11. Hukuk Dairesi 2019/2053 E. , 2020/362 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20/09/2018 tarih ve 2017/718 E- 2018/541 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi"nce verilen 10/01/2019 tarih ve 2018/59 E- 2019/12 K. sayılı kararın Yargıtay"ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 06/05/2008 tarihli ortaklar kurulu kararı gereğince şirket ortağı... tarafından 40 yıl süre ile tek yetkili temsilci olarak temsil edildiğini, bu kararın Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 06/05/2008 tarih 7062 sayısı ile ilan edildiğini, şirketin davalı Bankanın Konya Şubesindeki hesabına 04/09/2008 tarihinde dava dışı Opet Petrolcülük A.Ş. tarafından 50.000 USD yatırıldığını, 05/09/2008 tarihinde yatırılan meblağın şirkete ait hesaptan şirket yetkilisinin bilgisi ve rızası dışında üçüncü kişilerce çekildiğini, bu konuda davalıdan bilgi istenilmesine rağmen bilgi verilmediğini, sadece dekont sureti verilmekle yetinildiğini, davalıya paranın ödenmesi konusunda ihtar keşide edilmesine rağmen ödeme yapılmadığını, davalının müvekkili şirket yetkilisi dışında bir kişiye ödeme yapması sebebiyle sorumlu olduğunu ileri sürerek, 50.000 USD’nin 3095 sayılı Yasa"nın 4/a maddesine göre 04/09/2008 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, mahkemenin yetkisiz olduğunu, 05/09/2008 tarihinde çekilen meblağın 49.900 USD olduğunu, davacının son işlemin yapıldığı 14/11/2009 tarihine kadar hesabı herhangi bir itirazı olmaksızın kullanmaya devam ettiğini, bu durumun davacının hesap bakiyelerinden haberdar olduğu ve dava konusu işleme icazet verdiği anlamına geleceğini, ayrıca hesaba 05/09/2008-14/11/2009 tarihleri arasında para yatırma işlemleri de gerçekleştiğini ve bu işlemlere itirazda bulunulmadığı gibi iki tarih arasında 261 kez hesap bakiyesini de sıfırladığını, petrol işi ile iştigal eden davacının tacir olarak hesaplarını ticari işlemlerde kullanıp düzenli biçimde kontrol ettiğini, davacının tacir olarak ticari defter tutması sebebiyle 9 yıldır dava konusu işlemden haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ayrıca davacıya teslim edilen ATM kartı ile hesaptan çeşitli işlemler gerçekleştirilip bankadaki log kayıtlarına göre 27/10/2009 tarihinde hesap hareketlerini görüntülemek suretiyle hesaptan bilgi sahibi olduğunu, yine davacının belirttiği hesaba dayalı olarak kendisine verilen çek karneleri bulunduğunu, bu çeklerin bir kısmının karşılıksız kaldığı zamanlarda davacının hesapta iddia ettiği meblağ olmasına rağmen çeklerin neden karşılıksız kaldığını dahi sorgulamadığını, hatta davacının karşılıksız kalan çeklerle ilgili düzeltme hakkını kullandığını, davacı dışında yapıldığı iddia edilen ödemenin ise Bankada kayıtlı imza sirkülerine göre yetkili görünen Uğur Selvi isimli şahsın talimatına istinaden Ufuk Selvi’ye yapıldığını, yetkili olmayan kişiye ödeme yapılmasının söz konusu olmadığını, davacının taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 13.2 maddesi gereğince bildirmesi gereken yetki değişikliği ile ilgili bir bildiriminin olmadığını, davacının davranışının TMK 2. maddesine aykırı olduğunu, faiz talebinin de hukuka aykırı olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tacir sıfatına sahip Banka"nın basiretli bir tacir gibi hareket ederek 05/09/2008 tarihinde davacı şirket adına yetkisi bulunmayan dava dışı Uğur Selvi"ye, davacı şirketi temsilen davacı şirketin 49.900,00 TL"sini ödemesinde davalı Banka"nın kusurlu olduğu, ancak davacı tarafın söz konusu paranın yetkisiz önceki temsilci tarafından çekildikten sonra davacı şirkete teslim edilmediğini, bu dava yoluyla davacı şirketin sebepsiz zenginleşmeyeceğini ispat etmesi ve davalı tarafın delil olarak gösterdiği kendi (davacıya ait) ticari defter ve belgelerini ibraz etmesi gerekirken, kesin süreye ve ihtara rağmen ticari defter ve belgelerini ibraz etmekten kaçınması karşısında yetkisiz temsilcinin çektiği paranın davalı şirketin hesabına intikal ettiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Konya Bölge Adliye Mahkemesince, davacı şirketin şirket para giriş kapısı olarak bilinen yevmiye defterini ibraz ettiği, mahkeme ara kararının amacı olan davalı bankadan çekilen paranın şirket hesaplarına geçip geçmediğinin tespiti olduğu kabul edildiğinde ibraz edilen yevmiye defterinde şirket mal varlığına nakit olarak giren paraların 100 sayılı kasa, 102 sayılı banka, 131 sayılı ortaklar cari, 159 sayılı verilen sipariş avansları, 195 sayılı iş avansları ve 196 sayılı personel avansları (personel değilse) hesaplarından herhangi birisine kaydedilmiş olması zorunlu olduğundan yevmiye defterinin incelenmesi sonucu ara kararından amaçlananın elde edilmesinin mümkün olduğu, davacının davaya konu hesaba ait olmayan diğer yıllara ait tüm defter ve kayıtlarını ibraz etmemesinin tek başına onun kötü niyetli davrandığı anlamına gelmeyeceği, bu nedenle ilk derece mahkemesinin tüm defter ve kayıtların ibraz edilmemesini tek başına kötü niyetli davranış olarak kabul etmesi doğru olmadığı, ancak taraflar arasındaki hesabın hareketlilik durumu, yaklaşık dokuz yıl süre içerisinde hesabın birkaç kez sıfırlanıp tekrar işler hale getirilmesi, davacının 28/04/2009 tarihinden itibaren internet bankacılığından yararlanmış olması, yaklaşık dokuz yıllık süre içerisinde birkaç kez sıfırlanarak kullanılan hesaba 50.000 USD"nin girmesinin aynı miktarda kasa hesabının artmasına sebep olacağı, bu nedenle sağlıklı bir mizan veya bilançonun hazırlanmasının mümkün olmayacağı ve özellikle 50.000 USD kadar bir alacağın yaklaşık dokuz yıl gibi bir süre içerisinde takip edilmemesinin basiretli bir tacirden beklenemeyeceği nazara alındığında davacının banka hesabındaki hareketlere zımnen icazet verdiğinin kabulü gerektiği gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun kabulü ile Konya Asliye 3. Ticaret Mahkemesi"nin 20/09/2018 tarih, 2017/718 Esas 2018/541 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK"nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK"nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK"nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK"nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 14/01/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.