10. Hukuk Dairesi 2018/407 E. , 2019/8675 K.
"İçtihat Metni"Bölge Adliye
Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir.
... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı Kurum; 28.02.2013 tarihli iş kazasında sürekli işgöremez duruma giren sigortalıya bağlanan peşin değerli gelir ve ödenen geçici işgöremezlik ödemeleri nedeniyle oluşan kurum zararının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II- CEVAP
Davalı vekili; kendilerine atfedilecek bir kusur bulunmadığı, kazalı işçinin %100 kusurlu olduğu, kusurlu olduğunu kendisinin de kabul ettiği, çalışmaya devam edip emekli olduğu, maluliyetinin bulunmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III- MAHKEME KARARI
A- İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
"Davanın kabulü ile,
1-Fazlaya dair dava ve talep hakkı saklı kalmakla, 8.233,66 TL(10.000 TL -1.766,34:8.233,66 TL ) peşin sermaye değeri için gelir bağlama onay tarihi olan 22/04/2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı şirketten alınıp davacı kuruma verilmesine,
2-1.766,34 TL geçici iş göremezlik ödeneği için ödeme tarihlerinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı şirketten alınıp davacı kuruma verilmesine, ” karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine,
B- BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesine göre davacı lehine 1.980,00 TL vekalet ücreti yerine 1.200,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olduğu gerekçesiyle
”Davalı işveren vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,
2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 maddesi gereğince kabulüne,
... Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş Mahkemesi Sıfatıyla) 2014/70 E. - 2017/15 K. sayılı kararının kaldırılmasına,
3-Davanın kabulü ile,
a-8.233,66 TL ilk peşin sermaye değerli gelirin onay tarihi olan 22/04/2014 tarihinden, 1.766,34 TL geçici iş göremezlik ödeneğinin ödeme tarihlerinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı şirketten alınıp davacı Kuruma verilmesine, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına” karar verilmiştir.
TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davalı vekili; kazanın tamamen işçinin kendi kusurundan meydana geldiği ve bu durumu kendisinin de ifadesinde beyan ettiği, zarar görenin kusurunun illiyet bağını kestiği, sorumluluk hukuku ve Yargıtayın yerleşik içtihatları gereği müvekkili şirketin sorumluluğuna gidilemeyeceği, kendilerine kusur izafe edilmesinin hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
IV- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
1- Dosya kapsamına göre sigortalıya bağlanan gelirin 5510 sayılı Yasanın 54/c maddesi uyarınca yarıya indirildiği anlaşılmıştır. 5510 sayılı yasanın 54/c maddesi “malûllük, yaşlılık, ölüm sigortaları ve vazife malûllüğü ile iş kazası ve meslek hastalığı sigortasından hak kazanılan aylık ve gelirler birleşirse, sigortalıya veya hak sahibine bu aylık veya gelirlerden yüksek olanın tamamı, az olanın yarısı, eşitliği halinde ise iş kazası ve meslek hastalığından bağlanan gelirin tümü, malûllük, vazife malûllüğü veya yaşlılık aylığının yarısı bağlanır."" düzenlemesini içermektedir.
Kurumun, sigortalı veya hak sahiplerine bağladığı ilk peşin sermaye değerli gelirden fazlasını isteme hakkı bulunmadığı gibi; bağlanan gelirin kesildiği veya kesilmesi gereğinin, yargılama sürecinde ortaya çıktığı durumlarda; Kurumun ödemediği veya ödemeyecek olduğu gelir kesimini rücuen isteyemeyeceği yönü de, tazmine yönelik davada gözetilmesi gereken genel ilkeler arasında bulunmaktadır.
Dava konusu edilen gelirlerin, 5510 sayılı Yasa’nın 54. madde uyarınca indirildiği anlaşılmakta olup, davacı kurumdan gelir ve aylıklardan hangisinin yarıya indirip hangisinin tam ödendiğinin sorularak, davalının tazminle sorumlu olduğu ilk peşin sermaye değerli gelir miktarı; gelirin başladığı tarih itibariyle 5510 sayılı Yasa’nın 54. madde uyarınca indirilmiş hali üzerinden hesaplanan ilk peşin sermaye değerli gelir miktarına, indirme tarihine kadar yapılan fiili ödeme miktarının da yarısının eklenmesi suretiyle bulunan tutar ile yarıya indirilmemiş tam gelir üzerinden hesaplanan ilk peşin sermaye değerinin karşılaştırılması sonucu düşük olan esas alınarak belirlenmelidir.
2- 28.02.2013 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli işgöremez duruma giren sigortalıya bağlanan gelir nedeniyle uğranılan davacı Kurum zararının davalıdan rücuan alınmasına ilişkin davanın yasal dayanaklarından olan 5510 sayılı Kanunun 21. maddesinin ilk fıkrasında, iş kazası, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir davranışı sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamının, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirileceği belirtilmiş olmakla, anlaşılacağı üzere işverenin rücu alacağından sorumluluğu belirlenirken, gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri ile yargılamada yöntemince hesaplanacak gerçek (maddi) zarar karşılaştırması yapılıp düşük (az) olan tutarın hükme esas alınması gerekmektedir.
Bu tür davalarda gerçek zarar hesabı tazminat hukukuna ilişkin genel ilkeler doğrultusunda yapılmalıdır. Sigortalı sürekli iş göremezlik durumuna girmiş ise bedensel zarar hesabı, ölümü halinde destekten yoksun kalma tazminatı (Borçlar Kanununun 45-46, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 54-55. maddeleri) hesabı dikkate alınmalıdır.
Gerçek zarar hesaplanmasında ise; zarar ve tazminata doğrudan etkili olan işçinin net geliri, bakiye ömrü, iş görebilirlik çağı, iş görmezlik ve karşılık kusur oranları, destek görenlerin gelirden alacakları pay oranları, eşin evlenme olasılığı, gibi tüm verilerin hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde öncelikle belirlenmesi gerekir.
Mahkemece, gerçek zarar hesabı yapılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararı bozulmalıdır.
SONUÇ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.11.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.