemesi’nin 20/10/2016 tarihli, 2016/330 esas ve 2016/642 sayılı kararının 5271 sayılı CMK"nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun"un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığı"na sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"na gönderilmesine,
27 /12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.